Karim Aïnouz’un yönettiği Rosebush Pruning, dışarıdan bakıldığında varlıklı bir ailenin kapalı dünyasına yerleşen şık ve sert bir aile draması gibi görünür. Fakat film, yalnızca aile içi gerilimleri anlatmakla yetinmez; miras, ayrıcalık, aidiyet, beden, arzu ve iktidar gibi başlıkları aynı evin içinde sıkışmış karakterler üzerinden tartışmaya açar.
Filmin merkezinde, Katalonya güneşi altındaki gösterişli bir villada yaşayan Amerikalı kardeşler vardır: Jack, Ed, Anna ve Robert. Aile, kör babalarının taleplerinden uzak durmaya çalışırken, birbirlerine, mirasa ve dış dünyanın temsil ettiği imkânlara tuhaf biçimde bağlı kalır. Jack’in sevgilisi Martha ile birlikte yaşamaya karar vermesiyle ailenin dengesi bozulur; Ed ise annelerinin ölümüyle ilgili saklı gerçeklerin peşine düşer.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Rosebush_Pruning
Budama Metaforu
Filmin adı, ilk bakışta zarif bir bahçe eylemini çağrıştırır: gül fidanını budamak. Fakat burada budama, yalnızca fazlalıkları kesmek anlamına gelmez. Aile içinde saklanan yalanlar, bastırılmış arzular, kuşaktan kuşağa aktarılan ayrıcalıklar ve görünüşte korunmak istenen düzen de bu keskinliğin konusudur.
Bir gül fidanını budamak, onun daha sağlıklı büyümesi için yapılan kontrollü bir müdahaledir. Filmde ise bu müdahale aileye, kimliğe ve geçmişe yönelir. Hangi bağ korunacak, hangisi kesilecek? Hangi gerçek görünür olacak, hangisi aile düzenini sürdürmek için örtülecek? Rosebush Pruning bu soruları aile evinin kapalı atmosferi içinde işler.
Aile, Miras ve Ayrıcalık
Filmdeki aile, maddi eksiklik yaşamayan fakat duygusal ve ahlaki olarak çözülmüş bir yapıdadır. Reuters’ın Berlinale haberinde de vurgulandığı gibi film, patriyarka ve travmayı varlıklı, kapalı bir ailenin iç ilişkileri üzerinden ele alır; karakterlerin miras yoluyla gelen zenginlik ve yüzeysellik içinde sıkışmış hâli filmin temel gerilimlerinden biridir.

Bu yüzden filmde zenginlik yalnızca dekor değildir. Villa, kıyafetler, tasarım nesneleri ve aile üyelerinin birbirleriyle kurduğu mesafeli ilişki; ayrıcalığın nasıl bir boşluk ürettiğini gösterir. Karakterlerin çoğu bir şey elde etmek için değil, sahip oldukları şeyin içinde dağılmamak için hareket eder. Bu da filmi klasik bir aile dramından çıkarıp daha sert bir toplumsal hicve yaklaştırır.
Bellocchio’dan Aïnouz’a
Rosebush Pruning, Marco Bellocchio’nun 1965 tarihli Fists in the Pocket filminden esinlenir. Senaryo, Yorgos Lanthimos filmleriyle de tanınan Efthimis Filippou tarafından yazılmıştır; British Council film veritabanı da filmi Bellocchio’nun yapıtından hareket eden bir çalışma olarak kaydeder.
Bu bağlantı önemlidir. Çünkü Bellocchio’nun filmi de aileyi yalnızca özel hayatın alanı olarak değil, toplumsal düzenin küçük bir modeli olarak ele alır. Aïnouz’un filmi bu mirası günümüzün lüks, gösteri, tüketim ve kimlik krizleriyle yeniden düşünür. Böylece aile evi, yalnızca geçmişin saklandığı bir yer değil; bugünün ayrıcalıklarının, korkularının ve yapay güvenlik duygusunun da sahnesi olur.
Oyuncu Kadrosu ve Görsel Dil
Filmin oyuncu kadrosunda Callum Turner, Riley Keough, Jamie Bell, Lukas Gage, Elena Anaya, Tracy Letts, Elle Fanning ve Pamela Anderson yer alıyor. The Match Factory’nin film sayfasında Callum Turner’ın Ed, Riley Keough’un Anna, Jamie Bell’in Jack, Elle Fanning’in Martha ve Pamela Anderson’ın anne karakteriyle filmde yer aldığı belirtiliyor.
Aïnouz’un sinemasında mekân, ışık ve beden çoğu zaman hikâyenin taşıyıcı unsurlarıdır. Rosebush Pruning de bu anlamda yalnızca diyaloglarla ilerleyen bir film değildir. Villa, güneş, iç mekânlar, kostümler ve karakterlerin birbirlerine bakma biçimleri, ailedeki çözülmeyi görünür kılar. Filmde kimlik, söylenen cümlelerden çok; duruşlarda, suskunluklarda, bakışlarda ve kesintiye uğrayan ilişkilerde belirir.
Kimliğimizin Gölgeleri
Filmin asıl sertliği, aileyi güvenli bir alan olarak göstermemesinden gelir. Burada aile, sevginin doğal biçimde aktığı bir yer değildir; daha çok rol, miras, beklenti ve bastırılmış öfke üretir. Karakterler birbirlerine bağlıdır, fakat bu bağlılık onları iyileştirmez. Tam tersine, onları aynı evin içinde birbirlerine mahkûm eder.
Bu yüzden Rosebush Pruning, yalnızca “zengin bir ailenin çöküşü” olarak okunmamalı. Film, kimliğin ne kadarının aileden, ne kadarının sınıftan, ne kadarının mirastan ve ne kadarının bastırılmış geçmişten oluştuğunu düşündürür. Bazen insanın kendisi sandığı şey, aslında kendisine bırakılmış bir rol olabilir.
Bir Filmin Keskinliği
Filmin budama fikri burada yeniden anlam kazanır. Kesmek, yalnızca yok etmek değildir; bazen görünmeyeni açığa çıkarmaktır. Fakat film bu işlemi rahatlatıcı bir arınma gibi sunmaz. Her kesik, başka bir yaranın görünmesine neden olur. Her gerçek, aile düzeninin başka bir parçasını sarsar.
Rosebush Pruning, bu nedenle parlak yüzeylerin altında biriken karanlığı anlatan bir film olarak öne çıkar. Aile, miras ve kimlik üzerine düşünürken izleyiciyi kolay bir ahlaki sonuca götürmez. Daha çok şu soruyu açıkta bırakır: Bir insan, kendisine miras kalan hayatı budayarak gerçekten kendi hayatına ulaşabilir mi?


1 Yorum
Pingback: Olağanüstü Akıllı Yaratıklar Nerede Çekildi? Filmin Mekânları ve Atmosferi – Fikir Sanat