HBO Max, DC Studios’un yeni dizisi “Lanterns” için ara sezon fragmanını yayımladı. Sezonun beş bölümü geride kalırken kalan üç bölüme odaklanan görüntüler, Hal Jordan ve John Stewart’ın Nebraska’da başlayan cinayet soruşturmasının artık çok daha geniş bir tehdide bağlanacağını gösteriyor. HBO Max fragmanı tek cümleyle duyuruyor: “The blackest night is yet to come.” Bu ifade Green Lantern çizgi romanlarını bilenler açısından oldukça tanıdık olsa da dizinin doğrudan Blackest Night hikâyesini uyarlayacağı henüz açıklanmış değil.
“Lanterns”, klasik süper kahraman dizilerindeki büyük şehir yıkımlarıyla başlamadı. İlk sezonun merkezine Amerika’nın küçük bir kasabasında işlenen cinayeti yerleştirdi. Deneyimli Green Lantern Hal Jordan ile henüz eğitim sürecindeki John Stewart, Rushville, Nebraska’da başlayan soruşturma nedeniyle yan yana geliyor. DC Studios diziyi başından beri Dünya’da geçen, polisiye tonları ağır basan bir Green Lantern hikâyesi olarak tanımladı.
Ara sezon fragmanı ise başlangıçtaki polisiye yapının giderek Green Lantern mitolojisine doğru açıldığını gösteriyor.
Beş bölüm sonra soruşturmanın ölçeği değişiyor
İlk bölümlerde dizinin en belirgin tarafı Hal ile John arasındaki ilişkiydi. Kyle Chandler’ın canlandırdığı Hal Jordan, uzun zamandır yüzüğü taşıyan fakat alışılmış kahraman görüntüsünden uzak, yorgun ve sorunlu bir figür olarak kurulurken; Aaron Pierre’in John Stewart’ı onun yerine geçmeye hazırlanan daha genç ve daha kontrollü bir Lantern olarak karşımıza çıktı.
Rushville’deki cinayet başlangıçta yerel bir suç gibi görünse de Hal olayın dünya dışı bir bağlantısı olduğundan şüpheleniyordu. Dizi ilerledikçe “Manhunters” adı, Green Lantern Corps’un geçmişi ve Hal’ın sakladığı bilgiler soruşturmanın kapsamını değiştirmeye başladı. Yeni fragman, sezonun son üç bölümünde bu parçaların daha doğrudan birbirine bağlanacağını gösteriyor.
Özellikle John Stewart’ın Sinestro ile karşı karşıya geldiği sahneler dikkat çekiyor. Ulrich Thomsen’ın canlandırdığı Sinestro, Green Lantern çizgi romanlarının en önemli karakterlerinden biri ve dizinin şimdiye kadarki Dünya merkezli yapısını daha geniş kozmik geçmişe bağlayan isimlerden. Fragmanda Hal Jordan’ın esir durumda görülmesi de hikâyenin yalnızca cinayetin failini bulmaya değil, Hal’ın geçmişiyle hesaplaşmaya doğru ilerlediğini düşündürüyor.
Guy Gardner artık hikâyenin içinde
Yeni görüntülerin önemli sürprizlerinden biri de Nathan Fillion’ın Guy Gardner’ı.
Karakter daha önce James Gunn’ın DC Evreni içerisinde karşımıza çıkmıştı; şimdi Lanternsın devamında John Stewart ile doğrudan buluşuyor. The Playlist’in aktardığına göre Guy Gardner, kalan bölümlerde Hal Jordan’ın başına gelenleri anlamaya çalışan John’a önemli bilgiler sağlayabilecek.
Böylece dizi üç farklı Green Lantern kuşağını aynı hikâye içerisinde birbirine yaklaştırıyor: Hal Jordan, John Stewart ve Guy Gardner.
Bu da Lanternsın yalnızca Hal ile John arasında bir usta-çırak hikâyesi olmadığını daha açık hale getiriyor. Dizi aynı zamanda Green Lantern kimliğinin bir kişiden diğerine nasıl geçtiği, yüzüğün ne tür bir sorumluluk taşıdığı ve farklı Lantern’ların aynı görevi nasıl farklı biçimlerde yorumladıklarıyla ilgileniyor.
“Blackest Night” sözü ne anlama geliyor?
Fragmanın en fazla tartışma yaratabilecek ayrıntısı HBO Max’in kullandığı “The blackest night is yet to come” cümlesi.
Green Lantern çizgi romanlarında Blackest Night, Geoff Johns’un yazdığı ve 2009’da başlayan büyük DC olaylarından biri. Hikâyede ölü karakterlerin Black Lantern yüzükleriyle geri dönmesi ve farklı renklerdeki Lantern Corps’ların çok daha büyük bir tehdide karşı karşıya gelmesi anlatılıyor.
Ancak fragmandaki ifade tek başına dizinin Blackest Night uyarlamasına dönüşeceği anlamına gelmiyor. HBO Max ya da DC Studios böyle bir uyarlama duyurmadı. Bu nedenle şimdilik bunu hem Green Lantern okurlarına yönelik bilinçli bir gönderme hem de sezonun ikinci yarısının daha karanlık olacağını anlatan bir slogan olarak görmek daha doğru.
Yine de ifadenin rastgele seçilmiş olması zor. DC Studios’un yeni sinema ve televizyon evreninde Lanterns yalnızca kendi sekiz bölümlük hikâyesini anlatan bağımsız bir dizi değil; Green Lantern Corps’un yeni DCU içerisindeki yerini kuran yapımlardan biri. DC de daha önce Sinestro’nun dizide bulunmasının, hikâyenin Dünya merkezli yapısına rağmen karakterlerin kozmik geçmişine bağ kurulacağını belirtmişti.
Bir süper kahraman dizisinden çok polisiye olarak başladı
Lanternsı DC’nin diğer yapımlarından ayıran temel tercih, güç yüzüklerini ilk bölümden itibaren sürekli gösteriye dönüştürmemesiydi. HBO’nun kendi tanımı bile diziyi iki “galaksilerarası polisin” Amerika’nın iç bölgelerindeki karanlık bir cinayet vakasına çekildiği bir hikâye olarak anlatıyor.
Bu yaklaşım tesadüf değil. Dizinin yaratıcı ekibinde Chris Mundy, Damon Lindelof ve Tom King bulunuyor. Mundy daha önce True Detective: Night Country üzerinde çalışırken, Lindelof HBO’nun Watchmen uyarlamasını hazırlamıştı. Tom King ise doğrudan DC çizgi roman geleneğinden geliyor.
Sonuçta ortaya klasik uzay operasından çok suç dramasıyla başlayan bir Green Lantern yorumu çıktı. Yeni fragmanda daha fazla yüzük gücü, Sinestro ve Guy Gardner görülmesi, dizinin bu polisiye tabanı terk ettiği anlamına gelmiyor; daha çok ilk beş bölümde kurulan gizemin artık DC mitolojisine açıldığını gösteriyor.
Sekiz bölümlük ilk sezonun üç bölümü kaldı. Yeni bölümler pazar günleri HBO ve HBO Max’te yayımlanıyor; sezon finalinin 4 Ekim 2026’da ekrana gelmesi planlanıyor.
Ara sezon fragmanı son bölümlerin tonunu açıkça değiştiriyor: Rushville’de başlayan soruşturma artık Hal Jordan’ın geçmişi, John Stewart’ın geleceği ve Green Lantern Corps’un daha büyük sırlarıyla birleşiyor.
Ve HBO Max’in seçtiği cümle özellikle akılda kalıyor: en karanlık gece henüz gelmedi.
