Wim Wenders’ın 1987 tarihli Wings of Desire filmi, Berlin’in üzerinde dolaşan iki meleğin insanları izlemesiyle başlar. Damiel ve Cassiel görünmezler; insanların düşüncelerini duyabilir, korkularına, yalnızlıklarına ve gündelik kaygılarına tanıklık edebilirler. Fakat dokunamaz, müdahale edemez, acı çekemez, tat alamaz ve zamanın içinde insanlar gibi yaşayamazlar. Wenders’ın filmi bu nedenle melekler üzerine fantastik bir hikâyeden çok, insan olmanın ne anlama geldiğini dışarıdan bakarak sorgulayan bir filmdir. Damiel’in trapez sanatçısı Marion’a âşık olmasıyla bu soru somutlaşır: Sonsuzluğu bırakıp sınırlı bir hayatı seçmeye değer kılan nedir?

Film, Wenders’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdiği sekiz yılın ardından Almanya’da çektiği ilk filmdi. Yönetmen daha sonra Amerika’da giderek İngilizce düşünmeye ve hatta İngilizce rüya görmeye başladığını, kendi diline dönme ihtiyacı hissettiğini anlatacaktı. Berlin’i seçmesinin nedeni ise kenti yalnızca bir mekân olarak değil, tarihi üzerinde taşıyan parçalanmış bir beden gibi görmesiydi. 1987’de Berlin Duvarı hâlâ ayaktaydı; şehir fiziksel olarak ikiye ayrılmıştı. Wenders’ın melekleri ise duvarın engelleyemediği tek varlıklardı. Bir taraftan diğerine geçebiliyor, yaşayanlarla ölülerin, geçmişle bugünün arasında dolaşabiliyorlardı.

Wenders’ın melek fikrine ulaşmasında Rainer Maria Rilke’nin şiirlerinin de etkisi vardı. Yönetmen Berlin’de dolaşırken kamusal yapılarda, heykellerde ve kabartmalarda sürekli melek figürleriyle karşılaştığını; kenti anlatabilecek bir bakış noktası ararken bu figürlerin kendisine bir çıkış sunduğunu söyler. Melek, Berlin’i yukarıdan görebilen ama aynı zamanda tek tek insanların zihnine yaklaşabilen bir anlatıcıya dönüşür. Böylece film şehir panoramasından bir kütüphanede oturan insanın iç düşüncesine, savaşın belleğinden bir çocuğun gündelik merakına kadar sürekli ölçek değiştirir.

Burada önemli olan, meleklerin her şeyi bilmelerine rağmen aslında temel bir eksiklik içinde olmalarıdır. Damiel insanların düşüncelerini duyabilir ama onların deneyimine sahip değildir. Bir insanın kahve içerken hissettiği sıcaklığı, ellerini birbirine sürtmenin duygusunu ya da bir yaranın acısını yalnızca gözlemleyebilir. Sonsuz yaşam ona bilgi vermiştir fakat deneyim vermemiştir.

Wings of Desire – Wim Wenders, 1987

Bu ayrım filmin siyah-beyaz ve renk kullanımıyla görünür hale gelir. Meleklerin dünyası büyük ölçüde siyah-beyazdır; insan deneyimine geçildiğinde renk ortaya çıkar. Wenders bunu özellikle bedensiz varlıkların fiziksel dünyanın duyularına sahip olmamasıyla ilişkilendiriyordu. Görüntü yönetmeni Henri Alekan, Jean Cocteau’nun La Belle et la Bête filmindeki çalışmalarıyla tanınan, çekimler sırasında ileri yaşta olan büyük bir görüntü ustasıydı. Wenders onu yeniden kamera başına getirdi. Alekan, meleklere ait siyah-beyaz görüntülerde yumuşak ve zamansız bir doku yaratmak için objektif önünde ipek çoraptan yapılmış özel bir filtre kullandı.

Filmin biçiminin bu kadar serbest görünmesinin bir nedeni de çekimlere klasik anlamda tamamlanmış bir senaryoyla başlanmamış olmasıydı. Wenders temel hikâyeyi biliyordu fakat filmin bütün ayrıntıları önceden yazılmış değildi. Peter Handke bazı temel diyalogları ve metinleri hazırladı; Wenders ise Berlin’de duyduğu konuşmalardan, Handke’nin yazılarından ve çekim sırasında gelişen fikirlerden yararlandı. Hatta Peter Falk’ın kendisini oynadığı eski melek karakteri bile çekimler başladıktan sonra filme eklendi. Falk’a rol teklif edildiğinde ortada ona gönderilebilecek tamamlanmış bir senaryo dahi yoktu.

Bu üretim biçimi filmin yapısıyla uyumludur. Wings of Desire uzun süre klasik bir olay örgüsü kurmaz. Kamera Berlin’de dolaşır, insanların düşüncelerini dinler ve birbirleriyle doğrudan ilişkisi olmayan hayatların arasından geçer. Kütüphanedeki yaşlı adam, yalnız bir yolcu, hamile bir kadın, çocuklar, sirk çalışanları ve sokaktan geçen insanlar aynı şehrin düşünsel haritasını oluşturur. Film ilerledikçe bu dağınık yapı Damiel’in Marion’a yönelmesiyle belirli bir hikâyeye dönüşmeye başlar.

Wings of Desire Film Afişi

Çünkü Damiel için Marion yalnızca âşık olduğu kadın değildir. Onun aracılığıyla bir hayat seçme ihtimali ortaya çıkar. Melek olarak bütün insanları gözlemleyebilir; insan olduğunda ise yalnızca tek bir hayat yaşayabilecektir. Sonsuz olasılığı bırakıp tek bir deneyimi seçmek zorundadır.

Wenders burada ölümlülüğü bir eksiklik olmaktan çıkarır. Tam tersine, bir deneyimi değerli yapan şey onun sonsuz olmamasıdır. Kahvenin tadı, kanın sıcaklığı, soğuk hava, bir insanın ağırlığı ya da başka bir bedene dokunabilmek ancak kaybedilebilir oldukları için anlam kazanır. Damiel’in insan olmayı istemesi bu nedenle ölümsüzlükten vazgeçmek değil, seyirciliği bırakıp hayatın içine girmeyi seçmektir.

Filmin Berlin’i de aynı düşüncenin tarihsel karşılığı gibidir. Melekler kentin farklı dönemlerini hatırlar; insanlar ise büyük ölçüde kendi kısa yaşamlarının içindedir. Şehir savaşın, yıkımın ve bölünmenin izlerini taşırken günlük hayat devam eder. Potsdamer Platz’ın boşluğu, Berlin Duvarı ve savaş sonrası hafıza filmin arka planında sürekli hissedilir. Wenders böylece bireysel hafıza ile kentin hafızasını aynı görüntü içerisinde buluşturur.

Filmin sonundaki ithaf da bu nedenle önemlidir. Wenders filmi “eski meleklere”, özellikle Yasujirō Ozu, François Truffaut ve Andrei Tarkovsky’ye adar. Üç yönetmen de film çekildiğinde artık hayatta değildir. Sinemacının görevi ile filmdeki meleklerin görevi arasında burada açık bir benzerlik kurulur: onlar da insanları gözlemiş, geçip giden hayatları kaydetmiş ve artık var olmayan zamanları görüntülerde korumuşlardır.

Wings of Desire bu yüzden yalnızca aşk hakkında değildir. Wenders daha temel bir soruyla ilgilenir: Her şeyi uzaktan görebilmek mi daha değerlidir, yoksa çok az şeyi fakat gerçekten yaşayabilmek mi?

Damiel’in seçimi nettir. Sonsuzluğu bırakır; çünkü insan hayatının değeri, kusursuz ve sınırsız olmasında değil, bedenli, geçici ve tekrar edilemez olmasındadır.

Share.

1 Yorum

  1. Pingback: Et Dieu… créa la femme: Brigitte Bardot ve Kadın Arzusunun Görünür Hale Gelişi – Fikir Sanat

Leave A Reply

Exit mobile version