Sosyal medyada bazı filmler yeniden keşfedilmiyor; yeniden paketleniyor. Adı yorumlara saklanan, “izleyenlerin yarısında kapatmak zorunda kaldığı” ya da “gerçek olaylardan esinlendiği” ileri sürülen sahneler, filmin kendisinden daha güçlü bir merak nesnesine dönüşüyor. Olivia ve Marla Watkins’in İstanbul’da geçen hikâyesini anlatan bu filmin adı Magi. Ancak dolaşımdaki metinde yer alan iki iddia için güvenilir bir dayanak bulunmuyor: Filmin doğrulanmış biçimde gerçek bir olaya dayandığı söylenemez ve seyircilerin yarısının filmi kapattığına ilişkin ölçülebilir bir veri yoktur.
Hasan Karacadağ’ın yazıp yönettiği Magi, 29 Nisan 2016’da gösterime giren, büyük ölçüde İngilizce çekilmiş bir Türk korku filmi. Lucie Pohl, Brianne Davis, Kenan Ece ve Emine Meyrem’in yanı sıra Michael Madsen ile Stephen Baldwin’in de yer aldığı yapım, Karacadağ’ın yerel korku anlatısını uluslararası oyuncular ve farklı inanç sistemleriyle buluşturma girişimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Film Türkiye’de 227 binden fazla seyirciye ulaşmıştı.
New York’ta yaşayan gazeteci Olivia Watkins, İstanbul’da İngilizce öğretmenliği yapan hamile kardeşi Marla’nın çağrısı üzerine Türkiye’ye gelir. Fakat Marla, Olivia’nın geldiği gece evinde öldürülür. Polis, cinayeti Marla’nın eski eşiyle ilişkilendirirken Olivia, kardeşinin İstanbul’un başka bir bölgesinde farklı bir kimlikle ikinci bir hayat yaşadığını öğrenir. Gazetecilik refleksiyle başladığı araştırma, onu cinayet soruşturmasından tarikatlara, kadim metinlere ve doğaüstü varlıklara uzanan karanlık bir yapının içine çeker.
İstanbul’un iki ayrı yüzü

Magi’nin gerilimi yalnızca Marla’nın ölümünün ardındaki sırrı çözmekten doğmaz. Film, İstanbul’u iki ayrı şehir gibi kullanır. Bir tarafta yabancıların yaşayabildiği, modern apartmanların, dil okullarının ve güvenli çevrelerin bulunduğu görünür İstanbul vardır. Diğer tarafta ise kapalı cemaatlerin, eski inanışların ve kent haritasına sığmayan geçitlerin şehri bulunur. Olivia’nın soruşturması derinleştikçe ilk şehir çözülür ve altından ikincisi çıkar.
Buradaki İstanbul, gerçek bir kentin doğrudan temsili olmaktan çok Batılı karakterin tanımadığı dünyaya duyduğu korkunun sahnesidir. Yabancı gazeteci, bildiği soruşturma yöntemleriyle ilerler; kanıt toplar, tanıklarla konuşur ve olaylar arasında akılcı bir bağ kurmaya çalışır. Fakat karşılaştığı kötülük, modern dünyanın polisiye diliyle açıklanamaz. Böylece film, Batılı araştırmacının bilgisini Doğu’ya ait olduğu varsayılan kadim ve görünmez bir güç karşısında yetersiz bırakır.
Bu yapı yeni değildir. Batı korku sineması uzun süre Doğu’yu büyünün, lanetin ve akıl dışı kuvvetlerin coğrafyası olarak kullandı. Magi’nin farklılığı, bu bakışın Türk sineması tarafından içeriden yeniden üretilmesidir. Film, İstanbul’u yabancı seyirci için gizemli hâle getirirken yerli korku sinemasının cin, büyü ve musallat anlatılarını Hristiyanlık, paganizm ve Batılı demonolojiyle aynı hikâye içinde buluşturur. Karacadağ böylece Dabbe filmlerinde geliştirdiği yerel korku dilini daha uluslararası bir türe çevirmeye çalışır. Film üzerine dönemin değerlendirmelerinde de yapımın yönetmenin dış pazara yönelen, İngilizce çekilmiş bir denemesi olduğu belirtilmişti.
“Kebur mu? O ne?” cümlesinin sosyal medyada öne çıkarılması tesadüf değildir. Korku burada varlığın kendisinden önce adının bilinmemesinden doğar. Bir kötülüğe ad verdiğimizde onu sınıflandırabileceğimizi düşünürüz. Magi ise sürekli yeni adlar, tarikatlar ve kehanetler üreterek izleyicinin bilgiyle güvenlik kurmasını engeller. Bilinmeyen varlık yalnızca karanlıkta saklanmaz; anlamı tam olarak çözülemeyen sözcüklerin içinde de büyür.
Bugün Magi’nin yeniden dolaşıma girmesi, filmin 2016’daki gösteriminden çok sosyal medyanın korkuyu nasıl pazarladığıyla ilgilidir. Film adı gizlenir, doğrulanmamış “gerçek olay” iddiası eklenir ve seyircinin dayanamayacağı söylenir. Böylece korku, anlatının içinden çıkarılarak bir cesaret sınavına dönüştürülür. Oysa Magi’nin asıl ilginç yanı, izleyicinin filmi ne kadar süre açık tutabildiği değil; İstanbul’u modern hayatın hemen altında başka bir dünyanın saklandığı eşik şehir olarak nasıl kurduğudur.

