Hüseyin Aksoy’un Bir Uygarlık İnşası Üzerine V adlı resminde kullanılan malzemeler, serginin adına somut bir karşılık veriyor: ceviz boyası ve toprak pigmenti. Yeryüzü, burada resmin yapıldığı maddede mevcut. Sanatçının 2024 tarihli çalışması, OMM–Odunpazarı Modern Müze’de açılan “Yeryüzü Yankıları”na yaklaşmak için iyi bir başlangıç. Bir uygarlığın nasıl anlatıldığı kadar, o anlatının hangi malzemeyle kurulduğunu da düşünmeye çağırıyor.
Defne Casaretto küratörlüğünde hazırlanan sergi, 26 Eylül 2026’da Eskişehir’de ziyarete açıldı. ETİ’nin ana destekçiliğinde gerçekleşen buluşma; resim, fotoğraf, heykel, seramik, tekstil ve video yerleştirme alanlarından 70’i aşkın yapıtı bir araya getiriyor. Sergi, 12 Eylül 2027’ye kadar görülebilecek.
“Yeryüzü Yankıları”nın merkezinde, insanların deneyimlerini birbirlerine aktarmak için ürettikleri hikâyeler var. Mağara resimleri, sözlü anlatılar, mitler ve yazılı metinler bu geniş çerçevenin tarihsel dayanaklarını oluşturuyor. Ancak sergi, anlatının ilk ortaya çıktığı hâlinden çok, zaman ve coğrafya değiştirdikçe başına gelenlerle ilgileniyor: Neler korunuyor, neler unutuluyor, hangi ayrıntılar başka bir toplulukta yeni anlamlar kazanıyor?
Bu mesele, çağdaş bir sanat eserinin eski bir mite başvurmasında da karşımıza çıkıyor. Yüzyıllar öncesinden gelen bir ad, bugünün malzemesiyle ve bugünün izleyicisi için yeniden kullanıldığında, beraberinde taşıdığı hikâye de değişmeye başlıyor.
Yeryüzü Yankıları’nda Malzeme ve Hikâye
Zoë Paul’ün 2025 tarihli çalışmasının uzun adı, daha esere bakmadan kişisel bir sesle karşılaştırıyor bizi: Üzgün Olduğunda, Yalnız Olduğunda, Kimse Gelmediğinde Sana Eşlik Etmeleri İçin Ruhları Çağırabilirsin – Deukalion / Pyrrha. Başlığın ilk bölümü, birine verilen teselli ya da tavsiye gibi okunuyor; ardından iki mitolojik isim geliyor. Gündelik bir yalnızlık hâliyle eski bir anlatının kişileri, aynı cümlenin içinde buluşuyor.
Kâğıt üzerine yağlı pastelle üretilen ve her biri 342 × 110 santimetre ölçülerindeki çalışmalar, boyutlarıyla da dikkat çekiyor. Başlığın yakın, neredeyse konuşma dilindeki hitabı ile yapıtların büyük ölçeği arasındaki ilişki, serginin anlatı meselesine farklı bir giriş sunuyor. Eski bir hikâyenin bugüne taşınması bazen tam da böyle, tanıdık bir duygunun sözcükleriyle gerçekleşebiliyor.
Aksoy’un yapıtı ise başka bir noktadan okunabilir. Bir Uygarlık İnşası Üzerine V başlığı, büyük bir tarihsel süreci çağrıştırırken ceviz boyası ve toprak pigmenti bu süreci elle tutulur maddelere yaklaştırıyor. Başlık ile malzemeyi birlikte düşünmek, uygarlık fikrinin toprağa, üretime ve insan emeğine bağı üzerine bir okuma açıyor. Bu, eserin tek açıklaması olmaktan çok, künyesinin sunduğu bir düşünme imkânı.
Serginin paylaşılan yapıtları arasında Massimo Listri’nin 2011 tarihli Villa Astor, Sorrento – Pane Bahçesi fotoğrafı ile Lara Ögel’in 2026 tarihli İsimsiz çalışması da bulunuyor. Listri’nin alüminyum dibond üzerine fotoğraf baskısıyla Ögel’in alçı ve metali birleştiren yapıtı, seçkinin malzeme çeşitliliğine iki ayrı örnek oluşturuyor. Bir yanda adıyla belirli bir mekânı işaret eden fotoğraf, diğer yanda izleyiciyi yönlendirecek bir başlık taşımayan çalışma var.
Casaretto’nun sergileme yaklaşımı da yapıtları tek bir tarih sırasına bağlamıyor. Farklı dönem ve coğrafyalara ait figürler, semboller ve anlatılar, doğrusal olmayan bir düzen içinde karşılaşıyor. Alev Ebüzziya Siesbye, Belkıs Balpınar, CANAN, Canan Tolon, Erol Akyavaş, Selma Gürbüz, Murat Morova, Emre Hüner, Imran Qureshi ve Tavares Strachan, geniş sanatçı listesindeki isimlerden bazıları.
Böyle bir sergide izleyicinin yanında getirdiği bilgi de karşılaşmanın parçası olur. Bir mitolojik adı tanımak, bir malzemenin kaynağını bilmek ya da fotoğraftaki yere aşina olmak, esere yaklaşımı değiştirebilir. Tanımadığımız yerdeyse renk, ölçek, yüzey ve biçimle başlarız. “Yeryüzü Yankıları”, hikâyelerin aktarılmasını konu edinirken bu aktarımın müze salonunda, eserle karşılaşan her ziyaretçiyle yeniden gerçekleştiğini de düşündürüyor.
Yeryüzü Yankıları, 12 Eylül 2027’ye kadar OMM–Odunpazarı Modern Müze’de ziyaret edilebilir. Müze, Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde, Şarkiye Mahallesi Atatürk Bulvarı No: 37 adresinde bulunuyor.

2 yorum
Pingback: Fener–Balat’ta Bir Günü Sanata Ayırmak: Haliç Kıyısında Üç Ücretsiz Sergi – Fikir Sanat
Pingback: Bedri Rahmi’nin resimden şiire uzanan dünyası Nilüfer’de konuşulacak – Fikir Sanat