Eski bir İstanbul fotoğrafına baktığımızda çoğu zaman ilk olarak değişen şeyleri ararız. Artık bulunmayan binalar, başka bir görünüme bürünmüş sokaklar, otomobiller, kıyafetler ve kalabalıklar fotoğrafı geçmişe ait kılar. Karikatürist Kemal Gökhan Gürses, “Geçmiş Zaman Kargaları”nda bu arşiv görüntülerine yeni bir unsur ekliyor: kargalar. Osmanlı’nın son döneminden 20. yüzyılın ortalarına uzanan eski İstanbul ve Adalar fotoğraflarını çizimleriyle yeniden düzenleyen Gürses, kargaları görüntünün kenarında duran hayvanlar olarak değil, o geçmiş zamanın içindeymiş gibi davranan karakterler olarak kullanıyor. Sergi 3 Eylül 2026’da Büyükada’daki Taş Mektep ve Büyükada Vapur İskelesi’nde açıldı.
Fotoğraf ile karikatürün yan yana gelmesi serginin temel yöntemini oluşturuyor. Arşiv fotoğrafı, belirli bir anda gerçekten kameranın karşısında bulunan insanları ve mekânları kaydetmiş durumda; Gürses’in çizdiği kargalar ise o ana sonradan dahil ediliyor. Bu müdahale fotoğrafı tarihsel belge olmaktan çıkarmıyor, fakat ona ikinci bir zaman katmanı ekliyor. Bugünden bakan çizer, geçmişin görüntüsüne giriyor ve İstanbul’da o gün de bugün de karşılaşabileceğimiz bir canlıyı iki dönem arasında bağ kurmak için kullanıyor.
Pera’dan Dolapdere’ye, Kadıköy’den Adalar’a
Sergide kullanılan fotoğraflar yalnızca İstanbul’un anıtsal yapılarının tarihini göstermiyor. Gürses daha çok gündelik hayata bakıyor. 1930’ların Pera eğlence yaşamı, Dolapdere’deki otomobil tamircileri, Adalar’daki kadınlar ve Kadıköy’e deniz havası almaya gelen aileler çalışmaların içine giriyor. Kıyafetler, ulaşım araçları, sokakların görünümü ve insanların kamusal alanı kullanma biçimleri, İstanbul’un sosyal hayatındaki değişimi küçük ayrıntılar üzerinden izlemeyi mümkün kılıyor.
Kargaların seçilmesi de bu noktada anlam kazanıyor. Kentin insan nüfusu, yapıları ve alışkanlıkları sürekli değişirken bazı hayvan türleri aynı coğrafyada yaşamaya devam ediyor. Sergi metni kargaları uzun ömürleri ve kent hayatındaki süreklilikleri nedeniyle İstanbul’un “kadim tanıkları” olarak tanımlıyor. Elbette fotoğrafta gördüğümüz geçmişe gerçekten aynı karganın tanıklık etmiş olması söz konusu değil; burada kullanılan şey biyolojik bir süreklilikten çok bir anlatı aracı. İnsanların değiştiği, kuşakların kaybolduğu şehirde karga, geçmiş ile bugün arasında hayali bir gözlemciye dönüşüyor.
Bu tercih, sergiyi yalnızca nostaljik eski İstanbul fotoğraflarından oluşan bir seçki olmaktan çıkarıyor. Kargalar kimi çalışmalarda insanları gözleyen, kimi zaman onların davranışlarını taklit eden, kimi zaman da fotoğrafın esas karakteri hâline gelen figürler olarak beliriyor. Böylece tarihsel fotoğrafın ciddiyeti ile karikatürün müdahale edebilme özgürlüğü aynı görüntüde buluşuyor.
Arşiv fotoğrafına müdahale etmek
Bir arşiv fotoğrafı genellikle geçmiş hakkında kanıt taşıdığı düşüncesiyle okunur. Fotoğrafta ne varsa ona bakar, “o sırada İstanbul böyleymiş” deriz. Oysa fotoğraf yalnızca kadraja girmiş olanı saklar; kameranın dışında kalan hayatı, sesi, kokuyu veya o anda yaşananların tamamını taşıyamaz.
“Geçmiş Zaman Kargaları” bu eksikliği tarihsel bilgiyi tamamlayarak çözmeye çalışmıyor. Tam tersine görüntünün içine açıkça kurmaca bir unsur yerleştiriyor. Çizilmiş kargaların gerçekten orada olmadığını biliyoruz. Bu yüzden izleyici, fotoğrafın belge niteliği ile çizimin hayal gücü arasında gidip geliyor.
Gürses’in uzun yıllardır karikatür, illüstrasyon, grafik tasarım, tiyatro ve sinema gibi farklı alanlarda çalışmış olması da bu yöntemi açıklıyor. 1964 İstanbul doğumlu sanatçı profesyonel çizerliğe on dört yaşındayken Gırgır dergisinde başladı; daha sonra Cumhuriyet’te günlük bant çizdi ve reklam filmi yönetmenliğinden senaryoya kadar farklı üretim alanlarında çalıştı. Kendisi aynı zamanda Büyükada’da yaşıyor.
Dolayısıyla sergideki müdahale klasik anlamda tarihsel fotoğraf renklendirmesi veya restorasyonu değil. Amaç geçmişi “daha gerçek” göstermekten çok, eski görüntüyü yeniden okunabilir hâle getirmek.
Taş Mektep’te geçmişe bakmak
Serginin Taş Mektep’te kurulması da içerikle örtüşen ayrı bir katman oluşturuyor. “Sofronios Köşkü” olarak bilinen yapı bir dönem Patrik Sofronios’un yazlık konutuydu; 1922’de İstanbul Şehremaneti tarafından satın alındıktan sonra okul olarak kullanılmaya başladı. Büyükada İlkokulu ve daha sonra Büyükada Ortaokulu olarak hizmet veren bina, 1978-79 öğretim yılında boşaltıldı ve günümüze korunması gerekli kültür varlığı olarak ulaştı.
Dolayısıyla İstanbul’un değişen gündelik hayatını gösteren eski fotoğraflar, kendisi de farklı işlevlerden geçerek bugüne ulaşmış bir yapının içinde sergileniyor. Serginin diğer ayağının Büyükada Vapur İskelesi’nde bulunması ise çalışmaları doğrudan günlük ada hayatının içine taşıyor.
Burada geçmiş yalnızca müze vitrinine alınmış bir dönem olarak görünmüyor. Vapurdan inen insanların arasına, bugün hâlâ kullanılan bir iskeleye ve yaşayan bir ada mekânına karışıyor.
“Geçmiş Zaman Kargaları”nın yaptığı en ilginç şey belki de eski İstanbul’u olduğu gibi geri getirmeye çalışmaması. Gürses, tarihsel fotoğrafa çizim ekleyerek zaten bunun mümkün olmadığını baştan kabul ediyor. Geriye kalan, geçmişin görüntülerine bugünden tekrar bakmak ve bir şehrin ne kadarının değiştiğini, ne kadarının başka biçimlerde yaşamaya devam ettiğini görmek.
Kemal Gökhan Gürses’in “Geçmiş Zaman Kargaları” sergisi, 31 Ocak 2027’ye kadar Taş Mektep ve Büyükada Vapur İskelesi’nde görülebilir. Taş Mektep pazartesi hariç her gün 09.00–18.00 saatleri arasında açık ve sergi ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

