İstanbul’un gece haritasında bazı konserler yalnızca bir etkinlik değildir; şehrin sesini yeniden kuran küçük anlar gibi çalışır. 14 Mart akşamı Beyoğlu’ndaki Blind İstanbul sahnesinde gerçekleşecek Babazula konseri de tam olarak böyle bir geceye işaret ediyor. Geleneksel sazların titreşimi, dub ritimleri ve elektronik katmanlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey yalnızca bir müzik değil; İstanbul’un kendi ses mimarisi gibi duran bir akış.
Babazula’nın müziği, Anadolu’dan gelen ritimlerle modern elektronik seslerin kesiştiği bir hat üzerinde ilerliyor. Bu nedenle grubun konserleri çoğu zaman klasik bir sahne performansı gibi değil, zamanla genişleyen bir ses deneyimi gibi çalışıyor.
Anadolu Psychedelia’nın İstanbul Yorumu
1990’ların ortasında İstanbul’da kurulan Babazula, Türkiye’de psikedelik müzik sahnesinin en özgün gruplarından biri olarak kabul ediliyor. Grup, bağlama, darbuka ve çeşitli perküsyonları elektronik efektler ve dub teknikleriyle birleştirerek kendine özgü bir müzik dili oluşturdu.
Bu yaklaşım çoğu zaman “Anadolu psychedelia” olarak tanımlanıyor. Ancak Babazula’nın müziğini yalnızca bir türle açıklamak zor. Çünkü grubun ses dünyasında halk müziği ritimleri, psikedelik rock, elektronik dokular ve doğaçlama performanslar iç içe geçiyor.
Bu yüzden Babazula’nın müziği bir geleneğin yeniden yorumlanması değil; gelenekle bugünün ses teknolojilerinin aynı sahnede buluşması gibi okunabilir.
Sahne Bir Performans Alanına Dönüşüyor
Babazula konserlerinin dikkat çeken taraflarından biri de sahne performansının kendisi. Grup, konserlerinde yalnızca müzik üretmiyor; kostümler, dans performansları ve doğaçlama ritimler sahnenin görsel atmosferini de belirliyor.
Bu nedenle Babazula’nın canlı performansları çoğu zaman bir konserden çok, ritmin etrafında kurulan kolektif bir deneyime dönüşüyor. Sahne ile dinleyici arasındaki sınır da bu noktada biraz bulanıklaşıyor.
Blind İstanbul sahnesinde gerçekleşecek konser de bu atmosferi yeniden kuracak gecelerden biri olacak.
Beyoğlu’nda Bir Ses Deneyi
Blind İstanbul, son yıllarda alternatif müzik sahnesinin önemli duraklarından biri hâline geldi. Kulüp atmosferi, elektronik müzik altyapısı ve sahne düzeni sayesinde deneysel müzik performansları için güçlü bir alan sunuyor.
Babazula’nın müziği ise tam olarak bu tür mekânlarda genişleyen bir yapıya sahip. Elektrikli sazın titreşimi, dub ritimleri ve analog seslerin yarattığı titreşim, kapalı bir sahnede çok daha yoğun hissediliyor.
Bu yüzden Babazula konserleri çoğu zaman bir müzik dinleme deneyiminden çok, sesin mekânla kurduğu ilişkiyi deneyimlemek gibi.

Babazula’nın müziği aslında bir soruyu hatırlatıyor: Bir şehir gerçekten nasıl duyulur? İstanbul’u çoğu zaman görüntüler üzerinden anlatıyoruz; oysa şehir belki de en çok ritimle anlaşılır. Eski bir sazın titreşimiyle elektronik bir bas çizgisi yan yana geldiğinde ortaya çıkan şey, yalnızca bir müzik türü değil; şehrin kendi ses hafızasıdır.






