Ekim ayı yeni sezonun en yoğun dönemlerinden biri. İstanbul’daki galerilerden Eskişehir’deki Odunpazarı Modern Müze’ye ve İzmir’deki Institut français’ye uzanan seçkide; hafıza, kent, doğa, beden, kayıp ve toplumsal gerçeklik farklı sanatçıların üretimlerinde yeniden karşımıza çıkıyor. Ekim 2026’da görülmesi gereken yedi sergiyi bir araya getirdik.
Eylül ayıyla birlikte başlayan yeni sanat sezonu ekimde iyice hızlanıyor. Bazı sergiler ayın ilk günlerinde kapanırken, bazıları henüz kapılarını açıyor. Bu nedenle ekim programı yalnızca İstanbul’daki büyük kurumlarla sınırlı değil; bağımsız galerilerden müzelere, video yerleştirmelerinden resme kadar oldukça farklı bir tablo var.
Bu ayın seçkisinde ortak bir tema aramak da gerekmiyor. Bir sergi binlerce yıldır dolaşımda olan anlatıların izini sürerken, diğeri boş bir sandalyenin ya da geride kalmış gündelik bir nesnenin taşıdığı hafızaya bakıyor. Bir başka sanatçı İstanbul’un kaybolan bitkilerini resmederken Neş’e Erdok günümüzün savaşlarının mağdur ettiği insanlara yöneliyor.
İşte Ekim 2026’da kaçırılmayacak 7 sergi.
1. Yeryüzü Yankıları — Odunpazarı Modern Müze
Ekim ayında İstanbul dışına çıkılacaksa listenin güçlü duraklarından biri Eskişehir.
Odunpazarı Modern Müze’nin yeni sergisi “Yeryüzü Yankıları”, insanlığın ürettiği anlatıların zaman içinde nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Mağara duvarlarından sözlü kültüre, mitlerden yazılı metinlere kadar bir hikâyenin kuşaklar ve coğrafyalar arasında dolaşırken neyi koruduğunu ve neyi değiştirdiğini sorguluyor.
Defne Casaretto küratörlüğündeki sergide farklı kuşaklardan sanatçıların 70’i aşkın eseri bulunuyor. Resim, fotoğraf, heykel, seramik, tekstil ve video yerleştirme gibi farklı üretim biçimlerinin bir araya gelmesi de sergiyi tek bir sanat disiplininin sınırlarından çıkarıyor. CANAN, Burçak Bingöl, Elmas Deniz, Erol Akyavaş, Selma Gürbüz, İrem Tok, Murat Akagündüz, Hüsamettin Koçan, Belkıs Balpınar ve Imran Qureshi sergide yer alan çok sayıdaki isim arasında. omm.art
Buradaki esas soru oldukça basit ama geniş: Bir hikâye yüzyıllar sonra bize ulaştığında hâlâ aynı hikâye midir?
Doğa, tarih ve mitolojiyi doğrusal bir sanat tarihi anlatısı yerine farklı zamanları birbirine bağlayan bir yapı içinde ele alan “Yeryüzü Yankıları”, hızlıca gezilip çıkılacak bir sergiden çok uzun süre içinde tekrar ziyaret edilebilecek bir seçki.
Yer: Odunpazarı Modern Müze, Eskişehir
Tarih: 26 Eylül 2026 – 12 Eylül 2027
2. Gölgesi Kalır — Tansu Köse
Bir insan bir mekândan ayrıldığında ondan geriye ne kalır?
Tansu Köse’nin KAIROS’taki ilk kişisel sergisi “Gölgesi Kalır”, bu soruyu insan figürünü doğrudan göstermeden soruyor. Sanatçının resimlerinde gündelik eşyalar, alışkanlıkların ve daha önce o mekânda bulunmuş bedenlerin sessiz tanıklarına dönüşüyor.
Masa, sandalye veya sıradan bir eşya artık yalnızca nesne değil. Ona dokunmuş kişinin ağırlığı, yokluğu ve geçmişte kurduğu ilişki resmin görünmeyen parçası haline geliyor.
Serginin düşünsel arka planında Georges Perec’in gündelik hayatın sıradan görünen ayrıntılarına yeniden bakma çağrısı bulunuyor. Büyük olayların yerine tekrarlar, küçük hareketler ve çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiğimiz nesneler önem kazanıyor. Burada kayıp, dramatik bir görüntüyle değil; artık orada olmayan birinin bıraktığı boşlukla kuruluyor.
Ekim takvimindeki en kısa süreli sergilerden biri olduğu için özellikle ayın ilk yarısında görülmesi gerekiyor.
Yer: KAIROS Gallery, Beyoğlu
Tarih: 2–17 Ekim 2026
3. Eve Dönüş — PİLOT
PİLOT, yeni sezonu yalnızca yeni bir sergiyle değil, 12 yıl sonra eski adresine dönerek açtı.
Galerinin Sıraselviler Caddesi 83 numaradaki mekânına geri dönüşünü odağına alan “Eve Dönüş”, galerinin farklı dönemlerde birlikte çalıştığı 15 sanatçıyı bir araya getiriyor. Hamra Abbas, Ece Ağırtmış, Atıf Akın, Halil Altındere, İrem Tok, Gözde Mimiko Türkkan, M.K. Perker ve Zeren Göktan seçkide yer alan isimlerden bazıları. İşlerin önemli bir bölümü sergi için üretilmiş yeni çalışmalardan oluşuyor.
Ancak sergiyi ilginç kılan yalnızca sanatçı listesi değil.
“Eve dönüş” burada nostaljik bir geçmiş özlemi olarak kurulmamış. On iki yıl içinde galeri değişti, sanatçılar değişti, İstanbul değişti. Aynı mekâna yeniden girildiğinde karşılaşılan yer de aslında artık aynı yer değil.
Dolayısıyla sergi, bir sanat kurumunun kendi hafızasıyla karşılaşması gibi okunabilir. Eski eserlerin çıkarılıp kronolojik bir galeri tarihi oluşturulması yerine, geçmişte kurulmuş ilişkiler güncel üretimlerle yeniden sınanıyor.
Bu nedenle “Eve Dönüş”, ekim ayında görülebilecek karma sergiler arasında yalnızca içeriğiyle değil mekânın kendi hikâyesiyle de ayrılıyor.
Yer: PİLOT, Sıraselviler, İstanbul
Tarih: 17 Eylül – 31 Ekim 2026
4. KANZEN — Chi Art Gallery
Japoncada “tamlık”, “bütünlük” ve “eksiksizlik” anlamlarına gelen kanzen, Chi Art Gallery’nin yeni sezon sergisinin çıkış noktasını oluşturuyor.
Ancak sergi bütünlüğü, birbirine benzeyen eserlerin uyumunda aramıyor.
Serap Görünme, Hayal Köseoğlu ve Mehmet Sinan Kuran; fotoğraf, resim ve çizim üzerinden birbirinden oldukça farklı görsel dünyalar kuruyor. Sergi de bu farklılıkları ortadan kaldırmak yerine yan yana getiriyor. Temel soru şu: Birlikte var olmak için birbirimize benzememiz gerçekten gerekli mi?
Serginin adı bu nedenle biraz yanıltıcı olabilecek kadar ilginç. “Tamlık” burada eksik parçaların birbirini tamamlaması anlamına gelmiyor. Her parçanın zaten kendi başına tamamlanmış olduğu ve yine de başka parçalarla bir arada bulunabileceği fikrine dayanıyor.
Görünme’nin fotoğraf temelli yaklaşımıyla Köseoğlu ve Kuran’ın farklı resimsel dünyalarının aynı mekânda karşılaşması da bu fikri teorik olmaktan çıkarıp doğrudan serginin kuruluş biçimine taşıyor.
Ayın erken kapanan sergilerinden biri.
Yer: Chi Art Gallery, İstanbul
Tarih: 9 Eylül – 10 Ekim 2026 Artful Living
5. Suya Yazı Yazmak — Julie Chaffort
Institut français İzmir Sergi Salonu
İstanbul’da üretilmiş bir eser, Türkiye’deki ilk sergilemesine İzmir’den başlıyor.
Fransız görsel ve video sanatçısı Julie Chaffort’un “Suya Yazı Yazmak” adlı çalışması, üç farklı su mekânında çekilmiş ve eş zamanlı gösterilen üç videodan oluşuyor.
Sanatçı, dansçılar Banu Açıkdeniz, Chiara Giorda ve Su Güneş Mihladız ile birlikte Boğaziçi, Yerebatan Sarnıcı ve İstanbul çevresindeki bir gölde gerçekleştirdiği çekimlerde bedenin suyla kurduğu ilişkiye bakıyor. Üç kadın figürünün hareketleri, dengenin kurulması ve kaybedilmesi, suyun görüntüyü yansıtması ve ardından bozması çalışmanın temel unsurlarına dönüşüyor.
Eserin adı Türkçedeki “suya yazı yazmak” deyiminden geliyor. Kalıcı olmayacak bir şey yapmak anlamını taşıyan deyim, video yerleştirmesinde hareket ve hafızayla birleşiyor.
Burada su yalnızca fon değil. İstanbul’da iki yakayı birbirine bağlayan, aynı zamanda ayıran; görüntüyü taşıyan ama üzerinde hiçbir izin kalıcı olmadığı bir yüzey.
“Suya Yazı Yazmak” İzmir’in ardından Ankara ve İstanbul’a da taşınacak.
Yer: Institut français İzmir Sergi Salonu
Tarih: 26 Eylül – 23 Ekim 2026
6. Şehrin Gözbebekleri — Su Yücel
İstanbul’un kaybolan hafızasını yalnızca eski binalarda veya sokaklarda aramak eksik olabilir. Çünkü şehrin kaybettiği şeyler arasında bitkiler de var.
Su Yücel’in “Şehrin Gözbebekleri” başlıklı yeni projesi İstanbul’un betonlaşma ve değişim nedeniyle giderek daha kırılgan hale gelen doğal mirasına yöneliyor.
Boğaziçi Keteni, İstanbul Nazendesi, Riva Sığır Kuyruğu ve çeşitli çiğdem türleri sanatçının resimlerinde yalnızca botanik örnekler olarak görünmüyor. Kentin edebiyatı, belleği ve kültürel geçmişiyle birlikte ele alınıyor. Serginin küratörlüğünü Telga Südor Mendi üstleniyor.
Bu yaklaşım sergiyi klasik anlamda bir doğa resimleri seçkisinden ayırıyor. Çünkü mesele yalnızca bitkilerin güzelliğini göstermek değil; İstanbul değiştikçe hangi canlıların ve hangi doğal alanların gözümüzün önünden çekildiğini kaydetmek.
Projenin belgesel nitelikli bir kitaba dönüştürülmesi ve sergi boyunca ekologlar, akademisyenler ve sanat insanlarının katılacağı etkinliklerin planlanması da çalışmayı galerinin duvarlarının dışına taşıyor.
Yer: Galeri Diani, İstanbul
Tarih: 10 Ekim – 1 Kasım 2026
7. Neş’e Erdok — İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
Listenin en geç açılan sergisi aynı zamanda ekim ayının önemli buluşmalarından biri.
Türk resminde figüratif ve toplumsal gerçekçi yaklaşımın önde gelen isimlerinden Neş’e Erdok, mezun olduğu Akademi’nin müzesinde ilk kişisel sergisini açıyor.
23 Ekim’de açılacak sergi, sanatçının son iki yılda ürettiği yeni kompozisyonları bir araya getiriyor. Erdok bu kez bakışını Filistin, Suriye ve Lübnan’ın çağrıştırdığı savaş, yerinden edilme ve mağduriyet hikâyelerine çeviriyor.
Bu yönelim sanatçının resim tarihinde kurduğu çizgiden tamamen kopuk değil. Erdok’un sanatında yıllardır toplumun görünür merkezinin dışında kalan insanlar bulunuyor: sokakta karşılaşılan figürler, yalnızlık, yoksulluk, gündelik hayatın kırılgan bedenleri ve kent içinde çoğu zaman görmeden geçtiğimiz insanlar.
Yeni resimlerde coğrafya genişliyor fakat bakışın yöneldiği yer değişmiyor: büyük toplumsal olayların ortasında kalan insan.
Serginin İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleşmesi de ayrıca anlam taşıyor. Erdok bu kuruma genç bir öğrenci olarak girmiş, Neşet Günal Atölyesi’nde eğitim görmüş ve daha sonra uzun yıllar Akademi’de sanat eğitiminin içinde yer almış bir isim. Şimdi aynı tarihsel yapıya öğrenci veya hoca olarak değil, altmış yılı aşan sanat yaşamının ardından yeni eserleriyle dönüyor.
Üstelik retrospektif bir bakışla geçmişine değil, doğrudan bugünün dünyasına bakarak.
Yer: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
Tarih: 23 Ekim – 31 Aralık 2026
Ekim ayında sergiler arasında farklı bir rota
Ekim seçkisinin dikkat çekici tarafı sergilerin birbirine benzememesi.
OMM’da binlerce yıllık anlatıların dönüşümünden başlayan rota, Tansu Köse’de bir odada geride kalmış nesneye; PİLOT’ta bir galerinin kendi geçmişine; KANZEN’de farklılıkların bir arada bulunma ihtimaline uzanıyor. Julie Chaffort suyun üzerinde kalıcı olmayan izleri takip ederken Su Yücel İstanbul’un yok olma tehlikesi altındaki doğal hafızasını kayıt altına alıyor. Neş’e Erdok ise bütün bu kişisel ve kültürel hafıza meselelerinin karşısına günümüzün en sert gerçeklerinden birini, savaşın insan bedeninde bıraktığı izi koyuyor.
Bu nedenle Ekim 2026 sergileri, tek bir büyük etkinliğin gölgesinde kalan bir programdan çok, birbirinden oldukça farklı soruların aynı ay içinde yan yana geldiği geniş bir sanat rotası sunuyor.
Bazılarını görmek için ise fazla beklememek gerekiyor: KANZEN 10 Ekim’de, Gölgesi Kalır 17 Ekim’de, Suya Yazı Yazmak 23 Ekim’de sona eriyor. Ekim ayı sergi rotasını oluştururken ilk durakları bunlara ayırmak iyi olabilir.

1 Yorum
Pingback: Orkidenin Bilimsel Portresi: Türkiye ve Güney Kore’den 39 Ressam Beyoğlu’nda Buluşuyor – Fikir Sanat