Bir hayatı tek bir dansçıya vermek yerine dört ayrı bedene bölmek… İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin yeni “Afife” prodüksiyonu, Afife Jale’nin yaşamını doğumdan ölüme uzanan düz bir biyografi olarak anlatmıyor. Beyhan Murphy’nin libretto ve koreografisinde Afife’nin yaşamındaki dört ayrı dönem, dört farklı dansçı tarafından canlandırılıyor. Turgay Erdener’in müziğiyle sahnelenecek modern bale, 10 Ekim 2026 Cumartesi akşamı AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda prömiyer yapacak.

Eserin başlangıç noktası Afife’nin gençliği değil, yaşamının son dönemi.

Prodüksiyonun resmi anlatısında Afife, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde ağırlaşmış durumdayken geçmişini hatırlıyor. Hayatının dört dönemi birer rüya gibi yeniden belirirken bu hatırlama giderek karanlıklaşıyor. Böylece seyirci, sahneye çıkmak isteyen genç bir kadından yalnızlık ve hastalık içindeki son yıllara doğru kronolojik bir biyografiyi izlemek yerine, ölümün eşiğinden geriye doğru açılan bir hafızanın içine giriyor.

Bu yapı, Afife Jale’nin hikâyesine özellikle uygun. Çünkü onun hayatı yalnızca Türkiye tiyatrosunda bir “ilk” olmanın gururuyla anlatılabilecek kadar sade değil.

1918’de Darülbedayi’ye kabul edilen beş Müslüman Türk kadınından biri olan Afife, yaklaşık iki yıl boyunca sahneye çıkmayı bekledi. Hüseyin Suat’ın Yamalar oyunundaki Emel rolünün boşalmasının ardından 22 Nisan 1920’de Kadıköy’deki Apollon Tiyatrosu’nda sahneye çıktı ve modern Türk tiyatrosunda sahne alan ilk Müslüman Türk kadın olarak tarihe geçti. Dönemin toplumsal ve idari baskıları nedeniyle sahne yaşamı sürekli engellendi; 1921’de Müslüman kadınların sahneye çıkmasını yasaklayan uygulamalar Afife’nin Darülbedayi’den uzaklaştırılmasına kadar vardı.

Dolayısıyla Afife’nin hikâyesi yalnızca “cesur bir kadın sahneye çıktı” cümlesinden ibaret değil. Sahneye çıkabilmek için verilen mücadele kadar, bu mücadelenin bir insanın hayatında bıraktığı yıkım da anlatının parçası.

“Afife” 28 Yıl Sonra Yeni Bir Prodüksiyonla AKM’de

Dört Afife, tek yaşam

Beyhan Murphy’nin koreografik çözümü burada önem kazanıyor.

Afife’nin yaşamındaki dört dönemin dört farklı dansçı tarafından canlandırılması, yalnızca yaş farkını göstermeye yarayan teatral bir tercih değil. Aynı kişinin zaman içinde nasıl değiştiğini, bedenin ve hafızanın nasıl parçalandığını da görünür hale getiriyor. Resmi program metni, eseri “geçmişe dönüş” biçiminde tanımlıyor; her dönem kendi rüyasını taşıyor ve son bölümde bu rüya trajediye dönüşüyor.

Bu da biyografik bale türünün alışılmış kahraman anlatısından uzaklaşmasına imkân veriyor.

Afife yalnızca engelleri aşan öncü bir figür değil; âşık olan, kaybeden, dışlanan, hastalanan ve sonunda ağır bir yalnızlığın içine sürüklenen bir insan olarak sahnede var oluyor.

Eserin bestesi Turgay Erdener’e ait. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı yönetecek. Dekor tasarımını Efter Tunç, kostümleri Bahar Korçan, ışık tasarımını Cem Yılmazer, video tasarımını ise Aisha Hajiyeva üstleniyor. Prodüksiyon iki perde ve yaklaşık 90 dakika sürüyor.

Afife Jale. Görsel: Tugsataydin / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Afife_Jale

1998’den 2026’ya “Afife”

Yeni prodüksiyonun ayrıca kendi sahne geçmişi var.

Afife ilk kez 1998 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Resmi AKM programına göre eser, 28 yıl sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından hazırlanan yeni prodüksiyonla yeniden hayata geçiriliyor.

Bu dönüş yalnızca eski bir balenin yeniden programa alınması değil. Aradan geçen yıllarda Afife Jale’nin Türkiye kültür tarihindeki yeri de daha görünür hale geldi. Adına tiyatro ödülleri verildi, yaşamı farklı oyunlara, filmlere ve araştırmalara konu oldu; sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadın olarak hikâyesi giderek daha geniş bir kültürel hafızanın parçasına dönüştü.

Ancak Afife’nin hikâyesinin sürekli yeniden anlatılması beraberinde başka bir soruyu da getiriyor: Bir öncü figürü yalnızca simgeleştirmek, onun gerçek hayatındaki kırılmaları görünmez hale getirir mi?

Yeni bale prodüksiyonu bu nedenle ilginç bir yerde duruyor. Afife’yi yalnızca zafer anında, sahnenin ışıkları altında bırakmıyor. Hikâyeyi Bakırköy’deki son dönemine kadar taşıyarak, “ilk kadın oyuncu” unvanının arkasındaki hayatı da sahnenin içine alıyor.

Bu yaklaşım, Afife’nin tarihsel önemini küçültmüyor; tersine o öncülüğün bedelini görünür hale getiriyor.

Çünkü Afife Jale’nin sahneye çıkışı Türkiye tiyatro tarihinde bir dönüm noktasıydı. Fakat bu dönüm noktası, onu rahat ve uzun bir sanat yaşamına taşımadı. Onun ardından gelen kadınlar için açılan yol, Afife’nin kendi hayatında aynı ölçüde özgürlük yaratmadı.

Belki Afife balesinin bugün hâlâ sahnelenmesinin nedeni de burada.

Mesele yalnızca 1920’de sahneye çıkan bir kadını anmak değil; bir insanın sahnede var olabilmek için neden bu kadar ağır bir bedel ödemek zorunda kaldığını yeniden hatırlamak.

Afife – İstanbul Devlet Opera ve Balesi
AKM Türk Telekom Opera Salonu, İstanbul
10 Ekim 2026, 20.00 – Prömiyer
Diğer temsiller: 14 Ekim 20.00, 15 Ekim 20.00, 17 Ekim 15.00 ve 29 Ekim 20.00.

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version