Seda Gazioğlu’nun “Sanatçıyı Beslemeyiniz” sergisinde eski Anadolu halıları alışıldık işlevlerinden çıkarılarak yeni bir yüzeye dönüştürülüyor. Sanatçı halıları kesiyor, bazı bölümlerine yağlıboyayla müdahale ediyor ve parçaları pirinç tellerle yeniden bir araya getiriyor. Ortaya çıkan işler ne geleneksel anlamda bir halı ne de halının yalnızca zemin olarak kullanıldığı resimler. Malzemenin geçmişi, üzerindeki desenler ve sanatçının yaptığı müdahale aynı yüzey üzerinde birlikte kalıyor. 11 Eylül’de Merdiven Art Space’te açılan sergi, Gazioğlu’nun yedinci kişisel sergisi ve sanatçının uzun süredir üzerinde çalıştığı gözetim, beden, kontrol ve içselleştirilmiş baskı meselelerini farklı bir malzemeyle sürdürüyor.
Anadolu halısının seçilmesi burada rastlantısal değil. Halı, gündelik yaşamın uzun süre üzerinde gerçekleştiği bir nesne; ev içi hayatla, kadın emeğiyle, aktarılmış motiflerle ve kullanımın bıraktığı fiziksel izlerle ilişkili. Üstelik eski bir halı yalnızca üretildiği dönemin desenlerini değil, kendisinden sonra geçen zamanı da taşır. Solmuş renkler, aşınmış yüzeyler, tamir edilmiş parçalar ve kullanım izleri onun maddi geçmişine dönüşür. Gazioğlu bu geçmişi temizleyip nötr bir sanat yüzeyi elde etmek yerine doğrudan çalışmasının içine alıyor.

Kesmek ve yeniden birleştirmek
Sergideki en belirgin müdahale halının kesilmesi. Fakat sanatçı parçaları birbirinden tamamen ayırmıyor; pirinç teller kullanarak yeniden bağlıyor. Bu noktada alışıldık bir restorasyon mantığı tersine çevriliyor. Onarım çoğunlukla hasarı gizlemeye ve nesneyi eski görüntüsüne yaklaştırmaya çalışırken Gazioğlu dikişi görünür bırakıyor. Kesilmiş yüzey yeniden birleşiyor ama geçmişte kesildiği artık inkâr edilemiyor.
Halı ile pirinç tel arasındaki malzeme karşıtlığı da bu görüntüyü güçlendiriyor. Tekstil yumuşak, esnek ve bedene yakın bir malzemeyken metal sert ve dirençli. Tel, halının parçalarını bir arada tutarken aynı zamanda kesiyi belirginleştiriyor. Dolayısıyla eserdeki dikiş yalnızca teknik bir çözüm değil; müdahalenin izini koruyan bir unsur hâline geliyor.
Sergi metninde halının bir tür vekil beden olarak düşünülmesi de buradan anlam kazanıyor. Yüzeye yapılan kesme, germe ve dikme işlemleri bedensel çağrışımlar oluşturuyor. Fakat işleri yalnızca “yaralanma ve iyileşme” metaforuyla açıklamak yetersiz kalabilir. Çünkü burada eski hâle dönüş yok. Müdahaleden sonra ortaya çıkan yüzey, öncekinden farklı bir yapıya sahip ve sanatçı bu farkı ortadan kaldırmak istemiyor.
Gözetimin görünmeyen tarafı
“Sanatçıyı Beslemeyiniz” adı serginin diğer hattını açıyor. İfade, hayvanat bahçelerinde görülen “hayvanları beslemeyiniz” uyarısının yapısını taşıyor. Bir tarafta izlenen, diğer tarafta kuralları belirleyen ve davranışı kontrol eden bir bakış bulunuyor. Gazioğlu bu ilişkiyi sanatçıya ve daha geniş anlamda bireyin kendi davranışını düzenleme biçimlerine taşıyor.
Sanatçının üzerinde durduğu konulardan biri, dışarıdan gelen bakışın zamanla içselleştirilmesi. İnsan sürekli nasıl göründüğünü, nasıl değerlendirileceğini ya da hangi davranışının hangi tepkiyi doğuracağını hesapladığında, denetimin fiziksel olarak karşısında bulunmasına gerek kalmıyor. Kişi bir süre sonra kendi gözetmenine dönüşebiliyor. Gazioğlu bu durumu kadın bedeni, annelik, göç, toplumsal beklentiler ve kişisel deneyimlerle birlikte ele alıyor.
Halıların gördüğü fiziksel müdahale ile bu düşünce arasında doğrudan bir ilişki kuruluyor. Dışarıdan gerçekleştirilen kesme ve yeniden birleştirme, sonunda malzemenin kendisinin bir parçasına dönüşüyor. Üzerindeki yara artık dışarıdan eklenmiş geçici bir işaret değil; yüzeyin yeni biçiminin içinde yaşamaya devam ediyor.
Gazioğlu’nun çalışmasını ilginç kılan taraflardan biri de geleneksel Anadolu halısını yalnızca kültürel bir sembol olarak kullanmaması. Motiflerin anlamlarını tek tek açıklamak ya da halıyı geçmişe ait nostaljik bir nesne olarak sunmak yerine, onun fiziksel yapısıyla çalışıyor. Kesiyor, boyuyor, dikiyor ve malzemenin taşıdığı geçmişe yeni bir katman ekliyor. Böylece eski halı korunması gereken dokunulmaz bir nesne olmaktan çıkıyor; bugünün beden, kontrol ve görünürlük tartışmalarının taşıyıcısına dönüşüyor.
“Sanatçıyı Beslemeyiniz”, 17 Ekim 2026’ya kadar Merdiven Art Space’te görülebilir.


1 Yorum
Pingback: Kadıköy Çizgi Festivali 2026: Çizgi Roman Yoğurtçu Parkı’na Dönüyor – Fikir Sanat