Tiyatro çoğu zaman sahnede gerçekleşen, seyircinin ise karanlıkta oturarak izlediği bir sanat olarak düşünülür. Oyuncu görünürdür; seyirci görünmez. Biri eylemde bulunur, diğeri olan bitene tanıklık eder. Oysa oyunun gerçek gücü, bu ayrımın bozulduğu anda ortaya çıkar. Seyirci yalnızca baktığı şeyi değil, bakma biçimini de değiştirmeye başladığında sahne bir gösteri alanı olmaktan çıkarak dönüşüm alanına dönüşür.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla düzenlediği Müzede Sahne, onuncu yılında “Oyunlarla Dönüşüm” başlığıyla izleyici karşısına çıkıyor. Ayşe Draz’ın sanat yönetmenliğini üstlendiği program, 27–30 Ağustos 2026 tarihleri arasında tiyatro, dans, performans ve katılımcı etkinlikleri müzenin bahçesine ve farklı mekânlarına taşıyacak.
Müze sahneye, seyirci katılımcıya dönüşürken

Müzede sergilenen eser genellikle tamamlanmış kabul edilir. İzleyici onun karşısında durur, bakar ve yoluna devam eder. Canlı performansta ise hiçbir şey tümüyle tamamlanmış değildir. Oyuncunun bedeni, mekânın sesi, havanın değişimi ve seyircinin tepkisi eserin o gece nasıl kurulacağını belirler. Aynı gösteri yeniden sahnelense bile aynı karşılaşma bir daha gerçekleşmez.
Müzede Sahne’nin Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesine ve farklı bölümlerine yayılması bu nedenle yalnızca alışılmadık bir sahne seçimi değildir. Müze, eserlerin sessizce korunduğu bir yapı olmaktan çıkar; bedenlerin hareket ettiği, seslerin birbirine karıştığı ve seyircinin yönünü değiştirmek zorunda kaldığı canlı bir alana dönüşür. Seyirci de önceden belirlenmiş koltuğunda oturan görünmez bir göz olmaktan uzaklaşarak mekânın içinde hareket eden katılımcıya dönüşür.
Onuncu yıl programının “Oyunlarla Dönüşüm” başlığını taşıması, oyunu yalnızca eğlence ya da temsil olarak görmeyen bir yaklaşımı işaret ediyor. Oyun, gündelik yaşamda sabit kabul edilen rollerin geçici olarak askıya alınmasını sağlar. İnsan bir başkası olabilir, başka bir olasılığı deneyebilir ya da alışılmış davranış biçimlerinin dışına çıkabilir. Bu geçici alan, hayatı doğrudan değiştirmese bile değişimin düşünülebileceği bir aralık açar.
Programın ana sahne çalışmalarından biri Onur Ünsal’ın sahnelediği Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri olacak. Koreograf Begüm Erciyas’ın farklı uluslararası festivallerde gösterilen Letters from Attica – Attika’dan Mektuplar adlı performansı da Müzede Sahne kapsamında izleyiciyle buluşacak. Programda ayrıca disiplinlerarası çalışmalar ve farklı yaş gruplarına yönelik katılımcı etkinlikler yer alacak.
Mektubun programın öne çıkan biçimlerinden biri hâline gelmesi de dikkat çekici. Mektup, uzakta bulunan birine seslenir; fakat yanıtın gelip gelmeyeceğini bilemez. Bu nedenle hem kişisel bir kayıt hem de kamusal bir tanıklık olabilir. Yazılan söz, sahibinden ayrılarak başka bir yerde yaşamaya devam eder. Bir sahne çalışmasının mektubu merkeze alması, konuşamayanın sesini taşımak ve görünmeyeni ortak alana getirmek için başka bir yol açar.
Müzede Sahne’nin bu yıl Sakıp Sabancı Müzesi’nde devam eden Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisiyle ilişki kurması da programın katılım fikrini güçlendiriyor. Yoko Ono’nun sanatında izleyici çoğu zaman tamamlanmış bir eserin karşısında duran kişi değildir; verilen yönergeyi uygulayan, bir dilek bırakan, bir nesneye dokunan ya da eserin anlamını kendi eylemiyle sürdüren kişidir. Müzede Sahne de benzer biçimde seyirci ile yapıt arasındaki mesafeyi yeniden düşünmeye açıyor.
Buradaki dönüşüm, bir oyundan çıktıktan sonra bambaşka bir insan hâline gelmek gibi büyük bir vaat değildir. Daha küçük fakat daha kalıcı bir yerde başlar: Seyircinin kendisini olayların dışında sanmaktan vazgeçmesinde. Çünkü sahne yalnızca karşıda duran bir dünya değildir. Baktığımız, tepki verdiğimiz ve sessiz kaldığımız her anda onun nasıl kurulacağına biz de katılırız.
Müzede Sahne, 27–30 Ağustos 2026 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilecek. Etkinliğin biletleri Biletinial üzerinden satışa sunuldu.

