A24, 25 Eylül’de vizyona girecek “Primetime” için ikinci fragmanı yayımladı. Robert Pattinson’ın başrolünde olduğu film, 2000’lerin Amerikan televizyonunun en tartışmalı programlarından “To Catch a Predator” ve programın sunucusu Chris Hansen’dan esinleniyor. Ancak “Primetime”ı bir Chris Hansen biyografisi olarak düşünmek yanıltıcı olur. Yönetmen Lance Oppenheim, gerçek olayları kullanarak televizyon haberciliği, suç, seyir kültürü ve reyting arasındaki sınırı sorgulayan kurmaca bir gerilim filmi kuruyor. A24’ün resmî özetinde film, 2006 yılında Hansen’ın “televizyon tarihine geçmeye” çalıştığı döneme yerleştiriliyor.

Pattinson’a Merritt Wever, Skyler Gisondo, Matthew Maher, Bokeem Woodbine ve Phoebe Bridgers eşlik ediyor. Bridgers aynı zamanda filmdeki ilk sinema oyunculuğu deneyimini yaşıyor. “Primetime”, daha önce Some Kind of Heaven, Spermworld ve HBO yapımı Ren Faire gibi belgesellerle tanınan Lance Oppenheim’ın kurmaca uzun metraj yönetmenliğindeki ilk filmi. Oppenheim kendi yaklaşımını “docu-fantasia” olarak tanımlıyor; başka bir deyişle gerçek olayların belgesel mantığıyla değil, kurmaca sinemanın olanaklarıyla yeniden ele alındığı bir yapı söz konusu.

Bir televizyon programından gerilim filmine

“To Catch a Predator”, NBC’nin Dateline programı içerisinde 2004–2007 yılları arasında yayımlandı. Programda internet üzerinden reşit olmayan kişilerle buluşmaya çalıştığından şüphelenilen yetişkinler, gizli kamera operasyonlarıyla karşı karşıya getiriliyor; ardından Chris Hansen kameraların önüne çıkarak bu kişilerle konuşuyordu. Program kısa sürede yalnızca gazetecilik faaliyeti olmaktan çıkarak Amerikan televizyonunun kültürel fenomenlerinden birine dönüştü.

“Primetime” ise doğrudan bu formatın nasıl çalıştığıyla ilgileniyor. Film, karanlık ve ciddi bir suç konusunun televizyon tarafından nasıl izlenebilir, hatta sürükleyici bir programa dönüştürüldüğüne bakıyor. Oppenheim’ın dikkatini çeken de Hansen’ın yalnızca gazeteci olarak yaptığı iş değil, programın son derece teatral yapısı olmuş. Variety’ye verdiği açıklamada yönetmen, böylesine ağır bir konunun eğlence formatına dönüştürülmesinin yarattığı çelişkiye ilgi duyduğunu anlatıyor.

Bu nedenle Robert Pattinson’ın canlandırdığı Hansen da klasik anlamda bir kahraman portresi olarak görünmüyor. Fragmanlarda televizyon yüzü, gazeteci ve programın merkezindeki performatif figür birbirine karışıyor. Pattinson rol için Hansen’ın konuşma biçimini uzun süre çalışmış; oyuncu, ses tonunu yakalayabilmek için programdaki cümleleri sokakta yüksek sesle tekrar ettiğini dahi anlatıyor.

Gerçek olay, kurmaca film

Filmin dayandığı dönem özellikle önemli. Variety, yapımın 2006’daki Texas operasyonları ve sonrasında yaşanan tartışmalarla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Film ayrıca 2007’de Esquire’da yayımlanan ve programın yöntemlerini sorgulayan “Tonight on Dateline This Man Will Die” başlıklı yazıdan da esinleniyor.

Burada “gerçek hikâye” ibaresine dikkat etmek gerekiyor. “Primetime” gerçek kişileri ve olayları kullanıyor fakat yaşananları birebir yeniden canlandıran bir belgesel değil. Pattinson da Venedik Film Festivali’ndeki açıklamasında filmin Hansen’ın kendisi hakkında yapılmış doğrudan bir biyografik çalışma olmadığını söyledi.

Chris Hansen ise bu ayrımdan memnun değil. Hansen filmin yapım sürecine dahil edilmediğini, kendisine danışılmadığını ve olayların dramatize edilme biçiminin kendi gazetecilik çalışmalarını yanlış yansıttığını savunuyor. Pattinson’a kişisel bir itirazı olmadığını söylese de filmi sert biçimde eleştirdi. Dolayısıyla “Primetime”, daha vizyona girmeden gerçek kişi ile onun sinemadaki temsili arasında ayrı bir tartışma yaratmış durumda.

Venedik’ten sonra vizyona doğru

Film, eylül başında 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptı. Festival sonrasında özellikle Pattinson’ın performansı ve Oppenheim’ın belgeselle kurmaca arasında kurduğu yapı dikkat çekti. Variety, “Primetime”ı festivalin en fazla konuşulan filmlerinden biri olarak değerlendirdi.

A24’ün şimdi yayımladığı ikinci fragman ise filmin daha karanlık tarafını öne çıkarıyor. Burada mesele yalnızca suçluların yakalanması değil; kameranın ne zaman gazetecilik yapmayı bırakıp gösteri üretmeye başladığı. Bir olayın milyonlarca insan tarafından izlenmesi, o olayın kamusal yararı ile televizyon değerini birbirinden ayırmayı giderek zorlaştırıyor.

“Primetime” bu yüzden yalnızca eski bir televizyon programına duyulan 2000’ler nostaljisine yaslanmıyor. Bugün gerçek suç belgesellerinin, podcast’lerin, YouTube videolarının ve sosyal medya görüntülerinin dev bir eğlence endüstrisine dönüştüğü düşünülürse filmdeki soru hâlâ güncel: Bir suçun belgelenmesi ile bir suçun seyirlik hâle getirilmesi arasındaki sınır nerede başlıyor?

Lance Oppenheim’ın yönettiği “Primetime”, Robert Pattinson, Merritt Wever, Skyler Gisondo, Phoebe Bridgers, Matthew Maher ve Bokeem Woodbine’ın yer aldığı kadrosuyla 25 Eylül 2026’da sinemalarda gösterime girecek.

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version