Türkiye, Fransa ve Almanya’dan felsefecileri bir araya getiren “Şimdide Yarını Düşünmek” Uluslararası Felsefe Sempozyumu, 24 Ekim 2026 Cumartesi günü İzmir’deki Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Disiplinlerarası Felsefe Eğitim Kooperatifi (DAF) tarafından hazırlanan programda Ahmet Arslan, Natalie Depraz, Meral Özçınar, Nami Başer, Birgit Recki ve Daniel Payot konuşmacı olarak yer alacak. Sempozyumda geleceğin belirsizliği, zaman, beden, umut, sanat ve insanın dünyayla kurduğu ilişki farklı felsefi yaklaşımlarla ele alınacak.

Şimdide Yarını Düşünmek: Uluslararası Felsefe Sempozyumu İzmir’de Afiş Tasarımı

İnsan geleceği nasıl düşünür? Henüz yaşanmamış olan hakkında bilgi sahibi olmak mümkün müdür? Gelecek üzerine düşünmek, yalnızca olasılıkları öngörmekten mi ibarettir, yoksa bugünü anlama biçimimizi de değiştirebilir mi?

Felsefe tarihi boyunca zaman, değişim, belirsizlik ve insanın gelecekle ilişkisi, farklı düşünürlerin üzerinde durduğu temel meseleler arasında yer aldı.

Şimdide Yarını Düşünmek sempozyumu, bu soruları çağdaş felsefenin farklı alanlarından hareketle tartışmaya açacak.

Lucien Arkas Sanat Merkezi’nin oditoryumunda düzenlenecek etkinlikte altı akademisyen konuşma yapacak. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturumdan oluşan programda konuşmaların ardından soru ve tartışma bölümleri gerçekleştirilecek.

Geleceğin Belirsizliğinden Sanat ve Görme Deneyimine

Sempozyumun temel düşünsel çerçevesi, geleceği bugün içinde düşünmenin olanakları üzerine kuruluyor.

Gelecek, insan için hem beklentilerin hem de belirsizliklerin bulunduğu bir zaman alanıdır. Bilimsel öngörüler, toplumsal değişimler ve bireysel kararlar gelecekle ilişkimizi belirlerken, henüz gerçekleşmemiş olayların bütünüyle bilinemeyeceği gerçeği varlığını korur.

Bu durum, felsefe açısından önemli sorular ortaya çıkarır: Belirsizlik karşısında düşünmek ne anlama gelir? Bir olayın beklenmedik olması, insanın bilgi ve deneyim sınırları hakkında ne söyler? Tarihsel zaman ile umut arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

Programda yer alan konuşmalar, bu soruları yalnızca zaman felsefesi çerçevesinde değil, beden, sanat ve insanın varoluşuyla bağlantılı olarak da ele almayı amaçlıyor.

Natalie Depraz: Felsefenin Geleceği Olarak Sürpriz

Sempozyumun ilk konuşmasını saat 10.30’da Prof. Dr. Natalie Depraz gerçekleştirecek.

“Felsefe Sürprizlerle Doludur: Felsefenin Geleceği Olarak Sürpriz” başlıklı konuşma, beklenmedik olanın felsefi düşünceyle ilişkisini gündeme getirecek.

Sürpriz kavramı, insanın beklentileri ile karşılaştığı gerçeklik arasındaki farklılığa işaret eder. Beklediğimiz olayların gerçekleşmemesi veya öngöremediğimiz durumlarla karşılaşmamız, dünyayı anlamlandırma biçimimizi değiştirebilir.

Bu açıdan sürpriz, yalnızca gündelik yaşamda deneyimlenen bir şaşkınlık değil, bilginin ve düşüncenin sınırları üzerine değerlendirme yapmayı mümkün kılan bir kavram olarak da ele alınabilir.

Depraz’ın konuşması, sempozyumun geleceğin belirsizliği üzerine kurduğu tartışmaya açılış niteliğinde bir katkı sunacak.

Konuşmanın Türkçe ardıl çevirisini Prof. Dr. Nami Başer gerçekleştirecek.

Şimdide Yarını Düşünmek: Uluslararası Felsefe Sempozyumu İzmir’de Afiş Tasarımı

Ahmet Arslan: Geleceğin Belirsizliğinde Felsefe

Türkiye’deki felsefe çalışmalarının tanınmış isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Arslan, saat 11.25’te “Geleceğin Belirsizliğinde Felsefe” başlıklı konuşmasını yapacak.

Felsefe, tarih boyunca insanın yalnızca içinde yaşadığı dünyayı değil, henüz gerçekleşmemiş olanı da düşünmesinin yollarından biri oldu.

Geleceğin kesin biçimde bilinememesi, bilgi, özgürlük ve insan eylemleri arasındaki ilişkiyi gündeme getiriyor.

İnsanın karar verme sorumluluğu, geleceğin önceden belirlenip belirlenmediği ve belirsizlik karşısında aklın nasıl kullanılabileceği, bu başlığın çağrıştırdığı temel felsefi sorunlar arasında bulunuyor.

Ahmet Arslan’ın konuşması, sempozyumun zaman ve gelecek üzerine kurduğu tartışmayı felsefenin bilgi ve düşünme sorunlarıyla ilişkilendirecek.

Meral Özçınar: Lumina Sergisi Üzerinden Renk, Işık ve Görme Deneyimi

Sempozyumun sanat ile felsefe arasındaki ilişkiye odaklanan konuşması, Prof. Dr. Meral Özçınar tarafından gerçekleştirilecek.

Saat 12.00’de başlayacak “Görünenin Ardında Sanat ve Felsefe: Lumina Üzerinden Renk, Işık ve Görme Deneyimi” başlıklı konuşma, Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde devam eden Lumina: Renk ve Işık Sanatı sergisinden hareket edecek.

Görmek, yalnızca dış dünyadan gelen ışığın göz tarafından algılanması mıdır? Bir sanat eserine bakarken gördüğümüz biçimler, renkler ve görüntüler, geçmiş deneyimlerimizden bağımsız olarak değerlendirilebilir mi?

Sanat felsefesinde görme ve algı ilişkisi, özellikle izleyicinin sanat eseriyle kurduğu deneyimi anlamak açısından önemli bir yere sahiptir.

Renkler, ışık ve görsel düzenlemeler yalnızca sanatçının kullandığı biçimsel araçlar değildir. Bunlar, izleyicinin mekânı ve görüntüyü nasıl algıladığını da etkiler.

Meral Özçınar’ın konuşması, bu ilişkiyi modern ve çağdaş sanatın renk araştırmalarıyla bağlantılı olarak gündeme getirecek.

Lumina: Renk ve Işık Sanatı Sergisi

26 Eylül 2026 – 14 Şubat 2027 tarihleri arasında düzenlenen Lumina: Renk ve Işık Sanatı, Arkas Sanat ile Paris’teki Centre Pompidou arasındaki iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi.

Anna Hiddleston ve Noémie Fillon küratörlüğünde hazırlanan sergide, Centre Pompidou koleksiyonundan seçilen 83 eser bulunuyor. Sergi, 20. yüzyılın başlarından 1970’li yıllara kadar renk ve ışığın sanatsal üretimde kazandığı farklı anlamları inceliyor.

Fovizm, Op Art, sinestezi araştırmaları ve Renk Alanı resmi gibi yaklaşımlar üzerinden rengin yalnızca nesneleri temsil eden bir unsur olmaktan çıkarak bağımsız bir ifade alanına dönüşmesi ele alınıyor.

Vassily Kandinsky, František Kupka, Fernand Léger, Bridget Riley, Victor Vasarely, Gerhard Richter ve Etel Adnan, eserleri sergide yer alan sanatçılar arasında bulunuyor.

Meral Özçınar’ın konuşması, görsel sanatların ortaya koyduğu deneyimleri felsefi sorularla birlikte düşünmek için bir buluşma noktası oluşturacak.

Nami Başer: Sonun Sınırları, Sınırların Sonu

Sempozyumun öğleden sonraki ilk konuşmasını saat 14.15’te Prof. Dr. Nami Başer gerçekleştirecek.

“Sonun Sınırları, Sınırların Sonu” başlıklı konuşma, son ve sınır kavramlarının felsefi boyutlarını tartışmaya açacak.

Son kavramı, bir olayın, sürecin veya varoluş biçiminin tamamlanmasını ifade ederken sınır kavramı, bir şeyin nerede başladığını ve nerede bittiğini belirleyen ayrımlarla ilişkilidir.

Ancak sınırların her zaman kesin biçimde belirlenip belirlenemeyeceği, felsefi düşüncenin temel sorunlarından biridir.

Zamanın, bilginin ve insan deneyiminin sınırları üzerine düşünmek, aynı zamanda bu sınırların aşılması veya değişmesi olasılığını da gündeme getirir.

Başer’in konuşması, sempozyumun gelecek ve belirsizlik temasına sonluluk ve sınır düşünceleri üzerinden farklı bir yaklaşım sunacak.

Birgit Recki: Beden ve Mesafe Üzerine Felsefi Bir Tartışma

Birgit Recki: Beden ve Mesafe Üzerine Felsefi Bir Tartışma

Almanya’dan sempozyuma katılan Prof. Dr. Birgit Recki, saat 14.50’de “(Yaşanan) Beden ve Mesafe: Helmuth Plessner, Ernst Cassirer ve Hans Blumenberg’in İnsan Üzerine Düşünceleri” başlıklı konuşmasını yapacak.

Recki’nin konuşması, Alman felsefesinin üç önemli düşünürünün insanı anlama biçimlerini beden ve mesafe kavramları üzerinden bir araya getiriyor.

Helmuth Plessner, felsefi antropoloji alanındaki çalışmalarıyla insanın bedensel varoluşu ve çevresiyle kurduğu ilişki üzerine düşünceler geliştirdi.

Ernst Cassirer, insanın dünyayla ilişkisini dil, mit, sanat ve bilim gibi simgesel biçimler üzerinden ele aldı. Cassirer’in yaklaşımında insan, yalnızca biyolojik bir varlık değil, anlam üreten ve simgeler aracılığıyla dünyasını kuran bir varlıktır.

Hans Blumenberg ise modern düşünce, metaforlar ve insanın gerçeklikle kurduğu ilişki üzerine çalışmalarıyla tanınır.

Bu düşünürler üzerinden beden ve mesafe kavramlarının birlikte ele alınması, insanın kendisini ve çevresini nasıl deneyimlediğine ilişkin farklı felsefi yaklaşımları karşılaştırma olanağı sağlayacak.

Konuşmanın Türkçe çeviri ve sunumunu Prof. Dr. Hakan Çörekçioğlu üstlenecek.

Daniel Payot: Tarihsel Zaman, Şans ve Umut

Sempozyumun son akademik konuşmasını saat 15.45’te Prof. Dr. Daniel Payot gerçekleştirecek.

“Tarihsel Zaman ve ‘Şans’: Umut ve Belirsizlik” başlıklı konuşma, tarihsel süreçlerle insanın geleceğe ilişkin beklentileri arasındaki ilişkiyi gündeme getirecek.

Tarih yalnızca geçmişte yaşanmış olayların toplamı değildir. İnsanların geleceğe ilişkin tasarıları, beklentileri ve kararları da tarihsel süreçlerin oluşumunda rol oynar.

Umut kavramı, geleceğin henüz kesinleşmemiş olmasıyla yakından ilişkilidir. Gelecek önceden bütünüyle belirlenmiş olsaydı, farklı bir dünyanın mümkün olup olmadığı sorusu da başka bir anlam kazanırdı.

Payot’nun konuşma başlığı, tarihsel zamanın açık uçluluğu ile insanın değişim beklentisi arasındaki ilişkiyi tartışmaya açıyor.

Konuşmanın Türkçe ardıl çevirisini Prof. Dr. Nami Başer gerçekleştirecek.

Felsefe, Sanat ve Gelecek Aynı Programda

Şimdide Yarını Düşünmek sempozyumunun belirgin özelliklerinden biri, farklı felsefi araştırma alanlarını ortak bir tema çevresinde buluşturması.

Geleceğin belirsizliği, sürpriz, insanın bedensel varoluşu, sınırlar, tarihsel zaman ve umut gibi kavramlar birbirinden ayrı sorunlar olarak ele alınabilecekleri gibi insanın dünya karşısındaki konumunu anlamak için birlikte de düşünülebilir.

Sempozyumun sanat ve görme deneyimine yer vermesi ise felsefi düşüncenin yalnızca soyut kavramlarla sınırlı olmadığını hatırlatıyor.

Bir sanat eserini görmek, zamanı deneyimlemek, beklenmedik bir olayla karşılaşmak veya geleceğe ilişkin umut taşımak, insan yaşamının farklı alanlarına ait deneyimlerdir. Felsefe, bunlar arasındaki ilişkileri sorgulama olanağı sunar.

DAF tarafından hazırlanan program, Türkiye, Fransa ve Almanya’dan düşünürlerin katılımıyla bu soruları İzmir’de ortak bir tartışma alanına taşıyacak.

Şimdide Yarını Düşünmek Sempozyumu Programı

24 Ekim 2026 Cumartesi

Sabah Oturumu

  • 10.15–10.30: Açılış konuşmaları
  • 10.30–11.15: Natalie Depraz – Felsefe Sürprizlerle Doludur: Felsefenin Geleceği Olarak Sürpriz
  • 11.15–11.25: Ara
  • 11.25–12.00: Ahmet Arslan – Geleceğin Belirsizliğinde Felsefe
  • 12.00–12.35: Meral Özçınar – Görünenin Ardında Sanat ve Felsefe: Lumina Üzerinden Renk, Işık ve Görme Deneyimi
  • 12.35–12.55: Soru ve tartışma
  • 12.55–14.15: Öğle arası

Öğleden Sonra Oturumu

  • 14.15–14.50: Nami Başer – Sonun Sınırları, Sınırların Sonu
  • 14.50–15.35: Birgit Recki – (Yaşanan) Beden ve Mesafe: Helmuth Plessner, Ernst Cassirer ve Hans Blumenberg’in İnsan Üzerine Düşünceleri
  • 15.35–15.45: Ara
  • 15.45–16.20: Daniel Payot – Tarihsel Zaman ve “Şans”: Umut ve Belirsizlik
  • 16.20–16.40: Soru ve tartışma
  • 16.40–16.55: Kapanış

Etkinlik Bilgileri

Etkinlik: Şimdide Yarını Düşünmek – Uluslararası Felsefe Sempozyumu

Programı Hazırlayan: Disiplinlerarası Felsefe Eğitim Kooperatifi (DAF)

Tarih: 24 Ekim 2026 Cumartesi

Saat: 10.15–16.55

Mekân: Lucien Arkas Sanat Merkezi, Oditoryum

Adres: Arkas Mistral Binası, Çınarlı, Ankara Asfaltı Caddesi 1AA No: 15, İzmir

Katılım: Ücretsiz, rezervasyonlu

Kontenjan: Resmî etkinlik sayfasında dolu olarak belirtiliyor.

İlgili Sergi: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Sergi Tarihleri: 26 Eylül 2026 – 14 Şubat 2027

FikirSanat | Felsefe ve Kültür-Sanat Etkinlikleri, 2026

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version