Umut Erbaş, İstanbul Modern’de devam eden “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisinde yer alan “Gündüz Düşleri” serisiyle fotoğrafı yalnızca bir kayıt aracı olarak değil, belleğin yeniden kurulduğu kırılgan bir alan olarak ele alıyor. Sanatçının işleri, kişisel hatıralardan unutulmuş kolektif hikâyelere, gerçek ile kurmaca arasındaki belirsiz sınıra ve sinemanın atmosfer kuran dünyasına uzanan bir görsel düşünme biçimi öneriyor.
Umut Erbaş ve Hatıranın Görsel Katmanları
Umut Erbaş’ın üretiminde hafıza, sabit ve korunmuş bir alan değildir. Aksine zamanla değişen, eksilen, yeniden yorumlanan ve kimi zaman kurmacayla iç içe geçen bir yapı olarak karşımıza çıkar. Sanatçı, gündelik hayatta karşılaştığı anları fotoğraflar; fakat bu görüntülere hemen müdahale etmez. Aradan aylar, hatta yıllar geçtikten sonra bu fotoğraflara bugünkü ruh hâliyle yeniden döner.
Bu gecikmiş müdahale, fotoğrafı geçmişin donmuş bir kanıtı olmaktan çıkarır. Görüntü artık yalnızca “o an”ı göstermez; sanatçının bugünden geçmişe bakarken hissettiği yeni anlamları da taşır. Böylece fotoğraf, hatıranın birebir izi değil, hatıranın yeniden kurulmuş hâli olur.
“Gündüz Düşleri” Serisinde Gerçek ve Kurmaca
“Gündüz Düşleri” serisinde Umut Erbaş, çoğunlukla tarihi geçmiş filmlerle çektiği manzaraları kendi çizimleri, eski kitap sayfaları ya da kumaş gibi malzemelerin doku fotoğraflarıyla üst üste bindiriyor. Bu yöntem, fotoğrafın gerçeklikle kurduğu doğrudan ilişkiyi yumuşatıyor ve görüntüyü daha belirsiz, daha düşsel bir alana taşıyor.
Ortaya çıkan işler, ne tamamen belge ne de bütünüyle kurmaca. Tam tersine, ikisinin arasında asılı kalan bir atmosfer yaratıyor. İzleyici bu görüntülere baktığında bir yer tanıdığını hissedebilir; fakat o yerin gerçekten var olup olmadığından emin olamaz. Bu belirsizlik, serinin en güçlü taraflarından biri. Çünkü hafıza da çoğu zaman böyle çalışır: Bir anı hatırlarız, ama onun ne kadarının gerçekten yaşandığını, ne kadarının sonradan zihnimiz tarafından tamamlandığını ayırt edemeyiz.
Fotoğrafın Yumuşak ve Uçucu Dünyası
Umut Erbaş’ın “Gündüz Düşleri” serisinde kurduğu görsel dünya, hem empresyonizmin ışık ve izlenim duygusuna hem de piktoryalist geleneğin fotoğrafı resme yaklaştıran estetik arayışına temas ediyor. Ancak sanatçının yaklaşımı doğrudan nostaljik bir tavırla sınırlı değil. Eski film dokusu, yumuşak geçişler, üst üste binen yüzeyler ve bulanıklaşan sınırlar; geçmişe romantik bir bakıştan çok, hatırlamanın kırılgan yapısını görünür kılıyor.
Bu görüntülerde netlik geri çekilirken duygu öne çıkar. Manzara, yalnızca bakılan bir yer olmaktan çıkar; içinden geçilmiş, unutulmuş, sonra yeniden çağrılmış bir hatıraya dönüşür. Sanatçının müdahaleleri de bu nedenle görüntüyü kapatmaz; aksine ona ikinci bir zaman kazandırır.
Panorama: Hayaller ve Yerler İçinde Umut Erbaş’ın Yeri
“Panorama: Hayaller ve Yerler”, Türkiye’de güncel fotoğraf ve mercek temelli sanat üretimine geniş bir bakış sunan bir sergi. Farklı kuşaklardan sanatçıları bir araya getiren bu seçki içinde Umut Erbaş’ın işleri, fotoğrafın yalnızca dış dünyayı göstermediğini; içsel zamanları, eksik kalmış hikâyeleri ve kişisel duygu katmanlarını da taşıyabileceğini hatırlatıyor.
Sanatçının “Gündüz Düşleri” serisi, serginin hayal ve yer kavramlarıyla kurduğu ilişki açısından da dikkat çekici. Burada “yer”, yalnızca coğrafi bir nokta değildir. Bir anının tutunduğu yüzey, bir duygunun geri döndüğü boşluk, geçmişle bugün arasında açılan geçici bir alandır. “Hayal” ise gerçeklikten kopuş değil; gerçekliğin bellekte başka bir biçimde yeniden belirmesidir.
FikirSanat’ın Kör Noktası: Hatırlamak Bir Kayıt Değil, Yeniden Kurmadır
Umut Erbaş’ın işleri bize fotoğrafla ilgili alışılmış bir beklentiyi yeniden düşündürüyor. Fotoğrafa çoğu zaman “kanıt” gibi bakarız; bir şeyin yaşandığını, bir yerin görüldüğünü, bir anın gerçekten var olduğunu doğrulamasını isteriz. Oysa “Gündüz Düşleri”, fotoğrafın bazen kanıt olmaktan çok bir dönüşüm alanı olduğunu gösteriyor.
Bir görüntü yıllar sonra yeniden ele alındığında, artık sadece geçmişe ait değildir. Bugünün duygusu, eski görüntünün içine sızar. Böylece hatırlamak, saklamak değil; yeniden kurmak anlamına gelir. Umut Erbaş’ın serisi tam da bu kırılgan eşiği görünür kılıyor: Hatıralar olduğu gibi kalmaz, zamanla başka görüntülere dönüşür.
Sergi Ne Zamana Kadar Görülebilir?
Umut Erbaş’ın “Gündüz Düşleri” serisinin de yer aldığı “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, İstanbul Modern’de 18 Ekim 2026’ya kadar ziyaret edilebilir. Sergi, güncel fotoğrafın yalnızca belge üretmediğini; hayal, hafıza, mekân ve kurmaca arasında yeni görsel alanlar açtığını görmek isteyenler için güçlü bir karşılaşma sunuyor.
Umut Erbaş’ın işleri ise bu karşılaşmanın en sessiz ama en iz bırakan duraklarından biri. Çünkü sanatçı, fotoğrafın içinde yalnızca bir manzarayı değil, zamanla değişen bir hatıranın soluk izini de görünür kılıyor.

