İstanbul’da sergi gezmek bazen şehrin bir ucundan diğerine gitmeyi, saatleri birbirine uydurmayı gerektiriyor. Fener–Balat hattındaki Haliç Sanat mekânları ise üç ayrı sergiyi tek bir yürüyüşte görme imkânı sunuyor. Aralarında dolaşırken kıyıya çıkabilir, sokaklarda oyalanabilir, ardından başka bir sanatçının dünyasına girebilirsiniz. Ertuğrul Çakır’ın “Ludus”, Atila Çakır’ın “Toprağın Kanatları” ve Caner Kaya’nın “Rüzgârdan Kalan” sergileri, 31 Ocak 2027’ye kadar ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

Bu üç sergiyi birlikte görmenin çekiciliği, birbirinden farklı konular arasında geçiş yapabilmekte. Birinde sinema ve çizgi roman karakterleriyle karşılaşıyoruz; diğerinde kuşların hareketine, üçüncüsünde rüzgârın ardından kalabilecek izlere bakıyoruz. Tanıdığımız görüntülerle başlayan gezi, giderek daha az adlandırabildiğimiz biçimlere açılıyor. Her şeyi önceden bilmek gerekmiyor; bir eserin karşısında durmak, neyi hatırlattığını fark etmek ve bazen de neden ilgimizi çektiğini hemen açıklayamamak yeterli.

Üstelik sergilerin adresi olan Fener Evleri de bu gezinin bir parçası. Uzun süre kullanılmadan kalan, ardından İBB tarafından restore edilerek Haliç Sanat 1, 2 ve 3 adıyla açılan yapılar, bugün sanat eserleriyle ziyaretçileri ağırlıyor. Sokakta dışarıdan baktığımız tarihî bir binanın kapısından içeri girebilmek, semti tanımanın başka bir yolunu oluşturuyor.

İlk Kapı: “Ludus”ta Tanıdık Yüzler, Değişen Roller

Rotanın ilk durağı Haliç Sanat 1. Ertuğrul Çakır’ın “Ludus” sergisinde sinema, çizgi roman ve popüler kültürden gelen karakterler yağlıboya resimlere taşınıyor. Sanatçının çıkış noktalarından biri, oyun kartlarının iki ucunda bulunan karşıt figürler. Bu düzen üzerinden insanın birbirine zıt duygularına ve benliklerine yaklaşıyor: neşe ile hüzün, aydınlık ile gölge, olduğumuz kişi ile olmak istediğimiz kişi.

Haliç Sanat 1. Ertuğrul Çakır’ın “Ludus” sergi Afiş Tasarımı

Bir film karakterini gördüğümüzde yalnızca yüzünü tanımayız. Onu ilk izlediğimiz yaş, bir sahne, söylediği bir söz ya da yanında oturan kişi de aklımıza gelebilir. Bazı görüntüler yıllar boyunca bizimle yaşar; başlangıçta başkasının yazdığı bir hikâyenin parçasıyken zamanla kişisel hayatımıza karışır. “Ludus”a bu açıdan yaklaşmak, tanıdık figürlerle yeniden karşılaşmanın neden bazen beklenmedik bir duygu yarattığını düşünmeye imkân verir.

Serginin oyun fikriyle ilişkisi de burada ilginçleşiyor. Oyunlarda roller dağıtılır, taraflar belirlenir, kimi zaman aynı kişi başka bir elde bambaşka bir konuma geçer. Gündelik hayatta da tek bir rolde kalmayız. Kendinden emin göründüğümüz bir anda tereddüt edebilir, neşeli bir yüzün arkasında bambaşka bir duygu taşıyabiliriz. Kartların karşılıklı figürleri, bu değişkenliği düşünmek için basit ama verimli bir başlangıç sunuyor.

Burada gezmenin yolu, resimdeki karakteri tanıyıp bir sonrakine geçmekle sınırlı değil. Tanıdıktan sonra biraz daha bakmak; onunla ilgili eski izlenimimizin bu yeni karşılaşmada değişip değişmediğini anlamaya çalışmak mümkün.

Haliç Sanat 1: Yavuz Sultan Selim Mahallesi, Abdülezelpaşa Caddesi No: 4, Fatih.

İkinci Kapı: “Toprağın Kanatları”nda Gitmek ve Kalmak

Haliç Sanat 2’de Atila Çakır’ın seramik kuşlarıyla karşılaşıyoruz. “Toprağın Kanatları”, kuş figürleri aracılığıyla özgürlüğü, göçü ve bir yere ait olmayı ele alıyor. Sanatçı, kuşların biçimlerini sadeleştirirken uçuş ve hareket duygusunu da çalışmalarına katıyor. Çamur, sır ve ateşle şekillenen yüzeyler, bu figürlerin birbirinden ayrılan özelliklerini oluşturuyor.

Atilla Çakır Topraığın Kanatları Afiş Tasarımı

Kuşları çoğunlukla özgürlüğün hazır bir simgesi olarak düşünürüz. Oysa onların hayatında yuva kurmak, bir yere dönmek, beklemek ve birlikte hareket etmek de vardır. Uçabilmek, hiçbir yere bağlı olmamak anlamına gelmez. Serginin özgürlükle aidiyeti birlikte gündeme getirmesi, bu alışılmış simgeyi biraz genişleterek okumamıza izin veriyor.

İnsan için de gitmek ve kalmak her zaman birbirini dışlayan istekler değil. Bir yerden uzaklaşmayı arzularken oraya ait hissetmeye devam edebiliriz. Yeni bir hayat kurmak, geride bıraktığımız yerle bağımızı hemen ortadan kaldırmaz. Kuş figürünün göçle ilişkisi, böyle gündelik ve kişisel deneyimlere de açılabilir.

Serginin adı ise bütün bu düşünceleri malzemesine bağlıyor. Kanatlar topraktan yapılıyor. Uçuşu düşündüren bir biçimin ağırlığı var; hareket hissi veren bir eser olduğu yerde duruyor. Bu ilişkiyi görmek için seramik üretiminin ayrıntılarını bilmek gerekmiyor. Figürün duruşuna, dengesine, yüzeyine bakmak; bizde hafiflik mi, bekleyiş mi, hareket mi uyandırdığını fark etmek yeterli.

“Ludus”ta karakterlerin beraberinde getirdiği hikâyeler öne çıkarken, bu durakta daha yalın bir figürün ne kadar farklı çağrışıma açık olabileceğini düşünmek mümkün.

Haliç Sanat 2: Yavuz Sultan Selim Mahallesi, Çukur Mescit Sokak No: 23, Fatih.

Üçüncü Kapı: “Rüzgârdan Kalan”da Görünmeyenin Etkisi

Rotanın son durağı Haliç Sanat 3. Caner Kaya, “Rüzgârdan Kalan” sergisinde metal çalışmalar üzerinden hareketi, geçiciliği ve geçmişin bugünde hissedilen etkilerini ele alıyor. Rüzgârın kendisinden çok, ardından bıraktığı değişimle ilgileniyor. Dökümle oluşturulan, belirli bir nesnenin biçimine bağlı kalmayan çalışmalarında akış duygusu öne çıkıyor.

Haliç Sanat 3. Caner Kaya, “Rüzgârdan Kalan Sergi Afişi

Rüzgârı doğrudan görmeyiz; bir perdenin kıpırdamasından, suyun yüzeyinden, bir ağacın eğilmesinden anlarız. Ortada görünen bir neden yoktur ama bir şeyin değiştiği açıktır. Serginin hafızayla kurduğu ilişkiyi de bu deneyim üzerinden düşünmek mümkün. Geçmişte yaşanan bir olay sona ermiş olabilir; etkisi ise bir davranışta, bir duyguda ya da ansızın hatırlanan bir ayrıntıda devam eder.

Metal, bu konuya ilk bakışta uzak gelebilecek bir malzeme. Ağırlığı, sertliği ve dayanıklılığı çağrıştırır. Rüzgâr ise tutulamaz, bir yerde saklanamaz. İkisinin aynı çalışmada buluşması, gözün gördüğüyle zihnin bildiği arasında bir karşılaşma yaratıyor: Ağır olduğunu bildiğimiz bir biçim, bize hareketi düşündürebilir.

Bu sergide her eseri hemen bir şeye benzetmek zorunda değiliz. Bazen bir kıvrım, kesinti veya yön değişimi, belirgin bir figürden daha uzun süre bakmamızı sağlayabilir. Üç duraklı rotayı burada tamamlamak, tanıdık karakterlerle başladığımız gezinin sonunda daha açık uçlu bir bakışa geçmek anlamına geliyor.

Haliç Sanat 3: Balat, Mürselpaşa Caddesi, Fener Vapur İskelesi karşısı, Fatih.

İBB Kültür ve İBB Miras’ın düzenlediği üç sergi, 31 Ocak 2027’ye kadar salı–pazar günleri 10.00–17.00 arasında ücretsiz görülebilir. Pazartesi günleri kapalı olan mekânları aynı gün ziyaret edebilir, yürüyüşü Haliç kıyısında vereceğiniz molalarla uzatabilirsiniz. Üç kapının her birine aynı dikkatle bakmak zorunda da değilsiniz; bazen gezinin asıl karşılığı, içlerinden birinde beklediğinizden uzun kalmaktır.

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version