İnsan yalnızca çalışmayı bıraktığında üretme gücünü kaybetmez. Bazen hayatın sürmesi için yerine getirilen görevler, insanı kendi sesinden yavaşça uzaklaştırır. Günler devam eder; ilişkiler, sorumluluklar ve alışkanlıklar yerinde kalır. Fakat bütün bu düzenin içinde dünyaya yeniden bakmayı sağlayan iç hareket sessizce çekilebilir. Geriye tamamlanmış bir hayat değil, başkasının hayatını sürdürüyormuş gibi yaşayan bir insan kalır.
Yeşim Ustaoğlu’nun yazıp yönettiği yeni filmi Artakalan, tam da bu sessiz kopuşun ardından başlayan yolculuğa odaklanıyor. MUBI’nin ortak yapımcılığını üstlendiği filmden ilk görsel paylaşılırken yapımın dünya prömiyerini, 18–26 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek 74. San Sebastián Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştireceği açıklandı. Film, festivalin ana yarışması olan Resmî Seçki’de Altın İstiridye için yarışacak.
Ustaoğlu böylece Pandora’nın Kutusu ile Altın İstiridye kazandığı 2008 yılından 18 yıl sonra San Sebastián’ın ana yarışmasına dönüyor. O yıl filmin başrol oyuncusu Tsilla Chelton da En İyi Kadın Oyuncu dalında Gümüş İstiridye’yi Melissa Leo ile paylaşmıştı. Bu dönüş, yalnızca ödül kazanılmış bir festivale yeniden katılmak anlamına gelmiyor; yönetmenin sinemasında aile, hafıza, aidiyet ve bireyin kendi yaşamı üzerindeki söz hakkı etrafında gelişen uzun bir arayışın yeni halkasını da işaret ediyor.
İnsanın kendi hayatına dönmesi
Artakalan, yaratma gücünü ve yaşama sevincini yitirmeye başlayan şair Elif’in, içinde sıkıştığı hayat düzeninden çıkarak başka bir yaşam ihtimalinin peşine düşmesini anlatıyor. Festivalin yayımladığı özete göre Elif, iç sesi ve vicdanıyla yeniden temas kurmaya çalışırken aileye ve hayatın anlamına ilişkin yerleşik kabulleri de sorguluyor. Onun açtığı yeni yol yalnızca kendi yaşamını değil, çevresindeki insanların hayatını da dönüştürme ihtimali taşıyor.
Başrollerini Öykü Karayel ile Metin Akdülger’in paylaştığı filmde İlyas Salman ve Ali Kayra Kul da yer alıyor. Türkiye, Fransa, Lüksemburg ve Bulgaristan ortak yapımı olan filmin müziklerini Şevket Akıncı hazırlarken Birhan Keskin’in şiirleri Elif’in içsel yolculuğuna eşlik ediyor. Festival programında filmin süresi 130 dakika olarak belirtiliyor.
Bir şairin yaratma gücünü kaybetmesi, yalnızca yazamaması değildir. Dil ile hayat arasındaki bağın zayıflamasıdır. Şair, gördüğü şeyi başka türlü adlandırabildiği sürece dünyayla ilişkisini yenileyebilir. Bu yeti kaybolduğunda yaşam sürer, fakat deneyim söze dönüşemez. Bu bakımdan Elif’in yolculuğu, kaybolmuş bir ilhamı geri kazanma hikâyesinden daha fazlasını vaat ediyor. Mesele yeniden şiir yazabilmekten önce, insanın kendi hayatını yeniden duyabilmesidir.
Filmin adındaki “artakalan” sözcüğü de bu nedenle çift yönlü okunabilir. Artakalan, geçmişten bugüne taşınan ve geride bırakılamayan yüklerdir. Ancak aynı zamanda bütün roller, zorunluluklar ve alışılmış kimlikler çekildiğinde insandan geriye kalandır. Film henüz görülmediği için bu kavramın anlatı içinde nasıl karşılık bulacağını bilmiyoruz; fakat açıklanan hikâye, Elif’in yeni bir kimlik edinmesinden çok, kendisine ait olmayan katmanları geride bırakmasına yöneldiğini düşündürüyor.
Yeşim Ustaoğlu’nun sinemasında yolculuk çoğu zaman bir yerden başka bir yere ulaşmanın ötesine geçer. Hareket eden karakter, beraberinde taşıdığı aileyi, geçmişi ve hafızayı da sorgulamak zorunda kalır. Artakalan hakkındaki ilk bilgiler de özgürleşmeyi bağları bütünüyle koparmak olarak değil, insanın kendisini görünmez kılan ilişkileri yeniden düşünmesi olarak kuruyor.
Bu nedenle filmin merkezindeki başka yaşam ihtimali, kolay bir kaçış vaadi taşımıyor. İnsan hayatını değiştirmeye karar verdiğinde yalnızca önündeki yolu değil, ardında bırakacağı düzeni de dönüştürür. Elif’in arayışı, kişisel özgürlüğün hiçbir zaman yalnızca kişisel kalmadığı bir sınırda başlıyor.
Artakalan, dünya prömiyerini 74. San Sebastián Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştirecek. Filmin Türkiye’deki sinema gösterim tarihi henüz açıklanmadı.

