Çağdaş resmin önemli isimlerinden Ekrem Yalçındağ, yeni kişisel sergisi “Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek” ile Ankara’da izleyici karşısına çıkıyor. 19 Eylül–1 Kasım 2026 tarihleri arasında CerModern’de görülebilecek sergi, sanatçının uzun yıllardır üzerinde çalıştığı renk, motif, tekrar, ritim ve yüzey ilişkilerini yeniden bir araya getiriyor. Yalçındağ’ın CerModern’de kapsamlı bir sergiyle yer alacağı bilgisi, sanatçının güncel sergi programlarında da doğrulanıyor.

Serginin başlığı, Yalçındağ’ın resmini anlamak için iyi bir başlangıç noktası sunuyor. “Dilin çeşitliliği” ile “evinde hissetmek” ilk bakışta iki ayrı düşünce gibi görünse de sanatçının üretiminde aynı yapının parçaları hâline geliyor. Yıllar boyunca tekrarlanan motifler, değişen renkler ve farklı yüzeyler, artık onun resimlerinde tanınabilir bir görsel dil oluşturuyor.

Motif Bir Harf Gibi

Ekrem Yalçındağ’ın çalışmalarında en belirgin özelliklerden biri bitkisel ve geometrik motiflerin tekrarı. Ancak bu tekrar, aynı biçimin mekanik biçimde çoğaltılması anlamına gelmiyor.

Sanatçı daha önce motiflerini bir tür “harf” olarak düşündüğünü anlatmıştı. Farklı bitkilerden geliştirdiği onlarca motif, tuval üzerinde tekrarlandıkça tek başlarına taşıdıkları anlamı kaybediyor ve daha büyük bir görsel yapının parçalarına dönüşüyor. Tıpkı harflerin kelimeyi, kelimelerin de dili oluşturması gibi.

Bu benzetme, yeni serginin başlığını da açıklıyor. Yalçındağ’ın resmi yıllar içinde kendi sözlüğünü oluşturmuş durumda: motif, renk, çizgi, boya dokusu, daire, tekrar ve ritim.

Fakat ortaya çıkan dil hiçbir zaman tamamen sabitlenmiyor.

Ekrem Yalçındağ’ın “Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek” sergisi, 19 Eylül–1 Kasım 2026 tarihleri arasında CerModern’de izleyiciyle buluşuyor.

Tekrar Neden Aynılık Üretmiyor?

Yalçındağ’ın resimlerinde aynı motiflerle tekrar tekrar karşılaşabiliriz. Buna rağmen iki resim aynı değildir. Renk değişir, ölçek büyür, biçimler sıklaşır ya da seyrekleşir; yüzeyin ritmi başka bir yöne hareket eder.

İstanbul Modern koleksiyonundaki “Kontrastlar” adlı yapıtı da sanatçının çalışma yöntemini açık biçimde gösteriyor. Yalçındağ önce motiflerden oluşan deseni kuruyor, ardından biçimlerin sınırlarını belirliyor ve boya katmanlarını yüzeyden taşacak ölçüde yoğunlaştırıyor. Böylece ilk bakışta düz görünen dekoratif düzen, fiziksel bir hacim kazanıyor.

Dolayısıyla tekrar, onun resminde aynılık üretmenin değil, farkı görünür hâle getirmenin yöntemlerinden biri.

Aynı biçim başka bir renkle çevrelendiğinde değişiyor. Aynı renk başka bir motifin içinde farklı algılanıyor. Görüntü, parçaların kendisinden çok parçalar arasındaki ilişkide kuruluyor.

Gelenek, Ama Olduğu Gibi Değil

Yalçındağ’ın geometrik ve bitkisel biçimleri geleneksel Türk ve İslam sanatındaki bezeme kültürüyle ilişki kuruyor. Fakat sanatçı bu motifleri tarihsel biçimleriyle yeniden üretmiyor.

Motif, geçmişten alınmış sabit bir simge olmaktan çıkarak çağdaş resmin içinde kullanılabilecek görsel bir birime dönüşüyor. Sevil Dolmacı Gallery’nin sanatçının pratiğine ilişkin güncel değerlendirmesinde de Yalçındağ’ın geleneği sabit bir yapı olarak değil, tekrarlanabilen, dönüştürülebilen ve sürekli yenilenebilen bir görsel dil olarak ele aldığı vurgulanıyor.

Burada el işçiliği de önemli. Tekrarın yoğunluğu ilk bakışta dijital ya da mekanik bir üretim izlenimi verebilse de resimlerin oluşumunda sanatçının elle yürüttüğü uzun ve kontrollü çalışma belirleyici.

Bu nedenle Yalçındağ’ın işleri tasarım ile resim, bezeme ile çağdaş sanat, sistem ile el emeği arasında gidip geliyor.

Ekrem Yalçındağ’ın “Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek” Sergisi CerModern’de
Kaynak: https://www.instagram.com/ekremyalcindag/

“Evinde Hissetmek” Ne Anlama Geliyor?

Başlığın ikinci bölümü sanatçının yakın dönem üretimiyle doğrudan bağlantılı. Yalçındağ, 2024–2025 yıllarında İzmir’de gerçekleştirilen kapsamlı kişisel sergisini “Evinde Hissetmek. Yeniden ve Yeniden” olarak adlandırmıştı. Yaklaşık 200 çalışmanın yer aldığı sergi, sanatçının farklı dönemlerini bir araya getiriyordu.

“Ev” burada yalnızca fiziksel bir mekân olarak okunmak zorunda değil.

Bir sanatçının onlarca yıl boyunca geliştirdiği biçimlerin içinde yeniden dolaşabilmesi de bir tür eve dönüş sayılabilir. Daha önce kullandığı bir motif, yıllar sonra başka bir renkle karşısına çıkar. Eski bir düzen yeni bir yüzeyde değişir. Geçmişte kullanılan yöntem yeni bir resimde başka bir sorunun parçası olur.

Bu anlamda Yalçındağ’ın evi, kendi oluşturduğu resim dili olabilir.

Çeşitliliğin İçindeki Düzen

“Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek”, bir retrospektif fikrinden çok sanatçının yıllardır oluşturduğu görsel sistemin nasıl hareket etmeye devam ettiğine bakıyor.

Buradaki önemli nokta şu: Bir sanatçının kendine ait bir üsluba ulaşması, aynı resmi sürekli tekrar etmesi anlamına gelmek zorunda değil. Yalçındağ örneğinde tanınabilirlik tam tersine, değişimin içindeki süreklilikten doğuyor.

Renkler değişiyor, motifler yer değiştiriyor, yüzey başka bir ritme kavuşuyor; fakat bütün bu çeşitlilik içinde aynı görsel dil konuşulmaya devam ediyor.

Serginin başlığındaki “ya da” bu nedenle iki seçenek arasında karar vermeyi istemiyor. Çeşitlilik ile aidiyet birbirinin karşıtı değil. Belki de insan ancak yeterince geniş, değişebilir ve hareket edebilir bir dilin içinde gerçekten evinde hissedebiliyor.

Sergi Bilgileri

Sergi: Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek
Sanatçı: Ekrem Yalçındağ
Tarih: 19 Eylül – 1 Kasım 2026
Yer: CerModern, Ankara

CerModern sergi alanları pazartesi hariç salı–pazar günleri 10.00–19.00 arasında ziyaret edilebiliyor.

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version