Ufuk Emiroğlu’nun yönettiği, Tülin Özen’in başrolünde yer aldığı “Sevda”, dünya prömiyerini 22. Zürih Film Festivali’nde gerçekleştiriyor. İstanbul’un dönüşümünü kişisel ve ailevi bir geçmişle kesiştiren film, festivalin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışıyor.

Bir şehrin dönüşümü yalnızca binaların yenilenmesiyle gerçekleşmez. Mahalleler değişir, insanlar yerlerinden edilir, geçmişe ait izler silinir ve kimi zaman kişisel hafıza ile kentin hafızası birbirine karışır. Ufuk Emiroğlu’nun “Sevda” filmi bu kesişimi, İstanbul’daki büyük bir gayrimenkul projesinin ortasında kalan bir kadın üzerinden ele alıyor.

Filmin merkezinde Tülin Özen’in canlandırdığı Sevda bulunuyor. Başarılı bir gayrimenkul geliştiricisi olan Sevda, İstanbul’un hızlı dönüşümünde aktif rol oynayan büyük bir projeyi tamamlamak üzeredir. Ancak inşaat alanında bulunan eski bir Osmanlı mezarlığı ve oradan ayrılmayı reddeden yaşlı mezarlık bekçisi, projenin önünde beklenmedik bir engel oluşturur. Sevda bu engeli ortadan kaldırmaya çalışırken, uzun zamandır uzak durduğu aile geçmişi de yeniden karşısına çıkar.

Film burada kentsel dönüşümü yalnızca ekonomik ya da mimari bir mesele olarak bırakmıyor. Sevda’nın iş hayatındaki yükselişi ile İstanbul’un değişimi arasında paralellik kurulurken, karakterin kendi geçmişinden kopuşu da şehrin geçmişle kurduğu problemli ilişkinin bir parçasına dönüşüyor.

Sevda’nın hayatındaki ikinci kırılma İsviçre’den gelen bir telefonla yaşanıyor. Yıllar önce onu terk eden babasının ağır hasta olduğunu öğreniyor ve geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Böylece film İstanbul ile İsviçre arasında ilerleyen kişisel bir hikâyeyi, kentin dönüşümü ve aidiyet meselesiyle bir araya getiriyor. Yapımcı Akka Films filmi, “aile hafızası, kökler ve kentin dönüşümü” ekseninde tanımlıyor.

Sevda – Ufuk Emiroğlu – Film Afişi

Kent değişirken geçmiş nereye gider?

Sevda için eski mezarlığın seçilmesi tesadüfi değil. Mezarlık, bir gayrimenkul projesi açısından kaldırılması gereken fiziksel bir engel gibi görünürken aynı zamanda geçmişin silinemeyen varlığını temsil ediyor. Sevda’nın mesleği gereği kenti yeniden biçimlendiren tarafta bulunması, kendi geçmişini bastırmış olmasıyla yan yana geliyor.

Bu açıdan filmde kent ve karakter birbirlerinin aynasına dönüşüyor. İstanbul geleceğe doğru hızla ilerlerken geçmişiyle ne yapacağını çözmeye çalışıyor; Sevda da benzer biçimde kurduğu yeni yaşam ile geride bıraktığı aile hikâyesi arasında sıkışıyor.

Filmin senaryosu Ufuk Emiroğlu ve Ercan Kesal tarafından kaleme alındı. 101 dakikalık İsviçre–Belçika–Türkiye ortak yapımının oyuncu kadrosunda Tülin Özen’in yanı sıra Mert Fırat, Macit Koper, Ercan Kesal, Süreyya Kilimci ve Fatma Zehra Durgut bulunuyor. Görüntü yönetmenliğini Florent Herry, kurguyu Kaya Inan, müzikleri ise Nicolas Rabaeus üstleniyor.

Yapım, Akka Films öncülüğünde Stenola Productions, Bir Film ve RTS Radio Télévision Suisse ortaklığında gerçekleştirildi. Türkiye ortak yapımcıları arasında Eva Kuperman ve Cihan Aslı Filiz de bulunuyor.

Sevda, 24 Eylül–4 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen 22. Zürih Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapıyor. Film ayrıca festivalin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alan yapımlar arasında. Yarışma jürisine bu yıl yönetmen Cary Joji Fukunaga başkanlık ediyor.

Film, büyük bir şehirde yaşanan dönüşümün yalnızca beton, sermaye ve yeni projelerle değil; hafıza, aile geçmişi ve ait olduğumuz yerlerle kurduğumuz ilişki üzerinden de okunabileceğini hatırlatan bir hikâye kuruyor. Sevda için Zürih’teki dünya prömiyeri de filmin uluslararası yolculuğunun ilk adımı olacak.

Share.

2 yorum

  1. Pingback: 8. Bingöl Kısa Film Festivali 23–27 Kasım’da Sinemaseverlerle Buluşacak – Fikir Sanat

  2. Pingback: Danny Boyle Sineması: Trainspotting’den 28 Years Later ve Ink’e – Fikir Sanat

Leave A Reply

Exit mobile version