Film Yapımcıları Meslek Birliği’nin “Yönetmenlerle Film Söyleşileri” dizisi, 30 Eylül’de Hikmet Kerem Özcan’ı ağırlıyor. Bülent Emin Yarar’ın başrolünde olduğu “Hakkı”nın gösteriminin ardından gerçekleştirilecek söyleşide filmin çıkış noktası, yaratım süreci ve Özcan’ın ilk uzun metraj deneyimi konuşulacak.
Bahçesinde tarihi bir eser bulan bir adam, onu bir araba parasına satar. İlk anda bunun büyük bir şans olduğunu düşünür. Sonra sattığı eserin gerçekte çok daha değerli olduğunu öğrenir. Hikmet Kerem Özcan’ın Hakkı filmini harekete geçiren kırılma tam olarak burada başlıyor: Hakkı’nın elinden çıkan yalnızca tarihi bir eser değildir; artık onun zihninde yaşayabileceği başka bir hayat ihtimali de vardır.

Film, ailesiyle birlikte tarihi bir Ege yerleşiminde yaşayan Hakkı’yı izliyor. Yakındaki antik kentin çevresinde turistlere küçük heykelcikler satarak ve rehberlik yaparak geçimini sağlayan Hakkı, bölgenin turizmden giderek daha fazla gelir elde ettiği bir dönemde bu değişimin dışında kalmıştır. Çevresindekiler yeni ekonomik fırsatlardan yararlanırken onun hayatı büyük ölçüde aynı yerde durmaktadır. Bahçesinde bulduğu tarihi eser bu nedenle yalnızca maddi değeri olan bir nesne değil, uzun süredir kaçırdığını düşündüğü fırsatların da sembolüne dönüşür.
Eseri sattıktan sonra gerçek değerini öğrenmesi Hakkı’nın dünyayı algılama biçimini değiştirir. Artık bahçesine baktığında toprak değil, altında bulunmayı bekleyen başka bir servet görmektedir. Kazmaya başlar. Sonuç alamadıkça daha fazla kazar. Başlangıçta ekonomik bir çıkış arayışı gibi görünen süreç, giderek ailesinden ve önceki yaşamından kopmasına neden olan bir saplantıya dönüşür.
Özcan’ın filmi bu noktada klasik bir define hikâyesinden uzaklaşıyor. Hakkı, zengin olma arzusundan çok, başkasının zenginleştiğini görmenin insanda yarattığı eksiklik duygusuyla ilgileniyor. Yönetmenin Ankara Film Festivali’ndeki söyleşisinde Hakkı karakterini bilinçli olarak bir “erkeklik krizi” içinde tasarladığını söylemesi de filmin başka bir katmanını açıyor. Hakkı yalnızca ekonomik olarak geride kaldığını düşünmüyor; çevresindeki erkeklerle, özellikle de bacanağıyla kendisini karşılaştırıyor. Turizmin getirdiği yeni refahtan pay alamaması, giderek kişisel bir başarısızlık gibi yaşanıyor.

Bülent Emin Yarar’ın canlandırdığı Hakkı’nın dönüşümü de filmin büyük bölümünü taşıyor. Başlangıçta sıcak, gündelik ve yer yer mizahi olan atmosfer, karakterin kazdığı çukurlar derinleştikçe kararıyor. MUBI filmi, güç ve servet arzusunun huzurlu bir hayatı nasıl aşındırdığını anlatan trajikomik bir hikâye olarak tanımlıyor. Film 95 dakika sürüyor; oyuncu kadrosunda Yarar’ın yanı sıra Hülya Gülşen, Cem Zeynel Kılıç, Özgür Emre Yıldırım, Duygu Gökhan, Durukan Çelikkaya, Tuana Almacı ve Ahmet Kaynak bulunuyor.
Çocukken duyulan bir hikâyeden ilk uzun metraja
Filmin çıkış noktası da hikâyenin kendisi kadar ilginç. Hikmet Kerem Özcan, Hakkı fikrinin çocukluk yıllarında duyduğu ve Ege’de gerçekten yaşandığı anlatılan bir define hikâyesinden doğduğunu söylüyor. Bahçelerinde define bulan bir ailenin bu olaydan sonra hayatının altüst olması yönetmenin zihninde yıllarca kalmış. Özcan daha sonra bu hikâyeyi doğrudan aktarmak yerine hırs, açgözlülük, umutsuzluk ve “hayatın bir anda değişebileceğine inanma” duygusu üzerinden yeniden kurmuş.
Yönetmenin işaret ettiği sinemasal kaynaklardan biri de Yılmaz Güney’in Umut filmi. Ancak iki film arasında doğrudan bir anlatı benzerliğinden çok, insanın ekonomik çıkışsızlığın içinde giderek gerçeklikten uzaklaşan bir kurtuluş ihtimaline bağlanması açısından bir akrabalık kurulabilir. Özcan da Umutun kendi sinema yolculuğundaki önemli filmlerden biri olduğunu, fakat Hakkıda başka bir zamanın ve başka bir hikâyenin peşinden gittiğini belirtiyor.
1991 İzmir doğumlu Hikmet Kerem Özcan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu. Kısa filmler, belgeseller, reklam ve müzik videolarının ardından Hakkı ile ilk uzun metrajını gerçekleştirdi. Film Türkiye prömiyerini 2024’te Adana Altın Koza Film Festivali’nde yaptı; burada Adana İzleyici Ödülünü kazandı ve Özcan, Film Yönetmenleri Derneği tarafından verilen En İyi Yönetmen Ödülü’nü Erkan Tahhuşoğlu ile paylaştı. Tuana Almacı da Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü’ne değer görüldü.
30 Eylül’deki buluşmayı yalnızca bir film gösterimi olmaktan çıkaran taraf da burada. İzleyici filmi gördükten hemen sonra, hikâyenin nereden çıktığını ve bir ilk filmin nasıl biçimlendiğini doğrudan yönetmeniyle konuşabilecek.
Etkinliği düzenleyen Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) ise esas olarak film yapımcılarının mali ve bağlantılı haklarını takip eden bir meslek birliği. Bunun yanında Türkiye’de üretilen sinema ve televizyon yapımlarının tanıtımına katkıda bulunuyor, mesleki eğitimler ve yayınlar gerçekleştiriyor ve sinema alanında çeşitli etkinlikler düzenliyor. Birliğin uzun süredir yürüttüğü FİYAB İşliği kapsamında senaryo, yönetmenlik, kamera ve kurgu gibi alanlarda uygulamalı eğitimler verildi; “Yönetmenlerle Film Söyleşileri” de son yıllarda farklı yönetmen ve filmleri izleyiciyle buluşturan düzenli programlardan biri.
Bu ayki buluşmada ise merkezde Hakkı var: ekonomik olarak bulunduğu yere sıkışmış bir adamın, bir gün hayatını tamamen değiştirebileceğine inanmasının nasıl giderek sahip olduğu hayatı yok etmesine dönüştüğünü anlatan bir ilk film.
Yönetmenlerle Film Söyleşileri – Hakkı
📅 30 Eylül 2026, Çarşamba
🕡 18.30
🎬 Yönetmen: Hikmet Kerem Özcan
🎙 Moderatör: Alper Tunga Özdemir
📍 Millî Kütüphane Konferans Salonu
Düzenleyen: Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB)

