Çanakkale Bienali, 10. edisyonunu “Metcezir // Ebb & Flow” başlığıyla 10 Ekim–20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirecek. Türkiye’nin yanı sıra Hollanda, Almanya, Güney Kore, İngiltere, Çin, Romanya, Fransa ve Belçika’dan 60’ın üzerinde sanatçının katılacağı bienal, bu kez tek bir sergi mekânına bağlı kalmadan Çanakkale merkezinden Troya’ya, Ayvacık’tan Adatepe’ye uzanan geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Programın 15 sergi ve etkinlik mekânında gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Bienalin başlığı, Çanakkale’nin denizle ve kıyıyla kurduğu ilişkinin içinden geliyor. “Metcezir”, yani gelgit, suyun karaya doğru ilerlemesi ve yeniden çekilmesiyle oluşan sürekli hareketi ifade ediyor. Bienal bu doğal olguyu yalnız fiziksel bir süreç olarak değil; hafıza, zaman, kültür ve dönüşüm için bir düşünme modeli olarak kullanıyor. Su toprağın biçimini değiştiriyor, toprak suyun sınırlarını belirliyor; karşılaşma bazen aşındırıyor, bazen yeni katmanlar biriktiriyor. 10. edisyonun kavramsal hattı da bu karşılıklı değişim düşüncesi etrafında kuruluyor.
Çanakkale yalnız ev sahibi değil, bienalin malzemesi
Çanakkale Bienali’ni benzer ölçekli etkinliklerden ayıran önemli özelliklerden biri, kenti yalnız serginin gerçekleştiği yer olarak kullanmaması. 2026 programında da Çanakkale’nin kıyıları, köyleri, tarihsel alanları ve kültürel hafızası serginin parçası haline geliyor.
Bienal; Troya Müzesi ve MAHAL gibi kültür kurumlarının yanı sıra Ayvacık’taki Tartışık Köyü, Küçükkuyu’daki Adatepe Zeytinyağı Müzesi, Adatepe İda Blue ve Assos Güneşane Vakfı gibi farklı noktalara yayılacak. Çanakkale merkezindeki Balıkhane ise kentin denizle ilişkisine odaklanan özel bir seçkiye ev sahipliği yapacak. Böylece izleyici tek bir yapının içinde eserler arasında dolaşmak yerine, bölgenin farklı coğrafi ve tarihsel katmanları arasında hareket edecek. Bu yaklaşım “Metcezir” temasını soyut bir kavramsal başlık olmaktan çıkarıyor. Deniz, kıyı, tarım, toprak, tarihsel yerleşimler ve gündelik yaşam zaten Çanakkale coğrafyasının parçaları. Bienalde sanat eserlerinin bu alanlara yerleştirilmesi, temanın doğrudan bulunduğu yerle ilişki kurmasını sağlıyor.

9 ülkeden 60’ın üzerinde sanatçı
Bienalin sanatçı ve eser seçkisi tek bir küratör tarafından oluşturulmuyor. Deniz Erbaş, Ebru Nalan Sülün, Halil Yoleri, Loukia Thomopoulou, Seyhan Boztepe, Vince Briffa, Yasemin Ülgen ve Gu Zhenqing’den oluşan kurul, 10. edisyonun kolektif kurgusunu oluşturuyor. Türkiye dahil dokuz ülkeden 60’ın üzerinde sanatçının eserleri sergiler, performanslar, söyleşiler, paneller ve atölyeler aracılığıyla izleyiciyle buluşacak.
Programda özellikle Çanakkale’de üretilen yeni çalışmalar dikkat çekiyor. Farklı ülkelerden sanatçılar bölgenin tarihi, coğrafyası ve gündelik yaşamıyla doğrudan ilişki kuran işler hazırlıyor. Fransız Enstitüsü, Goethe Enstitüsü, Tarabya Kültür Akademisi, Hollanda Konsolosluğu, SAHA Derneği ve çeşitli sanat kuruluşlarının desteğiyle geliştirilen üretimler, bienalin uluslararası yapısını yerel bağlamla birleştiriyor.
Troya Müzesi’nde seramiğe özel bir bölüm
Bienalin en dikkat çekici bölümlerinden biri de seramik üzerine kuruluyor. Çanakkale’nin seramik üretimindeki tarihsel birikimi, “su ve toprak” temasının doğrudan malzemeye dönüştüğü bir alan sağlıyor.
Yasemin Ülgen tarafından kurgulanan ve Troya Müzesi’nde gerçekleştirilecek seçki, geleneksel seramik üretimi ile çağdaş sanat arasında bağlantı kuracak. Burada seramik yalnız sanatçıların kullandığı bir malzeme olarak değil; Çanakkale’nin zanaat, kültür ve endüstri tarihinin taşıyıcısı olarak ele alınıyor. Geleneksel üretim bilgisi, yeni teknolojiler ve çağdaş sanat pratikleri aynı bağlam içinde değerlendirilecek.
Troya’nın bienal içindeki yeri de bu açıdan önemli. Kentin binlerce yıllık arkeolojik hafızası ile bugünün sanat üretiminin aynı coğrafyada buluşması, “Metcezir”in geçmiş ile şimdi arasında kurduğu hareket fikrini güçlendiriyor.
Bienalin arkasında 20 yıllık bir yapı var
2026 yalnız Çanakkale Bienali’nin 10. edisyonu değil. Bienali gerçekleştiren Çanakkale Bienali İnisiyatifi (CABININ) de kuruluşunun 20. yılını kutluyor. İnisiyatif 2006’dan itibaren Çanakkale’de uluslararası çağdaş sanat projeleri geliştirmeye başladı; ilk bienal ise 2008’de gerçekleştirildi.
Bu süreçte kurulan en önemli yapılardan biri MAHAL oldu. Sarıçay kıyısındaki eski bir palamut deposunun restorasyonuyla oluşturulan mekân, 2013’ten beri sergilerden sanatçı programlarına, atölyelerden sivil toplum çalışmalarına kadar farklı etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Böylece bienal iki yılda bir ortaya çıkan geçici bir organizasyonun ötesine geçerek kent içinde kalıcı bir kültür-sanat altyapısı oluşturmuş durumda. 10. edisyonda bölgesel iş birlikleri de bu yapının parçası. “Gravitas – Kültürel Miras Bölgesel Sanat Ağı” projesi Tekirdağ, Edirne, Çanakkale ve Balıkesir’deki üreticileri bir araya getirerek kültürel mirasın çağdaş sanat üzerinden yeniden ele alınmasını amaçlıyor. Bu kentlerden sanatçıların çalışmaları da bienal kapsamında gösterilecek.
Metcezir bir doğa metaforundan fazlası
Su ve toprak çağdaş sanat sergilerinde sık kullanılan kavramlar. Çanakkale Bienali’nde bunları daha anlamlı hale getiren ise konunun doğrudan kentin coğrafyasından çıkması. Çanakkale Boğazı, kıyılar, Troya, Kazdağları çevresi ve tarımsal alanlar düşünüldüğünde su ile toprak arasındaki ilişki zaten bölgenin tarihini ve gündelik yaşamını belirleyen temel unsurlardan biri.
“Metcezir” bu ilişkinin durağan olmadığını hatırlatıyor. Bir kıyının şekli gibi kentlerin hafızası da zamanla değişiyor; bazı izler silinirken bazıları yeniden ortaya çıkıyor. Bienalin hafıza ve dönüşüm kavramlarını suyun hareketiyle ilişkilendirmesi de burada anlam kazanıyor. 10. Çanakkale Bienali, 10 Ekim–20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Resmî bienal sitesinde ayrıntılı sanatçı, etkinlik ve mekân programlarının ise henüz yayımlanma aşamasında olduğu görülüyor.


1 Yorum
Pingback: Vosvosum Benim: Ordu’nun 30 Yıllık Vosvos Hafızası 124 Sanatçının Gözüyle – Fikir Sanat