Temür Köran, 1960 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Yüksek Resim Bölümü’nde Devrim Erbil’in öğrencisi oldu ve 1986’da mezun oldu. 1996’da aynı üniversitede sanatta yeterlik eğitimini tamamladı. Resimlerinde insan figürü, güçlü renkler ve üst üste kurulan yüzeylerle çalışan Köran’ın eserleri, İstanbul Modern ve İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonlarında bulunuyor.

Kaynak: https://www.evin-art.com/
Köran’ın çocukluğu Siverek’te geçti. Babasının hanındaki develer, taş evler ve avlular, yıllar sonra söyleşilerinde anlattığı çocukluk hatıraları arasında. İlkokulu bitirdikten sonra ailesi tarafından İstanbul’a, Şişli Koleji’ne yatılı okumaya gönderildi. On iki yaşından itibaren yaşamının merkezi Osmanbey ve Şişli oldu. Çocukluğunu özlemle anmasına rağmen, daha Siverek’te yaşarken çizgi romanlar ve pop müzikle ilgilendiğini, kendisini bütünüyle oraya ait hissetmediğini söylüyor.
İlk kişisel sergisini 1989’da Yonca Modern Sanat Galerisi’nde açtı. 1990’larda bir süre ABD’ye giderek Seattle’da çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra sergilerini sürdürdü; 1997’den itibaren EVİN’le çalışmaya başladı. Sanatçı hakkında hazırlanan ilk kitap da 2001’de bu galeri tarafından yayımlandı.
Temür Köran nasıl çalışıyor?
Köran, resme çoğunlukla desenle hazırlanıyor. Önce defterine küçük kompozisyonlar çiziyor, silüetleri ve ara tonları belirliyor. Kullanacağı figürleri ve nesneleri ayrı ayrı çalıştıktan sonra tuvale geçiyor. Dolayısıyla büyük yüzeylerde görülen kalabalık düzenlemelerin arkasında, küçük çizimlerle ilerleyen bir hazırlık var.

Akademiden sonraki yıllarda kendisine sorduğu sorulardan biri, figürü çıkarırsa resim yapmayı sürdürüp sürdüremeyeceğiydi. Bu arayış onu Matrakçı Nasuh ve Levni’ye yöneltti. Minyatürlerdeki renk kullanımını ve figürlerin önemlerine göre büyüyüp küçülmesini inceledi. Gazoz kapağı, tencere ve plastik bardak gibi gündelik eşyalardan yaptığı modelleri resimlerinde kullandı.
“İkililer” serisi, çalışma yöntemindeki deneyselliği gösteren örneklerden biri. Sanatçı, eşit büyüklükte iki tuvali yan yana yerleştirerek birine sürdüğü boyayı diğerinin aynı noktasına uyguladı. İki resmi birlikte tamamladı. Aynı hareketleri tekrarlasa da birbirinin bütünüyle aynısı olan iki resim ortaya çıkmadı. Bu deney, tekrar eden figürlerin ve benzer görüntüler arasındaki farkların üretiminde yer edinmesini sağladı.
Renk de Köran’ın zaman içinde geliştirdiği bir çalışma alanı. Sanatçı, Mehmet Ergüven’in 2001’de kitabını hazırlarken renk kullanmak konusunda çekingen davrandığını söylemesini bir dönüm noktası olarak anlatıyor. Sonraki çalışmalarında renk daha belirgin hale gelirken desen, kompozisyonlarının temel unsurlarından biri olmayı sürdürdü.

Köran’ın sergilerinde yolculuk, göç ve insanın yaşadığı çevreyle ilişkisi sıkça karşımıza çıkıyor. “Göçebe Bellek”, “Seyir” ve 2017’deki “Göç”, bu ilginin farklı dönemlerdeki örnekleri. “Göç” sergisinde zorunlu olarak yola çıkan insanların, geride bıraktıkları hayatla belirsiz gelecekleri arasındaki durumuna odaklandı.
2022’deki “Muğlak” sergisinde pandemi, savaş ve göç gibi olayların yarattığı tedirginlik üzerinde durdu. Yakın çevresinden insanları ve nesneleri model olarak kullandığı bu resimlerde, siyah-beyaz figürler renkli ve soyutlanmış mekânlar içinde yer aldı.
2025’te EVİN’de açılan “Sezgiler ve İzler” ise sanatçının hafıza ve kişisel deneyimle ilişkisini öne çıkardı. Köran, yıllar içinde farklı konulara yönelse de tuval ve kâğıt üzerindeki çalışmalarında desen, renk ve kompozisyon üzerine araştırmasını sürdürdü. Bugün çalışmalarına İstanbul’daki atölyesinde devam ediyor.


1 Yorum
Pingback: Emin Güler Kimdir? Öğretmenlikten Resme Uzanan Bir Yaşam – Fikir Sanat