83. Venedik Film Festivali, 2–12 Eylül 2026 tarihleri arasında dünya sinemasının yeni yapımlarını bir araya getirdi. Maggie Gyllenhaal başkanlığındaki jürinin değerlendirdiği 21 filmlik ana yarışma; Danny Boyle, Lee Chang-dong, Hirokazu Koreeda, Nanni Moretti ve Martin McDonagh gibi yönetmenlerin yeni çalışmalarına sahne oldu.
Venedik Film Festivali yalnızca ödülleriyle değil, yılın geri kalanında festivallerde ve vizyon programlarında sıkça karşılaşacağımız filmlerin ilk kez görüldüğü yerlerden biri olmasıyla da önem taşıyor. Bu yılki yarışmada medya düzeninden çalışma hayatına, evlilikten görünürlük ve arzu meselelerine uzanan oldukça farklı filmler yer aldı.

Festivalin açılış filmi Danny Boyle’un Ink adlı yapımı oldu. Jack O’Connell, Guy Pearce ve Claire Foy’un rol aldığı film, 1969’da Rupert Murdoch ve Larry Lamb’in The Sun gazetesini yeniden biçimlendirmesinden hareket ederek modern tabloid haberciliğinin ortaya çıkışına bakıyor. Boyle’un filmi yalnızca geçmişteki bir medya hikâyesini anlatmıyor; haberin giderek okurun ne bilmesi gerektiğinden çok ne görmek istediğine göre biçimlenmeye başlamasını da ele alıyor. La
Florian Zeller’ın Bunker filmi ise Penélope Cruz ve Javier Bardem’i aynı yapımda buluşturuyor. Filmde bir mimar, teknoloji milyarderi için hayatta kalma sığınağı tasarlamayı kabul ediyor. Bu karar, on yedi yıllık evliliğinde ahlaki ve kişisel bir çatışmanın başlamasına neden oluyor. Bunker, çağdaş dünyanın felaket korkularını bir evlilik hikâyesinin içine yerleştiren dramatik bir gerilim olarak kurulmuş.

Uzun süredir yeni filmi beklenen Lee Chang-dong, Possible Love ile yarışmadaydı. Film, işini kaybetmiş bir adam ile eşinin, bir belgesel yönetmeni ve onun eşiyle karşılaşmasını konu alıyor. İki çiftin yaşamları bir belgesel çalışması aracılığıyla kesişirken sınıfsal farklılıklar, emek meselesi ve bastırılmış arzular görünür hale geliyor. Film festival sonunda Büyük Jüri Ödülü’nü kazandı. La
Hirokazu Koreeda’nın Look Back filmi ise Tatsuki Fujimoto’nun mangasından hareket ediyor. Çizim konusunda yetenekli Fujino ile odasından nadiren çıkan Kyomoto’nun manga sanatçısı olma arzusu, on üç yıla yayılan bir arkadaşlık ve üretim hikâyesine dönüşüyor. Koreeda’nın aile ve insan ilişkilerine yönelik sakin gözlemini bu kez sanat üretimi, rekabet ve dostluk çevresinde nasıl kurduğu filmin dikkat çekici taraflarından biri.
Nanni Moretti’nin yeni filmi Succederà questa notte – It Will Happen Tonight, Eshkol Nevo’nun öykülerinden yola çıkıyor. Louis Garrel ve Jasmine Trinca’nın da yer aldığı yapım, birbirleriyle sürekli yanlış zamanda karşılaşan iki insanın ilişkisi üzerinden zaman, kaçırılmış fırsatlar ve yeniden başlama ihtimaline bakıyor.
Festivalin merak uyandıran yapımlarından biri de Lance Oppenheim’ın Primetime filmi oldu. Robert Pattinson’ın başrolünü üstlendiği yapım, 2000’li yılların Amerikan televizyonunun tartışmalı programlarından To Catch a Predatorın yükselişini ve televizyonun suç, cezalandırma ve seyirlik gösteri arasındaki sınırı nasıl değiştirdiğini konu alıyor.

Un bon petit soldat film afişi
Stéphane Brizé’nin Un bon petit soldat filmi ise çalışma hayatındaki görünmeyen şiddete yöneliyor. Alba Rohrwacher’ın canlandırdığı insan kaynakları yöneticisi Carla, çalışan refahını koruması beklenirken şirketin performans talepleriyle karşı karşıya kalıyor. Toksik bir yönetim vakasının ortaya çıkmasıyla birlikte mesleki sorumluluk ile kurumsal beklentiler arasındaki gerilim giderek büyüyor.
Martin McDonagh’ın Wild Horse Nine filmi de dikkat çeken oyuncu kadrosuyla yarışmada yer aldı. John Malkovich, Sam Rockwell, Steve Buscemi, Tom Waits ve Parker Posey’in bulunduğu film, 1973 Şili darbesinden hemen önce Paskalya Adası’na gönderilen iki CIA görevlisinin hikâyesini kara mizah ve casusluk anlatısıyla bir araya getiriyor.
Altın Aslan Woman Unknown’a
Festivalin büyük ödülü Altın Aslan, Danimarkalı yönetmen May el-Toukhy’nin Woman Unknown filmine verildi. 19. yüzyıl sonlarında geçen film, hizmetçi olarak çalıştığı varlıklı bir dul erkekle evlenmeye hazırlanan Marie’nin hikâyesinden hareket ediyor. Filmin başrol oyuncusu Mathilde Arcel de En İyi Kadın Oyuncu dalında Volpi Kupası’nı kazandı. Lee Chang-dong’un Possible Love filmi ise Büyük Jüri Ödülü’ne değer görüldü.
83. Venedik Film Festivali sona ermiş olsa da asıl ilginç dönem şimdi başlıyor. Bu filmlerin önemli bir bölümü önümüzdeki aylarda başka festivallere, uluslararası dağıtıma ve farklı ülkelerdeki vizyon programlarına girecek. Bunker, Ink, Look Back, Possible Love, Primetime ve Woman Unknown, Türkiye gösterimleri açıklandıkça FikirSanat’ta yeniden takip edebileceğimiz filmler arasında.

