By using this site, you agree to the Privacy Policy and Terms of Use.
Kabul et
FikirSanat | Kültür, Sanat, Sinema ve Teknoloji ArşiviFikirSanat | Kültür, Sanat, Sinema ve Teknoloji ArşiviFikirSanat | Kültür, Sanat, Sinema ve Teknoloji Arşivi
Bildirim Daha Fazlası
Font ResizerAa
  • Ana Sayfa
  • Kültür & Sanat
    • Sergiler
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Dizi Rehberi
    • Müzik
    • İzle & Dinle
  • Teknoloji
    • LapTop & Bilgisayar
    • Aksesuarlar
    • Mobil & Cihaz
    • Yazılım & Uygulamalar
  • Yapay Zeka
    • Üretken YZ
  • Şehir Rotaları
  • Dünya & Kültür
  • Hakkımızda
    • İletişim
    • Site Kullanım Koşullar
Okuyorum: Carissa Véliz: Teknoloji Kader Değil, Tasarım Meselesidir
Paylaş
Font ResizerAa
FikirSanat | Kültür, Sanat, Sinema ve Teknoloji ArşiviFikirSanat | Kültür, Sanat, Sinema ve Teknoloji Arşivi
  • Ana Sayfa
  • Kültür & Sanat
  • Teknoloji
  • Yapay Zeka
  • Şehir Rotaları
  • Dünya & Kültür
  • Hakkımızda
Search
Mevcut bir hesabınız mı var? Giriş Yap
Follow US
Carissa Véliz Kimdir? Mahremiyet, Yapay Zekâ ve Dijital Demokrasi
Yapay ZekaYaşam

Carissa Véliz: Teknoloji Kader Değil, Tasarım Meselesidir

Carissa Véliz, mahremiyet, yapay zekâ ve dijital demokrasi üzerine düşünceleriyle teknolojinin kader değil, tasarım meselesi olduğunu hatırlatıyor.

Fikirsanat
Son güncelleme: 6 Temmuz 2026 00:47
Fikirsanat
Yayım Tarihi: 6 Temmuz 2026
Paylaş
Carissa Véliz Kimdir? Mahremiyet, Yapay Zekâ ve Dijital Demokrasi
PAYLAŞ

Bir avuç teknoloji patronunun aldığı kararlar, bugün yalnızca şirketlerin değil, toplumların da geleceğini biçimlendiriyor. Hangi uygulamayı kullanacağımız, hangi verinin toplanacağı, hangi davranışın ölçüleceği, hangi içeriğin önümüze düşeceği çoğu zaman kamusal bir tartışmanın değil, kapalı şirket stratejilerinin sonucu olarak hayatımıza giriyor. Biz ise bu süreci çoğu zaman sanki kaçınılmaz bir doğa olayına maruz kalıyormuşuz gibi izliyoruz.

Contents
  • Carissa Véliz Kimdir?
  • Mahremiyet Neden Bir Güç Meselesidir?
  • Dijital Teknoloji Tarafsız Değildir
  • Teknoloji Kader Gibi Sunulduğunda
  • Yapay Zekâ ve Tahminin Gücü
  • Demokrasi İçin Asıl Tehlike Nerede?
  • Carissa Véliz Bize Neyi Hatırlatıyor?
  • Teknoloji Kader Değilse, Sorumluluk da Bizdedir

Oysa Carissa Véliz’in hatırlattığı temel şey tam da burada başlıyor: Teknoloji kader değildir; tasarlanır.

Carissa Véliz Kimdir?

Carissa Véliz, Oxford Üniversitesi’nde felsefe, yapay zekâ etiği, mahremiyet, dijital etik ve kamu politikası üzerine çalışan önemli düşünürlerden biridir. Oxford Institute for Ethics in AI’daki profilinde Véliz’in Associate Professor of Philosophy olarak görev yaptığı ve Hertford College’da Fellow olduğu belirtiliyor.

Véliz’in çalışmaları özellikle mahremiyet, veri ekonomisi, yapay zekâ etiği ve dijital teknolojilerin demokrasi üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Oxford’un uzman profili de onun mahremiyet ve yapay zekâ etiği konusunda farklı kurumlara ve politika yapıcılara danışmanlık verdiğini aktarıyor.

Ancak Véliz’i yalnızca akademik bir isim olarak okumak eksik olur. Onun asıl önemi, teknolojiyi gündelik hayatın içine yerleşmiş bir iktidar biçimi olarak tartışmasında yatıyor. Yani mesele yalnızca telefonlarımız, uygulamalarımız ya da yapay zekâ araçlarımız değil; bunların arkasında biriken veri, güç ve karar mekanizmalarıdır.

Mahremiyet Neden Bir Güç Meselesidir?

Carissa Véliz’in en bilinen kitabı Privacy Is Power, mahremiyeti yalnızca kişisel bir tercih olarak değil, doğrudan politik bir mesele olarak ele alır. Kitap, veri ekonomisi büyüdükçe kişisel mahremiyetin büyük teknoloji şirketleri ve devletler tarafından nasıl aşındırıldığını ve bunun neden önemli olduğunu tartışır.

Bu bakış, bugünün dijital düzenini anlamak için önemlidir. Çünkü kullanıcı çoğu zaman özgür bir birey gibi görünür. Uygulamayı kendisi indirir, şifreyi kendisi oluşturur, “kabul ediyorum” kutusuna kendisi basar. Fakat bu özgürlüğün sınırları baştan çizilmiş bir arayüzün içinde belirlenir.

Hangi verinin toplanacağı, neyin varsayılan ayar olacağı, hangi bildirimin öne çıkarılacağı, hangi içeriğin görünür kılınacağı çoğu zaman kullanıcının değil, platformun kararıdır. Bu yüzden mahremiyet kaybı yalnızca “özel hayatın ihlali” değildir. Aynı zamanda insanın kendi davranışı, dikkati ve geleceği üzerindeki söz hakkının zayıflamasıdır.

Dijital Teknoloji Tarafsız Değildir

Carissa Véliz’in düşüncesinde dijital teknoloji tarafsız bir araç değildir. Her teknoloji belirli bir dünya görüşünün, ekonomik modelin ve iktidar biçiminin izini taşır.

Sosyal medya platformları yalnızca iletişim aracı değildir; dikkat ekonomisinin en büyük laboratuvarlarından biridir. Arama motorları yalnızca bilgiye ulaşmanın yolu değildir; hangi bilginin öne çıkacağına dair devasa bir sıralama sistemidir. Yapay zekâ sistemleri yalnızca üretken araçlar değildir; insan davranışını sınıflandıran, tahmin eden ve kimi zaman yönlendiren yapılardır.

Bu nedenle Véliz’in teknolojiye bakışı basit bir teknoloji karşıtlığı değildir. O teknolojiyi reddetmez; teknolojinin nasıl, kimler tarafından ve hangi amaçlarla tasarlandığını tartışmaya açar. Bu ayrım önemlidir. Çünkü teknolojiye yalnızca hayranlıkla bakmak da, onu tümüyle felaket olarak görmek de insanı pasif bırakabilir.

Birinde “teknoloji bizi kurtaracak” denir. Diğerinde “teknoloji bizi yok edecek” denir. İki durumda da insanın tasarlama, düzenleme, sınırlama ve değiştirme kapasitesi geri plana itilir.

Teknoloji Kader Gibi Sunulduğunda

Bugün yapay zekâ, veri ekonomisi ve otomasyon etrafında sıkça kullanılan bir dil var: “Gelecek zaten buraya gidiyor.” Bu cümle, teknolojik gelişmeyi sanki doğal bir olaymış gibi gösterir. Oysa hiçbir algoritma gökten düşmez. Hiçbir platform kendiliğinden oluşmaz. Hiçbir veri toplama sistemi doğa yasası değildir.

Teknolojinin yönü yalnızca mühendislik başarısıyla değil; hukukla, etikle, ekonomiyle, kamusal baskıyla ve siyasal tercihlerle belirlenir. Bu nedenle Véliz’in “teknoloji kader değildir” fikri, bugünün en güçlü kaçınılmazlık anlatılarına karşı önemli bir itirazdır.

Asıl soru şudur: Eğer bu sistemleri insanlar tasarlıyorsa, neden başka türlü tasarlamasınlar?

Yapay Zekâ ve Tahminin Gücü

Carissa Véliz’in son dönem çalışmalarında tahmin meselesi de öne çıkar. Prophecy: Prediction, Power, and the Fight for the Future, from Ancient Oracles to AI adlı kitabında antik kehanetlerden modern yapay zekâ sistemlerine uzanan bir hatta tahminin nasıl bir güç aracına dönüştüğünü tartışır. Oxford Martin School’un etkinlik duyurusunda da kitap, tahmin, iktidar ve yapay zekâ ilişkisi üzerinden tanıtılıyor.

Bu nokta önemlidir. Çünkü yapay zekâ sistemleri yalnızca “geleceği tahmin eden” araçlar değildir. Çoğu zaman geleceği şekillendiren yapılardır.

Bir algoritma bir kişiyi “riskli” olarak sınıflandırdığında, bu yalnızca teknik bir sonuç değildir. O kişinin krediye erişimini, işe alınma ihtimalini, sigorta koşullarını ya da kamusal hizmetlerden yararlanma biçimini etkileyebilir. Böylece tahmin, yalnızca bilgi üretmez; imkânları da düzenler.

Véliz’in uyarısı burada daha da keskinleşir: Tahmin teknolojileri, insanlara dair olasılıkları sanki gerçeklermiş gibi sunmaya başladığında, insan geleceği de daraltılmış olur.

Demokrasi İçin Asıl Tehlike Nerede?

Carissa Véliz’in teknoloji eleştirisinin merkezinde demokrasi yer alır. Çünkü demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Yurttaşların karar alma süreçlerine anlamlı biçimde katılabilmesi, bilgiye ulaşabilmesi, manipülasyondan korunabilmesi ve kendi hayatı üzerinde söz sahibi kalabilmesi gerekir.

Fakat veri ekonomisi bireyleri sürekli izlenen, sınıflandırılan ve davranışları önceden tahmin edilmeye çalışılan nesnelere dönüştürdüğünde, yurttaşlık alanı da daralır. İnsanlar karar veren özne olmaktan çıkıp, hakkında karar verilen veri kümelerine dönüşür.

Geleneksel iktidar çoğu zaman emir verir, yasak koyar, açıkça müdahale eder. Dijital iktidar ise daha sessiz çalışır. Bildirim gönderir, öneri sunar, sıralama yapar, olasılık hesaplar, kullanıcıyı belli bir yöne doğru iter. Bu yüzden dijital çağın sorusu yalnızca “teknoloji ne yapıyor?” değildir. Daha doğru soru şudur: Teknoloji bizim adımıza neyi normalleştiriyor?

Carissa Véliz Bize Neyi Hatırlatıyor?

Carissa Véliz’in düşüncesi, teknolojiden korkmamız gerektiğini söylemez. Daha zor bir şey söyler: Teknolojiyi sorgulamamız gerektiğini hatırlatır.

Bu sorgulama, basit bir kullanıcı şikâyeti değildir. “Telefon bizi dinliyor mu?”, “Verilerim nereye gidiyor?” ya da “Yapay zekâ işimi alacak mı?” gibi soruların ötesinde daha temel bir alana açılır: Geleceği kim tasarlıyor?

Bugün teknoloji şirketlerinin sunduğu kolaylıklar hayatı hızlandırabilir, işleri pratikleştirebilir, bilgiye erişimi artırabilir. Fakat aynı anda insan davranışını ticari ve siyasal olarak daha fazla okunabilir hâle getiriyorsa, bu kolaylığın bedeli de konuşulmak zorundadır.

Véliz’in önerdiği şey karamsarlık değildir. Aksine onun düşüncesinde güçlü bir demokratik imkân vardır. Teknolojiler insanlar tarafından tasarlanıyorsa, başka türlü de tasarlanabilir. Veri toplama sınırlandırılabilir. Mahremiyet lüks değil, temel hak olarak görülebilir. Yapay zekâ sistemleri yalnızca verimlilik üzerinden değil, adalet, açıklanabilirlik ve insan onuru üzerinden değerlendirilebilir.

Teknoloji Kader Değilse, Sorumluluk da Bizdedir

Bugün yapay zekâ etrafında kurulan dil çoğu zaman büyülenmiş bir dildir. Her yeni model, her yeni araç, her yeni otomasyon imkânı geleceğin kapısı gibi sunulur. Fakat Carissa Véliz bize daha zor bir soru sordurur: Bu gelecek kimin geleceği?

Kim tasarlıyor, kim denetleniyor, kim kâr ediyor, kim izleniyor, kim karar veriyor?

Bu sorular sorulmadığında teknoloji gerçekten de kader gibi görünür. Oysa kader gibi görünen birçok şey, aslında çoktan yapılmış tasarım tercihleridir. Hangi verinin toplanacağı, hangi davranışın ölçüleceği, hangi sistemin varsayılan ayar olacağı, hangi riskin kullanıcıya yükleneceği, hangi kolaylığın mahremiyet karşılığında sunulacağı birer tercihtir.

Carissa Véliz’in düşüncesi bu nedenle teknoloji çağının pasif izleyicisine değil, yeniden düşünen yurttaşına seslenir. Teknolojiyi yalnızca kullanmak yetmez; onu anlamak, sorgulamak ve gerektiğinde sınırlandırmak gerekir.

Çünkü dijital çağda özgürlük, yalnızca internete erişebilmek değildir. Kendi verisi, dikkati, davranışı ve geleceği üzerinde söz sahibi kalabilmektir.

Teknoloji kader değildir. Ama kader gibi kabul edildiğinde, gerçekten kader hâline gelir. Véliz’in uyarısı bugün bu yüzden önemlidir: Gelecek yalnızca tahmin edilen bir şey değil, birlikte tasarlanması gereken bir alandır.

Silikon Karbon Batarya Nedir? Akıllı Telefonlarda Devrim Vaadi, Şişme Riski ve “Neden Hâlâ Bekliyorlar?” Sorusu
Göbekli Tepe’de Yazıdan Önceki İşaret: Yılan, İnsan ve Kuş
Kusursuzluğun İstilası: AI Videoları Rubens’in “Barok Dehasını” Taklit Edebilir mi?
Kaystros Heykeli: Efes’in Taşa Dönüşen Nehir Hafızası
İlber Ortaylı’nın Ardından: Kamusal Hafızanın Sesi Kime Kalır?
Etiketler:algoritmalarCarissa Vélizdijital demokrasidijital gelecekgözetim toplumumahremiyetPrivacy is Powerteknoloji felsefesiveri ekonomisiYapay Zeka Etiği
Bu makaleyi paylaş
Facebook E-posta Yazdır
Yorum yapılmamış

Cevabı iptal etmek için tıklayın.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

Welcome Back!

Sign in to your account

Kullanıcı Adı yada Eposta Adresi
Şifreniz

Lost your password?

Üye değil misiniz? Kaydol