Close Menu
  • Ana Sayfa
  • Kültür Sanat
  • Sinema & Dizi
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Yapay Zeka
  • Popüler Gönderiler
  • İletişim

Subscribe to Updates

Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

What's Hot

Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu’nun 100 Yıllık Sanat ve Kültür Hafızası

Eylül 18, 2026

Yeşim Ustaoğlu’nun Yeni Filmi Artakalan: Annelik, Yaratıcılık ve Kendi Hayatını Seçmek

Eylül 18, 2026

Mela Bedel Çubuklu Silolar’da: Beykoz’da Ücretsiz Konser

Eylül 18, 2026
Facebook X (Twitter) Instagram
Cuma, Eylül 18
Facebook X (Twitter) Instagram
Fikir SanatFikir Sanat
  • Ana Sayfa
  • Kültür Sanat
  • Sinema & Dizi
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Yapay Zeka
  • Popüler Gönderiler
  • İletişim
Fikir SanatFikir Sanat
Home»Sinema & Dizi»Andrei Tarkovsky: “Kendimizi Yeterince Sevmiyoruz” | Sinema, Yalnızlık ve İnsan Üzerine
Sinema & Dizi

Andrei Tarkovsky: “Kendimizi Yeterince Sevmiyoruz” | Sinema, Yalnızlık ve İnsan Üzerine

Tarkovsky’nin 1984 tarihli söyleşisi, “kendimizi yeterince sevmiyoruz” sözünden yalnızlık, sanat, teknoloji ve insanın ahlaki gelişimine uzanan geniş bir düşünce alanı açıyor.
adminBy adminEylül 18, 20262 yorum6 Mins Read
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

Andrei Tarkovsky’nin filmlerini izleyen biri onun sinema, zaman, inanç ve insan üzerine ne düşündüğünü filmlerinden çıkarabilir. Fakat yönetmenin bunları doğrudan anlattığı kayıtlar daha farklı bir Tarkovski gösterir. Donatella Baglivo’nun hazırladığı “Un poeta nel cinema: Andrej Tarkovskij” (Sinemada Bir Şair: Andrei Tarkovsky) belgesel-röportajı bunların en önemlilerinden biridir. Tarkovski burada filmlerini açıklamakla yetinmez; yalnızlık, sevgi, çocukluk, bilimsel ilerleme, ölüm, mutluluk ve insanın kendi iç dünyası üzerine de konuşur.

Yapım 1984 Cannes Film Festivali’nin Un Certain Regard bölümünde gösterildi. Cannes’ın resmî arşivinde yönetmen ve senarist olarak Donatella Baglivo, görüntü yönetmeni olarak Gualtiero Manozzi kayıtlıdır. İtalya Kültür Bakanlığı arşivindeki kayıtta da filmin 21 Mayıs 1984’te Cannes’da gösterildiği görülüyor.

Bugün internette “Andrei Tarkovsky: Kendimizi Yeterince Sevmiyoruz” başlığıyla Türkçe altyazılı olarak dolaşan bölüm de bu uzun söyleşiden geliyor. Baglivo’nun “Kendinizi seviyor musunuz?” sorusuna Tarkovski’nin verdiği cevap, ilk bakışta kişisel bir itiraf gibi görünse de giderek onun insan anlayışının temel meselelerinden birine dönüşüyor.

The Mirror Film Afişi
The Mirror Film Afişi

Kendini sevmek Tarkovski için ne anlama geliyor?

Tarkovski soruya doğrudan cevap verir: “Kendimi sevmiyorum. Kendimizi yeterince sevmiyoruz.” Ardından insanın kendisini gerçekten sevebilmesinin başkalarını sevebilmesiyle bağlantılı olduğunu söyler. Kendi sabırsızlığından, yeterince hoşgörülü olamayışından ve insanlarla ilişkisinde yaşadığı güçlüklerden de açık biçimde söz eder.

Buradaki “kendini sevmek” bugünkü kişisel gelişim dilindeki kendini olumlama düşüncesine pek benzemez. Tarkovski için mesele insanın kendisini her koşulda beğenmesi değil, kendi varoluşunun sorumluluğunu üstlenebilmesidir. İnsanın neden yaşadığını bilmemesiyle başkalarını ve hayatı sevememesi arasında bağlantı kurması bundan kaynaklanır.

Bu düşünce onun filmlerindeki karakterlerle de uyumludur. Stalkerın kahramanı kendi yaşamını başkalarını Oda’ya götürmeye adar; Nostalghiadaki Gorçakov kendi aidiyetinin ve yalnızlığının içinde sıkışır; Kurbandaki Alexander ise dünyanın yok olmasını engellemek için sahip olduğu her şeyden vazgeçmeye hazır olduğunu söyler. Tarkovski’nin karakterlerinde insanın değeri çoğu zaman sahip olduklarından değil, ne uğruna fedakârlık yapabileceğinden anlaşılır.

Baglivo röportajında bu düşüncenin kişisel tarafını görüyoruz. Tarkovski kendisini ideal bir insan olarak sunmuyor. Tam tersine, kendi sabırsızlığını ve insanlara karşı yetersiz hoşgörüsünü filmlerindeki ahlaki meselelerden ayrı tutmuyor.

Gençlere söylediği şey: Yalnız kalmayı öğrenin

Röportajın bugün en fazla paylaşılan bölümlerinden biri de Tarkovski’ye gençlere ne söylemek istediğinin sorulduğu an. Yönetmenin cevabı, kırk yıl sonra sosyal medya ve sürekli çevrimiçi olma kültürü içinde daha da dikkat çekici görünüyor.

Tarkovski gençlerin yalnızlığı sevmeyi ve kendi başlarına kalmayı öğrenmeleri gerektiğini söyler. Burada yalnızlık ile terk edilmiş olmayı birbirinden ayırır. Ona göre insanın tek başına kalabilmesi, kendisiyle sıkılmadan yaşayabilmesi anlamına gelir. Sürekli gürültü ve hareket arayışını ise kişinin kendisiyle karşı karşıya kalmaktan kaçmasının işareti olarak görür.

Bu düşünceyi yalnız biyografik bir tercih olarak görmek yetersiz olur. Tarkovski’nin sineması zaten seyirciden benzer bir davranış ister. Filmleri hızlı olay örgüsü ve sürekli yeni uyaran üretmez; izleyiciyi görüntünün içinde kalmaya, beklemeye ve zamanı hissetmeye zorlar. Uzun planların işlevlerinden biri de budur. Seyirci yalnızca “sonra ne olacak?” sorusuyla ilerleyemez; içinde bulunduğu ana dikkat etmek zorunda kalır.

Tarkovski’nin yalnızlık üzerine söyledikleriyle sinemasının ritmi arasında bu nedenle güçlü bir bağ vardır. Kendi başına kalamayan insanın sessizliği taşıması zor olduğu gibi, Tarkovski filmlerinin zamanını taşımak da sabır ister.

Andrei Tarkovsky"s Nostalghia Film Afişi
Andrei Tarkovsky”s Nostalghia Film Afişi

“Sinema mutsuz bir sanattır”

Baglivo’nun söyleşisinde Tarkovski yalnız insanın iç dünyasından söz etmez; sinema endüstrisine karşı da oldukça serttir. Sinemayı paraya son derece bağımlı olduğu için “mutsuz bir sanat” olarak tanımlar. Bir filmin üretiminin pahalı olması yetmez; film daha sonra ticari bir ürün gibi pazarlanır ve başarısı ne kadar sattığıyla ölçülür. Tarkovski açısından sanatın değerini satış başarısıyla eşitlemek temel bir çelişkidir.

Bu yaklaşım onun kendi sinema anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde daha anlamlı hale geliyor. Baglivo röportajında Tarkovski, sinemayı hiçbir zaman hayatından ayrı bir meslek olarak görmediğini de anlatır. Filmlerini yaşamındaki eylemlerin bir parçası olarak kabul eder. Ona göre sinema tarihine “auteur” olarak geçecek yönetmenler, kendi dünyalarını yaratabilen sinema şairleridir. Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi tarafından yayımlanan Tarkovski çalışmasında da bu röportajdaki sözleri bu bağlamda aktarılıyor.

Bu yüzden onun popüler sinemaya mesafesi yalnız estetik bir seçkinlik meselesi değildir. Sorun, sanatçının kendi düşüncesi ile piyasanın seyirciden beklediği şey arasında oluşan gerilimdir. Tarkovski’nin filmlerinin yapım süreçlerinde Sovyet bürokrasisiyle yaşadığı sorunlarla, daha sonra Batı’daki finansman koşulları arasında farklılıklar olsa da yönetmen her iki sistemde de sanatçının özgürlüğünü temel mesele olarak görmüştür.

Bilim ilerlerken insan neden geride kalıyor?

Röportajın bugün özellikle dikkat çekici bölümlerinden biri de bilim ve teknoloji hakkındaki düşünceleridir. Tarkovski bilimin kendisini “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırmaya çalışmaz. Onun kaygısı başka yerdedir: bilimsel ve teknolojik ilerleme ile insanın ruhsal gelişimi aynı hızda ilerlememektedir.

Tarkovski bu uçurumun modern uygarlığın temel sorunlarından biri olduğunu ve insanlığın teknik olarak büyük bir güç kazanmasına rağmen bu gücü kullanabilecek ahlaki olgunluğa aynı ölçüde ulaşamadığını söyler. Söyleşinin yapıldığı dönemde nükleer savaş tehlikesi bunun en açık örneğidir.

Bu düşünce Solaris ve Stalkerın da merkezindedir. Solariste insan başka bir gezegene ulaşabilecek teknolojiye sahiptir fakat karşılaştığı bilinmeyeni anlamakta kendi hafızasının, suçluluğunun ve arzularının ötesine geçemez. Stalkerda ise insanın en derin arzusunu gerçekleştirebileceğine inanılan Oda’ya ulaşmak mümkündür; asıl sorun insanın oraya girmeye ahlaken hazır olup olmadığıdır.

Tarkovski röportajda Solaris konusunda şaşırtıcı derecede serttir. Filmi kendi yapıtları arasında başarısız bulduğunu ve bilimkurgu unsurlarından yeterince kurtulamadığını söyler. Onu ilgilendiren şeyin uzay teknolojisi ya da insan bilgisinin sınırları değil, insanın insanlık dışı koşullar altında insan olarak kalıp kalamayacağı olduğunu açıklar.

Bu açıklama, Tarkovski sinemasında teknolojinin neden hiçbir zaman merkezde olmadığını anlamayı kolaylaştırır. Makine ne kadar gelişmiş olursa olsun, onu kullanan insanın ahlaki ve ruhsal durumu çözülmedikçe yönetmenin asıl sorusu cevapsız kalmaktadır.

Çocukluk neden bu kadar önemli?

Tarkovski’nin filmlerinde çocukluk sürekli geri döner. İvan’ın Çocukluğunda savaş tarafından yok edilen çocukluk, Aynada hafızanın temel alanı haline gelir; Kurbanda ise yetişkin dünyanın krizinin karşısında yine çocuk vardır.

Baglivo röportajında yönetmen kendi çocukluğunu da yaşamının en mutlu dönemi olarak anlatır. Annesiyle birlikte nehir kenarındaki bir köyde yaşadığı zamanı, doğayla yakınlığını ve o dönemin kendi yaratıcı yaşamındaki kalıcı etkisini hatırlar. Çocukluğun kaybolmadığını, yaratıcı faaliyetinin temelinde varlığını sürdürdüğünü söylemesi, filmlerindeki çocukluk görüntülerini yalnız nostaljik anılar olmaktan çıkarır.

Doğa da aynı nedenle Tarkovski’de dekor değildir. Su, ağaçlar, yağmur, rüzgâr ve ateş tekrar tekrar görüntüye girer. Baglivo’nun filminde Tarkovski’nin doğanın içinde yürürken konuşması da bu yüzden yönetmenin düşüncesiyle uyumlu bir görsel yapı oluşturur.

Filmlerden farklı bir Tarkovski

Un poeta nel cinema, Tarkovski hakkında hazırlanmış sıradan bir yönetmen portresi değil. Baglivo sorularını sinemadan kişisel hayata, çocukluktan ölüme ve aşka kadar genişletiyor. Tarkovski de çoğu zaman kendisini korumaya çalışmadan cevap veriyor. Bazı görüşleri bugün tartışmalı bulunabilir; bazıları ise kırk yıl sonra şaşırtıcı biçimde güncel görünür. Filmi değerli yapan da Tarkovski’yi kusursuz bir düşünür olarak sunmaması, onun çelişkilerini de görünür bırakmasıdır.

“Kendimizi yeterince sevmiyoruz” cümlesi bu nedenle tek başına sosyal medyada dolaşan etkileyici bir söz olarak bırakıldığında eksik kalıyor. Tarkovski’nin devamında anlattığı şey insanın kendi eksikliklerini görmesi, yalnız kalabilmesi, yaşamının nedenini sorgulaması ve başkalarıyla ilişkisindeki sorumluluğunu kabul etmesiyle ilgili.

Belgeselin Cannes’da gösterilmesinin üzerinden kırk yılı aşkın zaman geçti. Teknoloji, sinema endüstrisi ve insanların birbirleriyle iletişim biçimi büyük ölçüde değişti. Buna rağmen Tarkovski’nin aynı söyleşide sorduğu meseleler büyük ölçüde yerinde duruyor: İnsan teknolojik olarak ilerlerken iç dünyasında da ilerliyor mu? Sürekli başkalarıyla bağlantıda olmak kendimizle ilişkimizi güçlendiriyor mu? Bir sanat eserinin değeri ne kadar izlendiği veya sattığıyla ölçülebilir mi?

Tarkovski’nin cevaplarının hepsine katılmak gerekmiyor. Fakat Baglivo’nun kamerası önünde yaptığı şey hâlâ dikkate değer: filmlerinde seyirciye yönelttiği soruları bu kez doğrudan kendisine yöneltiyor.

Andrei Tarkovsky Donatella Baglivo fikirsanat kendimizi yeterince sevmiyoruz Solaris Stalker Tarkovsky düşünceleri Tarkovsky sinema Tarkovsky söyleşi Tarkovsky yalnızlık
Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
  • Website

Related Posts

Yeşim Ustaoğlu’nun Yeni Filmi Artakalan: Annelik, Yaratıcılık ve Kendi Hayatını Seçmek

Eylül 18, 2026

Mela Bedel Çubuklu Silolar’da: Beykoz’da Ücretsiz Konser

Eylül 18, 2026

10. Çanakkale Bienali Metcezir’le Geliyor: Su, Toprak ve Hafızanın İzinde

Eylül 18, 2026
View 2 Comments

2 yorum

  1. Pingback: İçimdeki Yabancı: Oscar Ödüllü Arthur Harari’den Beden ve Kimlik Üzerine Yeni Film – Fikir Sanat

  2. Pingback: Görüntüyle Düşünen 3 Film: The Fall, In the Mood for Love ve Koyaanisqatsi – Fikir Sanat

Leave A Reply Cancel Reply

En Çok Okunanlar
Teknoloji

Apple TV Türkiye’ye Geldi: iCloud+ Paketine Dahil Edildi, Emmy’de de Zirveye Çıktı

By adminEylül 16, 20260

Apple TV Türkiye’de iCloud+ aboneliğine dahil edildi. 49,99 TL’den başlayan paket Apple TV ve Apple Arcade erişimi sunuyor.

Clicks Communicator: Telefonun Ana Ekranı Yeniden İletişim İçin Tasarlanabilir mi?

Eylül 16, 2026

Apple’ın Eylül Etkinliği: iPhone Duo, iPhone 18 Pro ve Yapay Zekâ Vurgusu

Eylül 10, 2026

Baudrillard, Hipergerçeklik ve Simülasyon: Sosyal Medya Çağında Gerçeklik Nereye Çekiliyor?

Eylül 9, 2026
Demo
Güncel

Nejat Eczacıbaşı Binası Avrupa Miras Günleri İçin Kapılarını Açıyor

Eylül 9, 202623 Views

Lucien Arkas Sanat Merkezi İlk Sezonunu “Lumina: Renk ve Işık Sanatı” ile Açıyor

Eylül 15, 202621 Views

Tavuk / Hen: Bir Tavuğun Gözünden Sisteme Bakmak

Eylül 10, 202620 Views

Orhan Albaş’ın Mısır Heykeli: Beğenilmeyen Bir Eser Nasıl Kent Simgesine Dönüşür?

Temmuz 24, 202617 Views
Bizi Takip Edin!
  • Facebook
  • Pinterest
  • Instagram
  • YouTube

Subscribe to Updates

Get the latest creative news from SmartMag about art & design.

Top Posts

10 Trends From Year 2020 That Predict Fashion Popularity

Nisan 20, 2021

Review: Relax, Recline And Dine At Hilton Rijeka Costabella Beach

Nisan 15, 2021

Qatar Airways Helps Bring Tens of Thousands of Seafarers

Nisan 15, 2021

Review: Pandemic Comforts – The Best Trousers For Ease Of Movement

Ocak 18, 2021

Review: Art-Inspired Interiors To Combine Calming Lifestyle

Ocak 17, 2021

Review: Listening Habits May Affect Music’s Benefits for Memory

Ocak 15, 2021

Review: NASA Tests Scalable Satellite Tech to Launch Sensors Quicker

Ocak 15, 2021

Review: 6 Health Benefits of Consuming Ghee Coffee In Winters

Ocak 15, 2021

Review: You Can Splurge on This Luxury Jet for Cheaper Than First Class

Ocak 14, 2021

Review: Antarctic Ice Melt May Fuel Eruptions of Hidden Volcanoes

Ocak 14, 2021

Subscribe to Updates

Get the latest sports news from SportsSite about soccer, football and tennis.

Advertisement
Demo
Top Posts

Nejat Eczacıbaşı Binası Avrupa Miras Günleri İçin Kapılarını Açıyor

Eylül 9, 202623 Views

Lucien Arkas Sanat Merkezi İlk Sezonunu “Lumina: Renk ve Işık Sanatı” ile Açıyor

Eylül 15, 202621 Views

Tavuk / Hen: Bir Tavuğun Gözünden Sisteme Bakmak

Eylül 10, 202620 Views

Orhan Albaş’ın Mısır Heykeli: Beğenilmeyen Bir Eser Nasıl Kent Simgesine Dönüşür?

Temmuz 24, 202617 Views

“Hasip ile Nasip” 50 Yıl Sonra Geri Dönüyor: Yeni Film 16 Ekim’de Sinemalarda

Eylül 15, 202614 Views
Stay In Touch
  • Facebook
  • YouTube
  • TikTok
  • WhatsApp
  • Twitter
  • Instagram
Top Trending
72
Uncategorized

10 Trends From Year 2020 That Predict Fashion Popularity

By adminNisan 20, 20210
9.1
Uncategorized

Review: Relax, Recline And Dine At Hilton Rijeka Costabella Beach

By adminNisan 15, 20210
Uncategorized

Qatar Airways Helps Bring Tens of Thousands of Seafarers

By adminNisan 15, 20210
Demo
Demo
Don't Miss
Kültür Sanat

Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu’nun 100 Yıllık Sanat ve Kültür Hafızası

By adminEylül 18, 20260

“Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” sergisi, 1920’lerden bugüne sanat, koleksiyonculuk, yayıncılık ve kültürel kurumlar üzerinden yüz yıllık bir hafızayı bir araya getiriyor.

Yeşim Ustaoğlu’nun Yeni Filmi Artakalan: Annelik, Yaratıcılık ve Kendi Hayatını Seçmek

Eylül 18, 2026

Mela Bedel Çubuklu Silolar’da: Beykoz’da Ücretsiz Konser

Eylül 18, 2026

Andrei Tarkovsky: “Kendimizi Yeterince Sevmiyoruz” | Sinema, Yalnızlık ve İnsan Üzerine

Eylül 18, 2026

Subscribe to Updates

Get the latest creative news from SmartMag about art & design.

Stay In Touch
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Instagram
Fikir Sanat
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest Vimeo YouTube
© 2026 FikirSanat. Tüm hakları saklıdır.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.