Pera Müzesi, savaş sonrası Britanya resminin önemli isimlerinden Frank Bowling’in yapıtlarını İstanbul’da ilk kez kapsamlı biçimde izleyiciyle buluşturuyor. “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım – Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle” başlıklı sergi, 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 tarihleri arasında görülebilecek. Küratörlüğünü Alistair Hicks’in üstlendiği sergi, Bowling’in altmış yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing’in yapıtlarıyla yan yana getirerek resmin sürekli değişen olanaklarını tartışmaya açıyor.
Serginin çıkış noktası yalnızca üç ressamı aynı mekânda göstermek değil. Bowling, Bacon ve Willing’in farklı dönemlerde birbirine yaklaşan, birbirinden uzaklaşan ve yeniden kesişen sanatsal yönelimleri üzerinden daha temel bir soru ortaya konuyor: Resim neye dönüşebilir? Pera Müzesi’nin sergi metninde de bu soru, yaratım ve yıkım, düzen ve kaos, rastlantı ve kontrol arasındaki gerilimle ilişkilendiriliyor.
Frank Bowling Kimdir?
1934’te Guyana’da doğan Frank Bowling, genç yaşta Londra’ya taşındı ve burada sanat eğitimi aldı. Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Londra ile New York arasında çalışan Bowling, özellikle 1960’lardan itibaren figürasyon ile soyutlama arasında kendi özgün dilini kurdu.
Onu yalnızca soyut ressam olarak tanımlamak eksik kalır. Çünkü Bowling’in resimleri renk, yüzey ve boya kadar hafıza, göç, coğrafya ve kişisel geçmişle de ilişkilidir. Haritalar, çocukluk evine dair imgeler, renk katmanları ve yüzey üzerinde oluşan tesadüfler onun resminde birbirine karışır.
Pera Müzesi’nin sergi seçkisi de bu uzun üretim sürecini farklı dönemlerden eserlerle takip ediyor. Sergide ilk kez izleyiciyle buluşacak çalışmaların yanında Bowling’in ünlü Harita serisinden 1967–1971 tarihli resimler ve sanatçının Guyana’daki çocukluk evine döndüğü “Annemin Evine Yeniden Bakış” (2026) adlı çalışma da yer alıyor.
Haritalar, Bellek ve Yer Değiştirme
Bowling’in Harita serisi, sanatçının üretimindeki en ayırt edici dönemlerden biri. Harita burada coğrafyayı açıklayan nötr bir araç değildir. Kıtaların biçimleri, renk katmanlarının ve yüzey hareketlerinin içinde görünür olurken, kişisel geçmişle siyasal tarih birbirine yaklaşır.
Guyana’dan Britanya’ya uzanan yaşam deneyimi düşünüldüğünde harita, aynı zamanda aidiyet meselesine açılır. Bir insanın nerede doğduğu, nerede yaşadığı ve kendisini hangi kültüre ait hissettiği tek bir çizgiyle açıklanamaz.
Bowling’in resimlerinde coğrafya bu nedenle sabit değil, sürekli hareket hâlindedir. Renk yüzeyi kaplar, biçimleri siler, başka katmanları görünür kılar. Resimdeki dünya haritası bazen belirginleşir, bazen neredeyse kaybolur.
Bu yaklaşım, sanatçının soyutlamayı gerçeklikten kaçış olarak görmediğini gösterir. Tam tersine, soyut resim kişisel ve tarihsel hafızanın başka biçimde kurulabileceği bir alan hâline gelir.
Francis Bacon Bir “Müdahale” Olarak Sergide
Serginin en dikkat çekici tercihlerinden biri, Francis Bacon’ın Bowling’in eserleri arasına doğrudan yerleştirilmesi. Ancak küratör Alistair Hicks bunu klasik anlamda bir karşılaştırma olarak değil, “müdahale” olarak tanımlıyor.
Pera Müzesi’nin verdiği bilgiye göre Bacon’ın “Lisa’nın Portresi” (1956) ve “Nü Etüt Çalışması” (1952–53) sergide Bowling’in yapıtlarıyla karşılaşıyor. Hicks, Bacon ve Victor Willing’in eserlerini Bowling’in resimleri arasında yol bulmaya yardımcı olan “pusulalar” olarak değerlendiriyor.
Bacon’ın parçalanmış ve gerilimli figürleri ile Bowling’in geniş renk alanları ilk bakışta birbirinden oldukça farklı görünebilir. Ancak ikisini birbirine yaklaştıran şey, boyanın yalnızca görüntüyü temsil eden bir araç olmaması.
Her iki sanatçıda da boya yüzey üzerinde bir olay hâline gelir. Figür bozulabilir, renk taşabilir, yüzey kontrol dışına çıkabilir. Resim tamamlanmış, sakin bir görüntü değil; üretim sürecinin izlerini taşıyan fiziksel bir alan olarak kalır.
Victor Willing ve Resmin Sınırları
Sergideki üçüncü isim Victor Willing. Bowling ile aynı kuşağın Britanya sanat ortamında üretim yapan Willing’in sergide “Baş VI” (1985) adlı eseri yer alıyor.
Willing’in özellikle yaşamının son döneminde geliştirdiği resimler, gerçeklikle düşsel alan arasında gidip gelen imgeler taşır. Bu noktada Bowling’in soyutlama anlayışıyla doğrudan biçimsel bir benzerlik kurmak yerine, üç ressamı ortak bir arayış içinde düşünmek daha anlamlıdır.
Bacon, Bowling ve Willing’in yolları farklıdır; ancak üçü de resmin önceden belirlenmiş sınırlarını zorlar. Figür ne kadar bozulabilir? Yüzey ne kadar kontrolsüz bırakılabilir? Rastlantı sanatçının kararının önüne geçebilir mi? Resim temsil etmek zorunda mıdır?
Serginin temel gerilimi de burada kuruluyor.
Yaratım ve Yıkım
Serginin adı, Bowling’in resim yapma biçimini anlamak açısından güçlü bir ipucu veriyor. Yaratım ve yıkım, birbirine karşıt iki süreç olarak değil, aynı üretimin parçaları olarak düşünülüyor.
Bir resim yapılırken yalnızca yeni katmanlar eklenmez. Bazı yüzeyler kapatılır, biçimler silinir, renkler birbirine karışır, önceki kararlar ortadan kaldırılır. Yıkmak da üretimin bir parçası hâline gelir.
Bu yaklaşım modern resimde önemli bir kırılmaya işaret eder. Resim artık önceden zihinde tamamlanan bir görüntünün tuvale aktarılması değildir. Üretim sırasında değişen, hata yapan, rastlantılara izin veren ve kendi yönünü bulan bir süreçtir.
Pera Müzesi’nin sergi metninde de Bowling’in pratiği deneysellik, rastlantı ve yeniden keşfetme üzerinden ele alınıyor; yüzey ise tamamlanmış bir alan olmaktan çok sürekli dönüşen bir yapı olarak tanımlanıyor.
Rengin Fiziksel Gücü
Bowling’in resminde rengin yalnızca görsel değil, fiziksel bir niteliği vardır. Boya akar, katmanlaşır, yüzey üzerinde yoğunlaşır ve bazen resmin biçimini kendi hareketi belirler.
Bu nedenle onun çalışmalarını yalnızca renk ilişkileri üzerinden okumak yeterli değildir. Boyanın ağırlığı, dokusu ve yüzey üzerinde bıraktığı iz de kompozisyonun parçasıdır.
Pera Müzesi’nin sergiye eşlik eden öğrenme programlarında da renk, biçim, yüzey, katman ve dönüşüm kavramlarının özellikle öne çıkarılması tesadüf değil. Katılımcılara farklı malzemeleri üst üste getirerek görüntünün nasıl değiştiğini deneyimleme imkânı sunuluyor.
Kör Nokta: Soyut Resim Gerçekten “Soyut” mu?
Frank Bowling’e bakarken kolayca düşülebilecek tuzaklardan biri, soyut resmin gerçek dünyadan uzak olduğu düşüncesidir.
Oysa Bowling’in resimlerinde kişisel tarih, göç, coğrafya, kolonyal geçmiş ve aile belleği sürekli yüzeyin altında çalışır. Bunlar her zaman doğrudan figürlerle anlatılmaz; bazen bir haritanın izi, bazen çocukluk evinin görüntüsü, bazen de renkler arasındaki ilişki üzerinden belirir.
Bu nedenle Bowling’in soyutlaması gerçeklikten kaçış değil, gerçekliği başka türlü taşıma biçimidir.
Francis Bacon ve Victor Willing’in sergiye dâhil edilmesi de bu ayrımı kırıyor. Figüratif ve soyut resim iki karşıt kutup olarak değil; aynı soruya farklı cevaplar veren yollar olarak düşünülüyor.
Sergi Bilgileri
Sergi: Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım – Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle
Küratör: Alistair Hicks
Tarih: 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027
Yer: Pera Müzesi / İstanbul
İş birliği: Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu
Pera Müzesi, salı–cumartesi günleri 10.00–19.00, cuma günleri 10.00–22.00 ve pazar günleri 12.00–18.00 arasında ziyaret edilebiliyor. Müze pazartesi günleri kapalı. Cuma günleri 18.00–22.00 arasındaki Uzun Cuma uygulamasında tüm ziyaretçiler; çarşamba günlerindeki Genç Çarşamba kapsamında ise öğrenciler ücretsiz ziyaret imkânından yararlanabiliyor.
“Yaratım ve Yıkım”, Frank Bowling’i yalnızca önemli bir soyut ressam olarak tanıtmak yerine, resmin ne olabileceğine dair altmış yılı aşkın süredir sürdürülen bir araştırmanın içine yerleştiriyor. Bacon ve Willing’in müdahaleleri de bu araştırmayı genişletiyor. Ortaya çıkan sergi, üç sanatçının cevaplarını yan yana getirirken izleyiciye aynı soruyu bırakıyor: Bir resim ne zaman gerçekten tamamlanmış sayılır?

