5. Uluslararası Göbeklitepe Film Festivali, 5–8 Kasım 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da gerçekleştirilecek. Festivalin bu yıl yayımlanan afişinin merkezinde Sayburç yer alıyor; Neolitik yerleşimin insan figürlerinden hareket eden görsel kimlik, arkeolojik hafıza ile sinemayı aynı anlatı fikrinde buluşturuyor.
Bir film festivalinin afişi çoğu zaman programı duyuran bir tasarım unsurudur. Göbeklitepe Uluslararası Film Festivali ise son yıllarda afişini başka bir işleve daha taşıyor: Şanlıurfa’daki Neolitik mirasın farklı bir noktasını her yıl sinemanın görsel dili içine yerleştiriyor.

Göbeklitepe ve Karahantepe’nin ardından 2026’nın odağında Sayburç bulunuyor.
Festivalin beşinci yılı için hazırlanan afişte Sayburç’ta bulunan insan figürü, kamera, film şeridi ve sinema ekipmanlarıyla birlikte kullanılıyor. Festival bu seçimi “tarihin sustuğu yerde sinema konuşur” düşüncesiyle açıklıyor. Böylece binlerce yıl önce taşa aktarılan insan figürüyle çağdaş görüntü üretiminin aracı olan kamera arasında bilinçli bir bağ kuruluyor.
Bu tercih yalnızca etkileyici bir görsel arayışından ibaret değil. Çünkü Sayburç, son yıllarda Taş Tepeler araştırmalarının en dikkat çekici alanlarından biri haline geldi.
Şanlıurfa çevresindeki Neolitik yerleşimler üzerine yürütülen kazılarda Sayburç’ta insan heykelleri, kabartmalar, T biçimli dikilitaşlar ve insan yüzleri işlenmiş taş unsurlar ortaya çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2026 yazında kazılan yaklaşık 2.700 metrekarelik alanda 70’e yakın yapının açığa çıkarıldığını ve yerleşimin ileride açık hava müzesine dönüştürülmesinin planlandığını açıkladı.
Sayburç’u arkeoloji dünyasında özellikle görünür hale getiren keşiflerden biri ise 2021’de ortaya çıkarılan ve MÖ 9. binyıla tarihlenen kabartma dizisi oldu. İstanbul Üniversitesi’nden Eylem Özdoğan’ın Antiquity dergisinde yayımladığı araştırmada, ortak kullanım yapısındaki bir taş sekide bulunan beş figürün birbirleriyle ilişkili iki sahne oluşturduğu gösterildi. İnsanlar, leoparlar ve bir boğanın birlikte tasvir edildiği kompozisyon, araştırmada bilinen en erken anlatı sahnelerinden biri olarak değerlendirildi.
Tam da bu nedenle Sayburç ile sinema arasında kurulabilecek ilişki yalnızca “çok eski ile çok yeni” karşıtlığından daha ilginç.
Sayburç’taki figürler tek tek nesneleri göstermiyor; figürlerin birbirlerine yönelişleri bir olay veya hikâye duygusu yaratıyor. Başka bir deyişle, yaklaşık 11 bin yıl önce taşa oyulmuş görüntülerde bile anlatının izini arıyoruz. Sinemanın yaptığı şey de görüntüleri zaman içinde birbirine bağlayarak olay, karakter ve anlam üretmek.
Festival afişinin güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor: arkeolojik buluntuyu yalnızca Şanlıurfa’nın tanıtım simgesine dönüştürmek yerine, insanın görüntüler aracılığıyla hikâye anlatma ihtiyacının çok eski bir geçmişi olduğunu hatırlatıyor.
Arkeoloji festivalin dekoru değil
Göbeklitepe Uluslararası Film Festivali’nin arkeolojiyle kurduğu ilişki festivalin ilk yıllarından beri programın parçalarından biri.
Festival, adını Göbeklitepe’den alırken kuruluş amacını ulusal ve uluslararası sinemacıları Şanlıurfa’da bir araya getirmek ve kentin kültürel mirasıyla sinema arasında bir bağ kurmak olarak tanımlıyor. İlk yıllarda ulusal ve uluslararası kısa film kategorileriyle başlayan yapı daha sonra arkeoloji temalı belgeselleri de programa dahil etti; Göbeklitepe kazılarıyla özdeşleşen arkeolog Klaus Schmidt adına belgesel ve seyirci ödülleri de verildi.
2025’te gerçekleştirilen dördüncü festivalde görsel ve tematik odaklardan biri Karahantepe olmuştu. Festival dört gün boyunca Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür ve Sanat Merkezi’nde film gösterimleri ve farklı kültür-sanat etkinlikleriyle gerçekleştirilmişti.
Bu yıl Sayburç’un seçilmesi, festivalin Göbeklitepe adını taşımasına rağmen Şanlıurfa’daki Neolitik mirası tek bir arkeolojik alanla sınırlandırmadığını gösteriyor.
Bu yaklaşımın arkasında Taş Tepeler adı altında değerlendirilen daha geniş bir arkeolojik coğrafya bulunuyor. Göbeklitepe ve Karahantepe ile birlikte Sayburç da bu ağın önemli noktalarından biri. Sayburç’taki buluntular özellikle ortak kullanım yapılarıyla gündelik yaşam alanlarının birbirine yakınlığı nedeniyle Neolitik toplumların yalnızca ritüellerini değil, yerleşik hayata geçiş sürecindeki sosyal ilişkilerini anlamak açısından da önem taşıyor.
Dolayısıyla festivalin her yıl başka bir alanı öne çıkarması, zaman içinde Şanlıurfa’nın Neolitik haritasını sinema üzerinden takip eden ayrı bir görsel arşiv de oluşturabilir.
- Uluslararası Göbeklitepe Film Festivali’nin yeni döneminde dünyanın farklı ülkelerinden uzun ve kısa metraj kurmaca yapımların, sinemacıların ve farklı etkinliklerin Şanlıurfa’da bir araya getirilmesi planlanıyor. Festivalin ayrıntılı film seçkisi ve etkinlik programının önümüzdeki dönemde açıklanması bekleniyor.
Festivalin yalnızca İstanbul merkezli sinema dolaşımının dışında gerçekleşmesi de ayrıca önemli. Türkiye’de bağımsız ve festival sinemasının önemli bölümü birkaç büyük kentte yoğunlaşırken, Şanlıurfa’daki bir festival sinemayı farklı bir izleyici kitlesi ve çok güçlü bir tarihsel coğrafyayla karşılaştırıyor.
Bu yıl afişte Sayburç’un seçilmesi de bu ilişkinin sembolik bir özeti gibi.
Yaklaşık 11 bin yıl önce insanlar hikâyelerini taşa bıraktılar. Bugün aynı coğrafyada başka insanlar onları kameralarla anlatmaya devam ediyor.
5. Uluslararası Göbeklitepe Film Festivali
5–8 Kasım 2026
Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür ve Sanat Merkezi, Şanlıurfa


1 Yorum
Pingback: Ekim 2026’da Kaçırılmayacak 7 Sergi: İstanbul’dan Eskişehir ve İzmir’e – Fikir Sanat