Aydın Biçen’in “İz-Bellek-Direnç” adlı kişisel sergisi, Dr. Zeynep Öztürk’ün küratörlüğünde 14 Ekim 2026 Çarşamba günü Cubart Gallery’de açılıyor. Sanatçının mor bedenlerle kurduğu resim dünyası, çocukların ve kadınların taşıdığı toplumsal izlere, hatırlamaya ve direnmeye odaklanıyor.
Bir insanın yaşadıkları bedeninde nasıl görünür olur? Aydın Biçen’in resimleri etrafında şekillenen “İz-Bellek-Direnç”, bu soruyu çocuk ve kadın figürleri üzerinden ele alıyor. Serginin küratörü Dr. Zeynep Öztürk, çocukların bakışlarında hayatın erken bıraktığı izlere, kadınlarda ise kırgınlıkla birlikte varlığını sürdüren dirence dikkat çekiyor. Bu yaklaşımda beden, geçmişin etkilerinin bugüne taşındığı bir alan olarak değerlendiriliyor.
Biçen’in üretiminde çocukların dünyası uzun süredir önemli bir yer tutuyor. Cubart Gallery’nin sanatçı hakkında yayımladığı metin, savaşın çocuklar üzerinde yarattığı travmaları, belirsizliği ve umut arayışını çalışmalarının merkezine yerleştiriyor. Sanatçı, bireysel hikâyelerden hareketle toplumsal belleğe uzanan figüratif bir anlatım geliştiriyor. Bu geçmiş, yeni serginin başlığındaki “iz” ve “bellek” kavramlarının sanatçının önceki araştırmalarıyla ilişkisini de ortaya koyuyor.
Sergi duyurusunda öne çıkan mor bedenler, bu anlatımın ayırt edici unsuru. Öztürk’ün metninde figürlerin rengi kadar bakışları ve sessizlikleri de önem taşıyor. Çocuklar, dünyanın etkileriyle erken karşılaşmış kişiler olarak; kadınlar ise incinmişliğin içinde varlığını koruyan özneler olarak ele alınıyor. Küratörün önerdiği okuma, figürlerin taşıdığı yükle birlikte direnme gücünü de izlemeye dayanıyor.
Bedenin Taşıdığı Geçmiş
Zeynep Öztürk, sergi metninde bu yaklaşımı şöyle ifade ediyor: “Figürlere yakından baktığınızda yalnızca bir beden değil, o bedenin taşıdığı zamanın izlerini de görürsünüz.” Bu cümle, serginin üç kavramını birbirine bağlıyor: Yaşananlar iz bırakıyor, bellek bu izleri taşıyor, direnç ise geçmişin ağırlığıyla yaşamayı sürdürürken ortaya çıkıyor.
Burada sessizlik de küratöryel anlatının önemli bir parçası. Öztürk, figürlerin sessizliğini söylenemeyenlerin, hatırlananların ve taşınan deneyimlerin ifadesi olarak yorumluyor. Böylece sergi, bir yüzü ya da bedeni yalnızca o anki görünümüyle değerlendirmek yerine, onun gerisindeki yaşanmışlıkları düşünmeye yöneliyor.
Bu ilgi, Biçen’in akademik çalışmasına da yansımış durumda. Sanatçı, 2023’te tamamladığı tezinde resim sanatında savaş mağduru çocuklar konusunu araştırdı. Dolayısıyla çocuk figürleri, üretiminde hem sanatsal hem de araştırmaya dayanan bir uğraşın parçası.
1987’de Batman’da doğan Biçen, Dicle Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nde eğitim aldı. Öğretmenlik yaparken sanatsal çalışmalarını da sürdürdü. Üretimine Diyarbakır’daki atölyesinde devam eden sanatçının resim dili, galerinin biyografi metninde dışavurumculuk ve sembolizmle ilişkilendiriliyor; renk kullanımı ve katmanlı yüzeyler bu dilin temel özellikleri arasında gösteriliyor.
“İz-Bellek-Direnç”, bu birikimi mor bedenler etrafında bir araya getiriyor. Serginin odağında, yaşananların insan üzerindeki etkilerinin nasıl görünür kılınabileceği bulunuyor. Çocukların ve kadınların bakışları üzerinden kurulan anlatı, belleği kişisel deneyimlerle toplumsal koşulların buluştuğu yerde ele alıyor.
Sergi, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü, İstanbul Koşuyolu’ndaki Cubart Gallery’de açılacak. Galeri, Mehmet Afkan Sokak No. 5, Koşuyolu/Kadıköy adresinde bulunuyor.

