İbrahim Örs’ün farklı dönemlerinden 62 eseri bir araya getiren “Dünyanın Halleri”, sanatçının resminde yaklaşık yarım yüzyıla yayılan değişimi izlemeye imkân veren bir sergi. Aile koleksiyonunda korunan yapıtlardan oluşan seçkide portreler, nü figürler, eller, ayaklar, atlar, boğalar, kuşlar, ağaçlar ve gündelik nesneler yan yana geliyor. Ancak serginin asıl dikkat çekici tarafı konu çeşitliliğinden çok, bütün bu nesnelerin zaman içinde nasıl başka bir resim diline dönüştüğünü göstermesi.

Örs’ün resmine bu açıdan bakıldığında “figüratif” ve “soyut” gibi iki ayrı döneme bölmek yeterli değil. Çünkü sanatçı figürü bütünüyle terk etmiyor. Daha çok, gördüğü biçimi parçalayarak, tekrar ederek ve yeniden düzenleyerek başka bir görsel sisteme taşıyor.

Bedri Rahmi Atölyesinden Kişisel Bir Dile

İbrahim Örs, 1965-1971 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi ve asistanı olarak çalıştı. Bu dönem, Türkiye’de resmin yerel kaynaklarla modern sanat arasında kurduğu ilişkinin yoğun biçimde tartışıldığı yıllardı. Bedri Rahmi’nin atölyesi de figürden halk sanatlarına, motiften renk ve yüzey araştırmalarına uzanan geniş bir çalışma alanına sahipti.

Örs’ün sonraki resimlerinde ise hocasının biçim repertuvarını tekrar etmekten çok, gözleme verdiği önemin izleri görülür. İnsan bedeni, portre, hayvan ya da gündelik bir nesne başlangıç noktasıdır; fakat resmin amacı onları tanınabilir biçimde kaydetmek değildir.

Bu nedenle Örs’ün resminde bir el yalnızca el, bir at yalnızca at olarak kalmaz. Figür, kompozisyonun kurulmasını sağlayan bir biçime dönüşür.

İbrahim Örs: Dünyanın Halleri ve Figürün Dönüşümü
Sergi Afişi

Figürü Terk Etmeden Soyutlamak

Özellikle 1980’lerden itibaren Örs’ün resminde soyutlama belirginleşir. Kıvrımlı biçimler, tekrarlar, üst üste binen katmanlar ve sistematik deformasyon giderek sanatçının ayırt edici araçları hâline gelir.

Buradaki önemli ayrım, soyutlamanın nesneden vazgeçmek anlamına gelmemesidir.

Örs çoğu zaman görülebilir dünyanın içinden hareket eder. Fakat gördüğü şeyi olduğu haliyle bırakmaz. Bir yüz parçalanabilir, bedenin oranları değişebilir, aynı hareket farklı yönlerde tekrarlanabilir. Böylece figür ile zemin arasındaki sınır giderek belirsizleşir.

Resmin konusu hâlâ insandır, hayvandır ya da doğadır; fakat izleyici artık yalnızca “neyin resmi” olduğuyla ilgilenemez. Biçimin nasıl kurulduğuna da bakmak zorunda kalır.

Örs’ün figüratif resimden soyutlamaya geçişindeki esas mesele de burada ortaya çıkar: Tanıdığımız dünyanın biçimleri resmin içinde yeniden düzenlenmektedir.

Eller, Ayaklar, Hayvanlar ve Portreler

“Dünyanın Halleri” seçkisinde Otoportre, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Bodil Örs ve Atatürk portrelerinin yanında eller, ayaklar, nü figürler, atlar, boğalar ve kuşların bulunması bu nedenle anlamlıdır.

Bunlar birbirinden bağımsız konular gibi görünse de Örs açısından ortak bir probleme bağlanır: canlı biçimin hareketi.

Elin parmakları, insan bedeninin kıvrımları, bir atın gövdesi ya da kuşun hareketi; sanatçının tekrar, ritim ve deformasyonla geliştirdiği resim diline imkân verir. Böylece anatomik biçim giderek resmin kendi iç hareketine dönüşür.

Tam da bu noktada serginin adı daha anlaşılır hâle geliyor. “Dünyanın Halleri” yalnızca dünyada bulunan şeyleri göstermiyor; aynı biçimin resim içerisinde kaç farklı hale girebileceğini de gösteriyor.

Figür ile Soyut Arasında Bir Sınır Var mı?

Serginin açtığı asıl soru belki de burada.

Sanat tarihinde figüratif resim ile soyut resim çoğu zaman karşıt iki alanmış gibi anlatılır. Oysa İbrahim Örs’ün üretimi bu ayrımın her zaman bu kadar kesin olmadığını gösteriyor. Bir resim tanınabilir bir figürden hareket edip yine de soyut bir yapıya ulaşabilir.

Örs’ün dünyası nesnenin ortadan kaldırıldığı değil, nesnenin biçime dönüştüğü bir dünya.

Bu nedenle “Dünyanın Halleri”, yalnızca bir ressamın farklı dönemlerinden eserlerini yan yana getiren bir seçki değil; aynı zamanda aynı gözün dünyaya yıllar boyunca nasıl farklı biçimlerde baktığını görme imkânı sunuyor.

İbrahim Örs: Dünyanın Halleri, 1 Aralık 2026’ya kadar Metrohan’ın birinci katında görülebilir. Sergi pazartesi günleri dışında 10.00-18.00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version