9–20 Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleştirilecek COPArt, Türkiye’den ve dünyadan sanatçıların eserlerini COP31 kapsamında buluşturacak. Nagihan Özel’in direktörlüğünü ve küratörlüğünü üstlendiği programda sergiler, açık hava yerleştirmeleri, panel ve söyleşiler yer alacak.
Antalya, kasım ayında uluslararası iklim görüşmelerinin yanında geniş kapsamlı bir sanat programına da ev sahipliği yapacak. COP31’e eşlik eden COPArt, “Hâlâ Mümkün” teması altında 1.000’in üzerinde eseri izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Türkiye sanatının farklı dönemlerinden yapıtlarla uluslararası çağdaş sanatçıların çalışmalarını bir araya getiren program, doğanın ve kültürel mirasın geleceğini birlikte ele alıyor.
9–20 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinliklerin direktörlüğünü ve küratörlüğünü Nagihan Özel üstleniyor. Açık ve kapalı sergi alanlarına yayılan programda 50’den fazla açık hava yerleştirmesi ile 48 panel ve söyleşi planlanıyor. COP31’in Yeşil Bölge olarak adlandırılan bölümündeki etkinlikler halka açık ve ücretsiz olacak.
Programın Antalya’da gerçekleşmesi, farklı koleksiyonlardan ve coğrafyalardan eserleri İstanbul dışındaki izleyicilerle buluşturması bakımından da önem taşıyor. Kent sakinleri ve Antalya’yı ziyaret edenler, konferansa eşlik eden sanat etkinliklerini takip edebilecek. Böylece uluslararası buluşmanın kültür programı, diplomatik görüşmelerin katılımcılarıyla sınırlı kalmayacak.
Doğayı, tarihi ve belleği farklı sanat dilleriyle düşünmek
COPArt’ın uluslararası seçkisinde Anselm Kiefer, Heinz Mack, Cecilia Vicuña, Eva Jospin ve NILS-UDO gibi isimler yer alıyor. Programda ayrıca Koen Vanmechelen, Joël Andrianomearisoa, Luke Jerram, Alejandro Durán, Pascale Marthine Tayou, Gabriel Rico, Anthony James ve Clarissa Tossin’in çalışmalarının da bulunacağı duyuruldu.
Uluslararası bölümde farklı malzeme ve anlatım biçimleri yan yana gelecek. Eva Jospin’in mukavvadan oluşturduğu ormanlar, doğal çevrenin insan eliyle yeniden kurulmuş görüntülerini sunarken Zaria Forman’ın buzul çalışmaları, değişen iklimin etkilerini görünür kılacak. NILS-UDO’nun doğada gerçekleştirdiği geçici çalışmaların fotoğrafları ise zaman, dönüşüm ve doğanın kendi süreçleriyle kurulan ilişkiyi gündeme getirecek.
Bu çeşitlilik, iklim meselesinin sanat alanında tek bir görüntü veya anlatımla sınırlandırılamayacağını gösteriyor. Bir çalışma malzemenin dönüşümüne, diğeri kaybolan bir çevreye veya insanın doğada bıraktığı izlere odaklanabilir. COPArt’ın farklı üretimleri aynı programda buluşturması, izleyiciye bu yaklaşımları karşılaştırma olanağı sağlayacak.
Türkiye sanatından kuşakları aşan bir seçki
COPArt’ın Türkiye sanatına ayrılan programı, Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi Bey, Hoca Ali Rıza, Nazmi Ziya Güran ve İbrahim Çallı’dan modern ve çağdaş sanatçılara uzanıyor. Paylaşılan tanıtımlarda Fahrelnissa Zeid, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Doğançay ve Devrim Erbil de eserleriyle yer alacağı belirtilen isimler arasında bulunuyor.
Bu sanatçıları aynı program içinde görmek, Türkiye’de resmin gelişimini farklı sorular etrafında izlemeye imkân verebilir. Manzaranın nasıl kurulduğu, kent hayatının nasıl yorumlandığı, geleneksel motiflerin nasıl dönüştürüldüğü ve soyutlamanın hangi olanakları açtığı, seçkiye yaklaşmak için farklı başlangıç noktaları sunuyor.
Fahrelnissa Zeid, yoğun renk ilişkileri ve hareketli soyut kompozisyonlarıyla modern sanatın önemli isimlerinden biri. Figüratif ve soyut üretimleri arasında değişen resim dili, biçimlerin ve renklerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler üzerinden gelişiyor. Sanatçının çalışmaları, Türkiye’nin modern sanat tarihini uluslararası sanat ortamıyla birlikte düşünmek açısından da önemli bir yer tutuyor.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Anadolu’nun görsel kültüründen beslenen üretimiyle öne çıkıyor. Kilimler, yazmalar, kaligrafi ve mozaik gibi kaynakları kendi resim anlayışı içinde yeniden yorumlayan sanatçı, kültürel birikimi farklı malzemelere taşıdı. Resim ve mozaikten şiire uzanan çalışmaları, geleneğin yeni bir sanat diline nasıl dönüşebileceğini gösteriyor.
Burhan Doğançay’ın sanatında kent duvarları uzun soluklu bir araştırma alanı oluşturuyor. Afişler, yazılar, yırtılmış kâğıtlar ve üst üste biriken izler, resimlerinde gündelik hayatın ve toplumsal belleğin taşıyıcıları hâline geliyor. Sanatçı, sokakta karşılaştığı bu yüzeyleri kişisel kompozisyonları içinde yeniden düzenliyor.
Devrim Erbil, özellikle İstanbul yorumlarında çizgi, renk ve ritim arasında kurduğu ilişkiyle tanınıyor. Kentin mimari dokusu ve kıyıları, resimlerinde ayrıntıların tekrarlarla birbirine bağlandığı bir düzene dönüşüyor. İstanbul panoramaları, sanatçının gözlem ile soyutlama arasında geliştirdiği anlatımın en bilinen örnekleri arasında.
“Altı Usta Altı İz”: Genel program içinde altı kişisel sergi

kaynak: https://www.galerisoyut.com.tr/sanatcilar/476/burhan-dogancay
COPArt’ın kültürel mirasa ayrılan özel bölümü “Altı Usta Altı İz”, altı kişisel sergiyi bir araya getirecek. Bu bölüm, sanatçıların eserlerini kendi üretim çizgileri içinde ele alarak geniş programın içinde daha yakından inceleme olanağı sunacak.
31 Ekim tarihli Bakanlık açıklamasını aktaran haberde bu bölümün sanatçıları Fahrelnissa Zeid, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz ve Haluk Akakçe olarak sıralanıyor.
Ömer Uluç, farklı malzemeler ve ifade biçimleri arasında geliştirdiği üretimiyle insanın ve evrenin ilişkisini araştırdı. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Amerika ve Afrika’da yaşadığı dönemler, sanatçının farklı kültürlerle temas eden çalışma hayatının parçaları oldu. Üretimi, resmin olanaklarını yeni biçim ve malzeme arayışlarıyla genişletmesi bakımından önem taşıyor.
Mehmet Güleryüz’ün çalışmalarında insan figürü, toplumsal ilişkilerin ve çelişkilerin araştırıldığı bir alan. Dışavurumcu çizgisi, karakterleri ve ironisi; bedenin duruşunu, jestleri ve kişiler arasındaki gerilimi öne çıkarıyor. Resim, desen, heykel ve performansa uzanan üretimi, farklı ifade biçimlerini birlikte değerlendirmeye imkân veriyor.
Haluk Akakçe, video, resim, duvar resmi ve ses yerleştirmeleriyle çalışan bir sanatçıydı. Geometrik ve organik biçimlerin dönüşümüne dayanan görüntülerinde mimari, biyoloji ve teknoloji arasında ilişkiler kurdu. Çalışmaları, mekânı ve ölçeği algılama biçimlerini sorgulayan düşsel ortamlar oluşturuyor.
Antalya’da halka açık sanat programı

COPArt’ın kültürel miras yaklaşımı, eserlerin korunması kadar yeni izleyicilerle buluşmasını da gündeme getiriyor. Sanatçıların farklı dönemlerde ürettikleri çalışmaların bugün yeniden sergilenmesi, geçmişin görsel birikimiyle güncel meseleler arasında ilişki kurmayı sağlayabilir. Bu eserlerin tamamını doğrudan iklim temalı olarak değerlendirmek yerine, her birini kendi tarihi ve sanat anlayışı içinde okumak da önemli.
Antalya’daki programı ziyaret etmeyi planlayanlar için Yeşil Bölge ile Mavi Bölge arasındaki erişim farkı belirleyici olacak. Yeşil Bölge’deki etkinlikler halka açık ve ücretsizken Mavi Bölge’ye erişim BM akreditasyonuna tabi. “Altı Usta Altı İz” için paylaşılan duyuruda ziyaret alanı COP31 Green Zone olarak belirtiliyor.
Program: COPArt
Tema: Hâlâ Mümkün / Still Possible
Özel Bölüm: Altı Usta Altı İz
Direktör ve Küratör: Nagihan Özel
Tarih: 9–20 Kasım 2026
Yer: Antalya, COP31 alanı
Halka Açık Bölüm: Green Zone — Yeşil Bölge
Katılım: Yeşil Bölge etkinlikleri ücretsiz

